Kelimelerin içini nasıl da boşaltmışız asırlar boyu. "Canım"ı bir de sahici duymak gerek sanırım, anlamını yeniden kavrayabilmek için. O da pek zor [canıım].
Anlamlarını boşalttığımız samimi kelimelere kendi sahteliğimizi yüklüyoruz, benim midemi bulandıran tam olarak bu, 'canım' kelimesi ise bunun en ünlü örneği..
Alışıyoruz aslında şaşırmak ilk etkiye nazır bir şey, daha sonra her şeye alışıyoruz, alıştığımız için de değiştirmiyoruz :) Dolayısıyla birkaç şaşırmadan sonra yerini alışmaya bırakıyor samimiyetsizlik :)
Aşırı samimiyetsizliğe alışmak da tiksinti uyandırıcı bence, tabii bu tiksinti fazla ayık zamanlarımda uğruyor bana, yani neredeyse hiç :) hep tetikte, hep ayık olamıyor insan, ya da en azından ben olamıyorum, olmuyorum.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.