Yorum

Rümicorn isimli okurun asıl gönderisini gör
İyi ki hayvanlar ve bitkiler şu bizim insancıklara benzemiyor. Ya onlar da görevlerini yapmak yerine bir an özgür olup keyif aldıkları şeyleri yapsalardı halimiz ne olurdu. Kainatta özgür olup da faydalı olan ne var ki. Güneş hayatı boyunca tek bir gün özgür olma şansını yakalasaydı şu özgürlük müptelası yazar bugün bu saçma şeyleri yazamayacaktı.
Lakin aslında burda özgürlükten kasıt, doğada nasıl ki her şey(ki asla toplu değil birey birey, çünkü her biri ayrı karakteristik özelliklere sahip, tek tür için bile) ne yapması gerekiyosa onu yapabiliyosa, insanlar(tabi ki yine toplum olarak değil herkesin kendine has bir karakteristik yapısı var) için de bu geçerli olup ne yapmaları gerekiyosa onu yapmalarını öne sürmesi. Yoksa; havlu katlamak bir tutsaklık ama dışarıdaki ihtişamı istemek bir özgürlük değil demek istediği. Eğer istediğin sadece havlu katlamaksa yani görevin bunu gerektiriyosa insan olarak kendin için, kimse sana kalk dans et senin işin bu dememeli diyemez de. Yazarın herhangi bir yerde özgürlük diye kimseyi tek kalıba sokmaya çalıştığını görmedim, aksine tek kalıba sokmak isteyen toplum normlarını yermiş her satırında.
Ben de gayet tabii insanoğlunun tek bir kalıba girmesi gerektiğine inanıyorum. Ahlakın ve erdemin değişmez değer yargıları vardır ve onların hududu da bellidir. Kainatta özgür olup faydalı olan hiçbir şey yoktur. Sadece özgür olarak keyif alanlar vardır. Kainatta faydalı olan her şey ama her şey karakteri bağlı ve görevini tam olarak ifa eden canlı veya nesnelerdir. Bir su görevini ifa etme mecburiyetiyle hayatta varlığını sürdürmeseydi çok affedersiniz kimseye altını temizletmezdi. çünkü aynı su insanın en mukaddes ve hayati gerekliliği olan şeyleri de yapıyor. içiyorsunuz, kapillerinize kan gidiyor. pislenmiş elinizi yıkıyorsunuz, temizliyor. ben ahırda bütün hayatını insana hizmet vermekle geçiren bir ineği gördüğüm zaman ürküyorum. zira onun isyan etme yahut memnuniyetini dile getirme ( dikkat edin ) hakkı ve imkanı bile yok. mecbur edilmiş. pekala kime edilmiş? hiçbir şeye mecbur edilmeyen ve özgür bırakılan bizlere mi? evet öyle görünüyor. çünkü kendimizden başka her şeyden olabildiğince istifade ediyoruz. peki kainatta her şeyi görevine mecbur kılan güç insanı neden es geçmiş acaba ? -İnsan başıboş bırakıldığını mı sanıyor ? - işte hesap dediğimiz, hesaba çekilme dediğimiz husus bu yüzden çok ürperticidir. neyse ki derin konular. insana ıstırap verir.
Aslında bu kadar alakasız daldan dala geçicek ve derinleşicek bir alıntı ve bütün olarak öyle bi kitap değil. Haklı olduğunuz noktalar var, ufaktan aşırı noktalarınız da var ama hiçbi cümle yine dediğim gibi yazarın anlattığı ya da savunduğu şeyle ilgili değil. Yani madem derinleşiceksek; ahlakın ve erdemin değişmez değer yargıları olmalı teorik olarak ama hiçbir toplumda böyle olamıyor. Ahlak ve erdem de tartışmaya açık konular olabiliyor yeri geldiğinde. Ama yine konumuzun bunla alakası yok, zira kimseye özgürlüğü için ahlaksız ve erdemsiz olunması gerektiği söylenmiyor:)Ayrıca kâinatta özgür olup faydalı olan hiçbir şey yoktur cümlesi de fazla iddialı. Yine tekrarlıyorum ne yazarın savunması ne de benim savunmam; "ben özgürüm ve canım ne isterse yaparım, kime ne olursa da umrumda değil yeter ki ben ben olayım" tarzı bi durum değil. Sadece bazı gereksizötesi baskılardan benliğini kaybetmiş ya da hiç bulamamış ya da bulmaya fırsatı olamamış kadınların/insanların bu sebepten ötürü oluşmuş travmalarını aşabilmek için kendilerine gelmeleri, daha özgür, bilinçli ve kesinlikle önce kendine sonra diğer insanlara "faydalı" kişiler olabilmelerini salık vermek adına anlatmış olduğu bazı olaylardan bahsediyor o kadar. Yani ahırdaki ineğin, suyun özgürlüğü vs. ne yaptınız, canınız derin konu konuşmak istiyosa direkt söyleyin bence daha kolay olur işimiz. Sayfalarca gereksiz yazmış olduk ikimiz de.
Sizin gibi düşünmüyorum. Örneklendirmeler bana göre alakasız değil ve konunun merkezine daha çok yaklaştırıyor ikimizi. dünyanın birçok yerine seyahat ettim. özgür olup faydalı olan tek bir insan evladı tanımadım. söylediğim şeyler mücerret veya iddia babında şeyler değil. istinadı, argümanı olan şeyler. derin dediğime bakmayın, aslında bir zamanlar çok basit ve anlaşılırdı ama şimdi kadın dediğimiz varlığın üzerine betondan handikaplar yaptılar. bu mevzu hakkında konuşmaya karar verirseniz söyleyeceğim veya savunacağım her türlü şeyin peşinen patavatsız olmayacağına kendinizi inandırmalısınız çünkü objektif olmak ahlak kurallarını iyi tasvir etmekten geçiyor. + Bu ahlak kuralları canınızı hayli-hallice sıkabilir. sebep olduğu felaketler veya uygulanmadığı takdirde ortaya çıkan her türlü gerçeklik ( yazılmış, yaşanmış, tecrübe edilmiş ) midenizin kaldıracağı cinsten olmayacağı şeyler olacaktır. çünkü özgür şekilde yürünmeye başlanan yolun nerede bittiğini söylemek zorunda kalacağım. bunu şu an müphem, üstü kapalı yazıyorum ama benimle münazaraya başlarsanız çok açık konuşacağım.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.