Aslında bu kadar alakasız daldan dala geçicek ve derinleşicek bir alıntı ve bütün olarak öyle bi kitap değil. Haklı olduğunuz noktalar var, ufaktan aşırı noktalarınız da var ama hiçbi cümle yine dediğim gibi yazarın anlattığı ya da savunduğu şeyle ilgili değil. Yani madem derinleşiceksek; ahlakın ve erdemin değişmez değer yargıları olmalı teorik olarak ama hiçbir toplumda böyle olamıyor. Ahlak ve erdem de tartışmaya açık konular olabiliyor yeri geldiğinde. Ama yine konumuzun bunla alakası yok, zira kimseye özgürlüğü için ahlaksız ve erdemsiz olunması gerektiği söylenmiyor:)Ayrıca kâinatta özgür olup faydalı olan hiçbir şey yoktur cümlesi de fazla iddialı. Yine tekrarlıyorum ne yazarın savunması ne de benim savunmam; "ben özgürüm ve canım ne isterse yaparım, kime ne olursa da umrumda değil yeter ki ben ben olayım" tarzı bi durum değil. Sadece bazı gereksizötesi baskılardan benliğini kaybetmiş ya da hiç bulamamış ya da bulmaya fırsatı olamamış kadınların/insanların bu sebepten ötürü oluşmuş travmalarını aşabilmek için kendilerine gelmeleri, daha özgür, bilinçli ve kesinlikle önce kendine sonra diğer insanlara "faydalı" kişiler olabilmelerini salık vermek adına anlatmış olduğu bazı olaylardan bahsediyor o kadar. Yani ahırdaki ineğin, suyun özgürlüğü vs. ne yaptınız, canınız derin konu konuşmak istiyosa direkt söyleyin bence daha kolay olur işimiz. Sayfalarca gereksiz yazmış olduk ikimiz de.