Türkçeye bile geçmiş olan ve "kötü işlerin karşılığı" manasına gelen "ceza" kelimesi Arapça'da iyi işlerin karşılığı olarak da kullanılır. Türkçeye bile geçmiş olan ve "bir şeyi zorla yaptırmak" anlamına gelen "emretmek" fillinin Kurandaki kullanımını incelediğinde "önermek, söylemek" manasına kullanıldığını görürsün. Ayrıca "itaat etmek" fiili de Fussilet 11'deki zıt anlamıyla birlikte kullanımına baktığında "isteyerek, gönülden" yapılan işleri kasteder. "Türkçeye bile geçmiş" argümanın ne kadar doğru? Bir dilden bir dile geçerken kelimelerin anlamı değişebilir, daralabilir. Ki bu aynı dilin içinde bile olabilir. 1000 sene önceki Karahanlı Türkçesiyle yapılan besmele çevirisine baktığında, "Ol bagırsak Tengri adıyla" olduğunu görürsün. O zamanki Türkler "bağrına basan, seven, merhamet eden" anlamında "bağırsak Tanrı" terimini kullanmış fakat sen bunu şu an elindeki Türkçe sözlüğe baktığında anlamsız bulursun. Çünkü bağırsak kelimesinin anlamı aynı dilin içinde bile zamanla daralmış.
Bunları "dilimize bile geçmiş" dediğin saçmalık üzerine yazdım.
Asıl sorum şu, 1400 yıl önceki bir Arapça metinden yanı kurandan, "darb etmek" fiilinin "dövmek" anlamında kullanıldığı ayetleri getirir misin?