Hımm burada bir etkinlik vardı dimi:)
Pamuk, kafamı karıştıran bir yazar, sevdiğim yazarlar arasında olsa da. Fikirleri, savundukları, düşünceleri değil kafamı karıştıran. Örneğin Beyaz Kale; kurgusu, fikri güzel ama benim içime sinmeyen bir şeyler var. Doğal bir akıcılık ve kurgu yok sanki. Zaten bunu kitabın sonundaki bölümde kendisi de dile getiriyor. Tarihteki bazı karakterleri inceleyip bunu kurguya dahil ettiğini. Bir yazarın eserini açıklamasını anlamlı bulmuyorum. Neden bunu okura bırakmıyor? Şunu şu karakterden esinlenerek şöyle yazdım demek, o eserin bendeki etkisini azaltıyor. Pamuk, bir romanı anlamanın o kitaptaki anlatılanın kim tarafından anlatıldığını anlamakla olabileceğini yazıyordu, Kafamda Bir Tuhaflık Var'da da kitap bölümlerden oluşuyor; her bölümün başında anlatıcı kahramanın adı belirtiliyordu. Evet, okuyucu açısından anlamayı çok kolaylaştırmıştı bu durum ama benim romanın akışında kopmama neden oluyordu bu durum. Yazar, kitapla okur arasına girmemeli, kitabını okuyucuyla baş başa bırakmalı.
Bir yandan postmodern tekniğin ilk örneklerini vermesi edebiyatımızda süregelen ana akımdan ayrılması yönüyle Pamuk kitaplarını seviyorum. Etkinlik süresince dört kitabını daha okumama vesile olduğu için NigRa'ya ve düşüncelerini paylaşan okurlara teşekkürler, iyi okumalar.