#82599256
Beni çileden çıkaran görüşlerinden biri bu olmuştu.
Eristik Diyalektik gibi müthiş bir kitap yazmış, insan psikolojisi ve düşünce tarzı hakkında son derece tarafsız ve gerçekçi gözlemler yapabilmiş biri, nasıl olur da insan ırkını kadın-erkek ayrımı yaparak tanımlamaya gelince bu kadar taraflı yorumlar yapabilir, kadınları nasıl olur da "kötücül cins" olarak tanımlayabilir anlayamamıştım. Bir müddet sonra sizin dedğiniz yere geldim: Hayatındaki kadınlarla ilgili yaşadığı travmalar. Buna ek olarak yaşadığı zamanın etkileri de var tabi.
Sonuç olarak Schopenhauer da ennihayetinde etten kemikten ve duygulardan oluşan bir insan. Her insan gibi onun da fikirleri yaşadıklarıyla güdümlü şekillenmiş.
Bu kitaptaki tespit ve fikirlerinin pek çoğuna katılmıyorum. Ama sizin de dediğiniz gibi; derdimiz Schopenhauer değil. Derdimiz hâlâ Schopenhauer gibi düşünen kadınlı-erkekli kitle. Üstelik bunların pekçoğu da bu fikirleri benimsemelerini haklı çıkaracak travmalara maruz kalmamış insanlar. Yanlış ön kabul ve şartlanmalarla edilgenleşmiş ve bundan da rahatsızlık duymayan; sorgulamayan, sorgulatmayan, sorgulayanı da ahlaksızlıkla hatta zayıflıkla suçlayan insanlar bunlar. Ve gerçekten sayıca çok fazlalar.
Uzattım kusura bakmayın. Yazacak çok şey var ama burada kesiyorum.
Schopenhauer'a şeyh gibi tapmayan birinin incelemesini okumak güzeldi. Kaleminize sağlık.