Eskiden huzuru ulaşılacak bir hedef olarak görüdüm. İçimde daima huzurlu olabilme arzusunu yeterince taşıyabilirsem o dinginliğe ulaşabileceğimi zannederdim. Oysa ki huzur ve dinginlik ulaşılacak bir hedef değil, insanın kendisine layık görüp yaratabileceği anlardan; sakinliği içine alan bir yaşam tarzı benimsemekten ibaretmiş.
Herkesin içinde yaşadığı dünya, öncelikle kendi kendisini kavrayışa bağlıdır, bu yüzden kafaların farklılığına göre yönelir: Bu farklılığa göre yoksul, dar ve sığ ya da zengin, ilginç ve anlam dolu olabilir.
Varoluşun bu kavranışından, ona ölümden korktuğumuz için değil kendi kendisi için bağlandığımız sonucu çıkar; ve bundan da yine, onun donsuza dek sürmesini görmek istediğimiz sonucu çıkar.
Büyük bir özen ve incelikle arıyor ruhum seni. Biliyorum oradasın ve varsın. Şimdi değilse bile bir gün beni bulacaksın. O bir gün geldiğinde; sana tüm şimdileri anlatacağım, sevgilim.