Bir Kant ya da bir Spencer'ın ahlâk anlayışına inanan, bununla beraber toplum anlayışında Fransız'ın, siyasete bakışta İngiliz'in anlayış biçimini kabul eden bir Müslüman, ne kadar büyük âlim olursa olsun, ne yaptığını bilmeyen bir kimseden başka bir şey değildir.
Bir adamın zihninde birbiriyle çelişik, zıt ve birbiriyle uyuşması imkânsız bunca şeyler çarpışma hâlinde bulunmakla beraber yine hepsi birden yan yana gelip durursa, artık o adamın ne kafada, ne vicdanda olması gerektiği tasavvur edilsin?
Çinlilerin ahlâk, Hintlilerin toplum, Meksikalıların siyaset anlayışını kabul eden bir Fransız ya da bir Alman acaba ne olabilir? Madem bir Fransız ya da bir Alman gibi duymuyor, düşünmüyor, hareket etmiyor, kullandığı dil, Alman ya da Fransız dili olsa da o ne Alman ne de Fransız olamaz.