Yusuf Uzun

Yusuf Uzun
@ysfuzn
4 okur puanı
Ocak 2025 tarihinde katıldı
Kusurlu bir yanımızla yüzleşip bunu kabul edebilirsek, bu yanımızın bir süre sonra ortadan kalkma olasılığı da artar. Bu çoğu kez bilinçli bir çabayı gerektirebilirse de, bazen çözüm hiç fark etmeden gerçekleşir. Böyle bir süreci başlatmış olmak, insanlarla ilişkilerimizde daha da etkin olmamızı sağlar. Çünkü kendimize karşı hoşgörülü oldukça, diğer insanların kusurlu yanlarını da daha kolay kabul edebiliriz. Dolayısıyla onlara gerçek anlamda bir şeyler verebilmemizin gururunu yaşamaya başlarız. Bu, benliğin şişmesiyle sonuçlanan gururdan çok farklı bir duygudur. İnsanın kendisine değer verebilmesini içerir.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Psikoloji
Bununla birlikte gerçeği araştırıp uygulama görevi, İslâm ahlâkını bir taraftan insanlar arasında tam bir özgürlüğün varlığını kabul etmeye mecbur etmekle birlikte, aynı nedenler dolayısıyla diğer taraftan da doğal kişisel kabiliyetlerin farklılığından kaynaklanan aynı insanlar arasında doğal olarak ortaya çıkacak eşitsizliği de kabule mecbur etmektedir.
Sayfa 145·Kitabı okudu
Alıntı
Kendisine değer verilmemiş bir insan bir başkasına değer veremez. Bunu sonradan öğrenebilmesi de ancak kendisine değer verebilmeye başladıktan sonra işleyebilen iki yönlü bir süreçtir. Bir başka deyişle, insan kendine değer verebildiği oranda başkalarına da değer verir; diğer insanlara gerçek anlamda değer verdiğini hissettikçe kendisini de değerli bulur. Yoksa bir diğer insanı yücelterek kendimizi küçültmek, ne ona ne de kendimize değer vermektir. Üstelik böyle bir durum, değersizlik duygularının gerisinde yatan düşmanca eğilimlerin ve suçluluk duygularının daha da pekiştirilmesine neden olur.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Psikoloji
Bir Kant ya da bir Spencer'ın ahlâk anlayışına inanan, bununla beraber toplum anlayışında Fransız'ın, siyasete bakışta İngiliz'in anlayış biçimini kabul eden bir Müslüman, ne kadar büyük âlim olursa olsun, ne yaptığını bilmeyen bir kimseden başka bir şey değildir. Bir adamın zihninde birbiriyle çelişik, zıt ve birbiriyle uyuşması imkânsız bunca şeyler çarpışma hâlinde bulunmakla beraber yine hepsi birden yan yana gelip durursa, artık o adamın ne kafada, ne vicdanda olması gerektiği tasavvur edilsin? Çinlilerin ahlâk, Hintlilerin toplum, Meksikalıların siyaset anlayışını kabul eden bir Fransız ya da bir Alman acaba ne olabilir? Madem bir Fransız ya da bir Alman gibi duymuyor, düşünmüyor, hareket etmiyor, kullandığı dil, Alman ya da Fransız dili olsa da o ne Alman ne de Fransız olamaz.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Alıntı
Bu nedenle toplumsal yapı kadından cazibeli muameleler, eğlenceler, hoşnutluklar talep edebileceği gibi, fikri ve ahlâkî niteliklerle erdemi de talep edebilir. Ancak ahlâkı bozuk, eğlenceye düşkün bir toplumun ihtiyaçlarının karşılanması, sağlam, ciddi ve erdemli bir toplumun ihtiyaçlarının karşılanmasından daha kolaydır. Bu nedenle kadınlar, ciddi bir toplumdan çok eğlenceye düşkün bir toplumda daha geniş bir özgürlüğe sahip bulunurlar. Bundan dolayı bir toplumsal yapıda kadının sahip olduğu özgürlük derecesi, ne o toplumsal yapının yüceliğini ve ne de kadının toplumsal kıymetini belirlemez.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Alıntı