Endişeli İnsanlar
Gerçekten çokça ters köşe oldum. Bazı karakterler hiç beklemediğim değişimler geçirdi. Her karakter bir o kadar farklı, bir o kadar karmaşık ve bir o kadar da insan… Çok yumuşak bir sonla karşılaştım aslında, okurken gözyaşlarımı tutamadım. Geçmişin, şimdinin, geleceğin hüznüyle birlikte; anlayış, empati, sevgiyle okudum. Hayat da böyle bir şey değil mi zaten? Gerçekten gün içinde elimizden geleni yapıyoruz. Yetişkin gibi davranmaya, içten içe çocuk yanımızı da dengelemeye çalışıyoruz. Tutunacak bir dal; uğruna mücadele edilecek, dört gözle beklenecek bir şeyler arıyoruz. Çok ortak yönümüz var ama birbirimize bir o kadar da yabancıyız. Gün içinde anlık karşılaştığımız kişilerin kim olduğunu bilmiyoruz. Ama bugünü de atlattık. Yarın da yeni bir mücadele başlayacak. Fredrik Backman kalemi, hikaye içerisindeki geçişler oldukça sürükleyiciydi. Normalde ben bir kitabı ya hemen bitirmek zorunda hissederim ya da ara verirsem geri dönemem… bu kitap beni ne uykusuz bırakacak kadar devam etmek zorunda hissettirdi ne de dönmek istemeyeceğim kadar uzaklaşma zamanı tanıdı… Akışta ilerledim, okumak istedim. Yazarın da dediği gibi: Bu hikaye en çok da aptallar hakkında. Öyle ki rehinelere, soyguncuya, polislere ne olduğunu öğrenmek istedim. Hepsi birer karakterden öteye geçti okudukça ve onlara ne olduğunu merak ettim. İnsanız, aptalız. Aptallıklar ederiz. Bizi bu aptallıkları yapmadan önce durduracak insanlara ihtiyacımız var. Umarım o insanları bulur ve hayatlarımızı birlikte sürdürebiliriz. Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
Tongue Fu ‘yu okuduğum süreçte çok ara verdim. Döndüğümde tam da o dönem ihtiyacım olan kısımlarda kaldığımı gördüğüm bir yolculuktu. Dolayısıyla okuyup altını çizdiğim ve gördüğüm an güldüğüm çok cümle oldu. Sam Horn ’dan okuduğum ikinci kitaptı ve yine beni oldukça memnun bıraktı.
İçeriğindeki 4 ana bölüm şunları içeriyordu;
#1 Tepki Değil Yaklaşım Gösterin
#2 Unutulacak/ Kullanılacak Sözler
#3 Çatışmaları İşbirliğine Dönüştürün
#4 İstediğinizi, İhtiyaç Duyduğunuzu ve Hak Ettiğinizi Fazlasıyla Elde Edin
Kitap sadece başkalarıyla değil, kendinizle olan iletişiminizi de sorgulatıyor. Konferanslardan örneklerle benzer durumlar yaşamış, benzer tepkiler vermiş kişilerin bu öğretileri hayatlarına aldıklarında nasıl deneyimlerden geçtiklerinden de bahsediliyor yeri geldiğinde.
30 Adımda Özgüven kadar özdeğer, özsaygı gibi kişisel algımıza doğrudan değinilmiyor ancak iletişimlerde, davranışlarımızın bizi yansıttığını güzelce tekrar fark ettiriyor.
Doğru iletişim, doğru sınırlar, doğru bakış açıları, dünyaya bakan geniş bir perspektif…
Tongue Fu’nun asıl amacı; Kendinizi sözlü saldırılara hedef olmaktan koruyacak şekilde nasıl güven içinde davranacağınızı öğretmektir. Kışkırtıldığınızda da bu zihinsel ve dilsel dövüş sanatlarını ustaca kullanarak kendinizi koruyabilmelisiniz. (Sayfa 15)
Tongue Fu ‘nun Özeti (Sayfa 14)
“Gönüllüler olmaksızın kurbanlar da olmaz.”
Umarım sizler de okursanız, en az benim kadar keyif alırsınız.
Sevmeye Kendinden BaşlaIlse Sand
Hassasiyetin kötü de iyi de olabileceği, bunları nasıl yönetebileceğimizi, kabullenebileceğimizi aşama aşama farkındalık kazandırarak göstermiş yazar. Herkesin her özelliği bu dünyada gerekli ve mutlaka bir yere sahip.
Azınlık da olsa, diğer hassas kişilerin varlığına tanık olmak o “ ‘Neden farklıyım?’, ‘Neden herkes gibi olamıyorum?’ “ düşüncelerinin güncellenmesini ve yerini daha olumlu düşüncelere bırakmasını sağlıyor.
Benim hassasiyetimin temelini gerçekten anlamak isteyen çevreme önerebileceğim bir kitap.
Kendinizi daha iyi tanımak istiyorsanız, çevreniz tarafından daha net şekilde anlaşılmak istiyorsanız bu kitaba vakit ayırmanızı tavsiye ederim.
30 Adımda ÖzgüvenSam Horn
Psikoloğumun önerdiği ve beni etkileyen yerleri çizerek okuduğum bir kitaptı. Çevremde benimle benzer sorunlar yaşayan dostlarıma da her zaman tavsiye etmişimdir. Özellikle bazı sözlerin yarattığı farkındalıklar tokat yemişim gibi hissettirmişti. Yeni, özgüvenli, kendisiyle barışık bir ‘ben’ oluşturmamda bir dönüm noktası olup hayatımda yepyeni ve tertemiz sayfalarla yola devam etmemi sağlamış bir kitaptır. Kişisel Gelişim konusunda mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.
Gündelik hayatlarımızda bu kelimeleri yalnızca “bozukluk” olarak kullandığımızı fark ettim. Kişilik çeşitlerinin etkilerini; Özellik -> Yapı -> Bozukluk olarak beyazdan siyaha bir renk spektrumu gibi düşünmek çok başka bir açı kazandırdı. Farkındalık kazanmak ve kendimle ilgili yeni bilgilere ulaşmak her zaman sevdiğim bir şey olmuştur. İlişkilerde kendimi korumama katkısı olacağı gibi, “Kendimi nasıl geliştirebilirim?”e de seçenekler sundu. Bu konuları kaleme aldığınız için teşekkür ederim. Kişiliğin Kaderin mi?Pınar Maro