• Hasret
    Bu karanlık gecenin hüzün örtüsü
    Aynı şehirdelik bile hasretlik
    Üç adımlık mesafe bile yürek sızısı
    Göz yaşı, hıçkırık, ömür törpüsü
    Ki görüşemiyorsak
    Öpüşüp sarılamıyorsak eğer
    Sevgilim sen içime uktesin
    Sürgün yemiş Nazım'ın memleket özlemi
    Devrim günleri namlunun ağzındaki çiçek
    Büyük buhranda aranan bir dilim ekmek
    En uzun yolculuğun hiç yaşanamayan heyecanı gibisin
    Sevgilim
    Sen şimdi kanayan yarasın
    Baygın bende
    Ve son sürat çekilmektesin bedenimden
    Sevgilim
    Git gide
    Şimdi
    Bulanıklaşmaktasın
  • 144 syf.
    ·Puan vermedi
    Kimi zaman yüktürinsanın hayatına ;kimi zaman sığınılan sıcacık kucak,kimi zaman güvencedir;kimi zaman korubulması gereken emanet..çünkü o kardeştir!!
    Toronto 'nun kenarında hayata tutunmaya gelmiş bi avuç göçmen ailenin hayatta kalma mücadelesinde, kapitalizmin ayakları altında ezilişini ; yalnız bir anne olan Ruth'un iki oğlu Michael ve Francis'i suça bulaşmadan büyütmeye çalışmasını, azimle yokluğa ve sefalete karşı direnişini; güçlü olan kazanır ilkesine tutunarak birbirine üstünlük taslayan,hayatın acımasız davrandığı çocukların "Ben de varım" isyanlarıyla saflıklarını nasıl kaybettiklerini yürek sızısı içinde okuyacaksınız..çünkü onlar suç işlemeden suçlu olanlar,çünkü onlar yoklukla terbiye edilenler,çünkü onlar önyargının acımasızca uygulandığı fakir insanlar,çünkü onlar zenci!!
    Kitap küçük kardeş Michael'ın ağzından anlatılıyor ve siz hem Michael 'ın var olma çabalarını, hem iki kardeş yerine uğraşmasını hem de annesine göz kulak olarak erkek annelik yapmanın zorluğunu onunla birlikte yaşayarak öğreniyorsunuz..
    Hayat,kenarındakilerin yeteneklerini,kalplerini,sevgilerini,eksiklerini umursamıyor çünkü,hayat merkezdekileri sever..
    bu kitap belki de acının tam anlatımı olabilir..hoşçakal Francis yüreğim cesurluğunu çok sevdi..hoşçakal Ruth,ruhundaki ince çiziklerden dışarı sızan yasını hiç unutmıcam!!
  • Sen kaçıncı doğru sandığım yanlış bedendeki aşksın? Sen benim kaçıncı pişmanlığım olacaksın kim bilir? Senden öncesinde de yanılmış ve sonrasında da yanacağına emin olduğum zihnimle kaçıncı kez "yanılmışım" kelimesi ile başlayan cümlelerimin öznesi olacaksın?Sen kaçıncı kişisinin güven ağacımın yapraklarından birini hunharca kopartıp giden? Gittiğini sandığın yerde, kalan birikmişlerinle, zihnimin en tıka basa dolu hatıra çukuruna istifleyeceğim kaçıncı kişisin acaba? Hep, 'Bu son artık,' diye bitirenlerden biri oldun. 'Bir daha asla,' yeminlerimin sebebisin. Şarkılar ile kulaklarımdan zihnime sızdığın anlar çoğalacak bu aralar, biliyorum.
    Kahretsinlerime de sebep olacaksın. Giden gittiği yere gelirken arkasındaki enkazı göremeyecek kadar geçmiş körlüğü yaşar. Kalan gideni gönderemediği sürece gelen hiçbir ışığı göremeyecek kadar etkili gelecek körü olur her zaman. Geçmiş ve gelecek körşüğü içinde yürek denilen ruhun organlaşmış enkazında sızılar, kırıklar, insanın ağrı eşiği limitine göre yakar canını.
    Alev içinde yanan, gidenin dumana karışmasını izlerken dumanın içinde kopan parçasının peşindedir ama sükûnetle kendi içinde bitirir kendini.
    Nazan Arısoy
    Sayfa 78 - Dokuz Yayınları
  • ❗️İstiridye İncisinin Hikayesi❗️

    ✔️🌹Bilirsin belki de bir inci nasıl oluşur?

    O göz kamaştıran, sahip olmak için servetler ödenen muhteşem mücevher aslında değer biçilemeyecek bir şeydir. O diğer mücevherlere benzemez. Çünkü diğerleri taştır, cansızdır ve hiçbir zaman canlı olmamıştırlar.

    Ama inci öyle değildir. O aslında önemsenmeyen, istiridyenin tutunduğu kaya parçası üzerinde yıllarca hatta on yıllarca uğraşarak ufacık bir kum tanesini kendi bedeninin özleri ile kaplayan muhteşem bir güzelliğe dönüştürme çabasının ürünüdür. Özü canlıdır, hayattan alır kaynağını. Ama her istiridye inci oluşturmaz yüreğinde. Belki bir inci meydana getirmek için gücü veya sabrı olmadığından belki de karşılaştığı kum tanesini inci tanesine dönüştürmeye değer bulmadığından. Belki de istiridyeler içinde Yaradan’ın seçtiği, bu uzun ve zahmetli işi kaldırabilecek, o muhteşem güzelliği oluşturmak ve taşımak için gerekli özellikleri taşıyanlar vardır yada bu tamamen Yaradan’ın lütfu ve imtihanıdır seçtiği yarattıklarına. Ama sebep ne olursa olsun inci tanesini oluşturan istiridye kıskançtır. İçinde, tam varlığının ortasında, kendi benliğini ekleyerek, bin bir kalp sızısı çekerek oluşturduğu o muhteşem güzelliği korumak ve göstermemek için kapatır kabuklarını çevresinde bir şeyler varsa.

    Ve incisini ondan almak ancak o sımsıkı kapalı kabuklarını ayırmakla mümkün olacaktır. Direnir istiridye, vermek istemez varlık sebebini. Evet o sadece bunun için gelmiştir bu dünyaya. Çoklarının önem vermediği bir kum tanesini yüreğinin tam ortasına koyup tüm dünyayı kendine hayran edecek bir güzelliğe dönüştürmek için. Dayanabildiği kadar dayanır.

    Ama dayanacağı sınır aşılıp da kabukları ayrıldığında herkesin gözünü kamaştıran, kendi özü ile beslediği yürek sancısı çıkar ortaya.

    Çoğu kez istiridyenin yüreğini almak ile incisini almak aynı şeydir. Ölür gider o sessiz maviliklerde, göz yaşları belli olmadan ağlayarak kaybettiği yürek yangınına. O hayatın kaynağı mavilikler, yaşam okyanusu mezarı olur onun. Ama kalbi ayrılığa dayanamayıp ölse de incisinin, yürek sancısının koruyucu kabuğu, onun yasını tutmak ve o bembeyaz ışıltının bir zamanlar onun içinden yayıldığını dünyaya haykırmak için zamana, o acımasız cellada kafa tutar elinden geldiğince tevazuu ile sessizce

    Varlık sebebi özünü kullanarak bir inci oluşturmaksa yüreğinde Yaradan’dan hediye bırak kor gibi yanarak ışıltısını versin sevgi denen inciye yok olma pahasına, ve büyütsün onu yüreğinde çatlayana kadar.

    Ve unutma ki ne her kum tanesi inci olabilmek adına seçilmiş olabilir, nede her istiridye bu kadar sabırlı canından can katarak özünü varlığını ortaya koyar.

    Yaşamda karşılaşacağımız her probleme gelişmemiz için bir fırsat çerçevesinde bakmalıyız.
    Azmin getirdiği cesaret ve kuvvetle, sorunlarımızın ve zayıflıklarımızın üstesinden geliriz.

    "İnsan İnandığına Denktir."🌹✔️
  • Herkesten sakladığı bir hüzün, bir yürek sızısı güzel yüzünü gölgeliyordu sanki.
  • Susuzluk iyidir,, özlem iyidir, yürek sızısı iyidir çünkü gözyaşı diyarından gelir.