tabula rasa, Göz'ü inceledi.
 01 Oca 17:15 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Gözümüz bizden bağımsız kendimizi gözetler olsa ansızın neler olurdu?
Net hatırlamıyorum ama yazın başıma böyle bir şey gelmişti ;) ilki bir baygınlık-sersemlik anında. Kapı çalıyor, düşmek üzere ayağa kalkıyor, üçüncü bakışla kendimi başka bir boyuta sürüklenmiş buluyorum. Kapıya yaslanan ben değilim, biliyorum. Düşündüklerimin benle bile ilgisi yok :) Vedalar diyorum önceden yapılmalı, bilinçsizlik anında insan gerçekten bir başkasının bakışında buluyor kendini. Bir diğerinde hiç çözemediğim bir sorunun üzerinde volta atıyor algım. Kendime gelip yanımdakine anlatıyorum aklımdan geçenleri, tepkisi şu şekilde oluyor; 'tabula sen kafayı yemişsin' :) eh, pek de yalan sayılmaz.
Göz başlıklı bu roman Milan Kundera'nın Kimlik romanına da götürdü beni biraz hatta Öteki adlı filme.

"Aynaların olmadığı bir dünyada yaşamış olduğunu farzet. Yüzünü düşleyecektin. Yüzünü sendeki bir şeyin bir tür dışa yansıması gibi tasarlayacaktın. Ve sonra sana 40 yaşlarında bir ayna verildiğini düşün. Ne biçim bir dehşete düşerdin biliyor musun? Bütünüyle yabancı bir yüz görecektin! Ve şimdi reddettiğin şeyi açık seçik anlayacaktın:
Yüzün sen değilsin!”
Dışardan nasıl olduğumuz, neye benzediğimi, ne yiyip ne içtiğimizi, hatta neye benzetileceğimizi o kadar ezberlemişiz ki biri imgelemimize aleyhte bir iddiada bulunsa hayır hayır diyere çıkışmaya başlarız dehşetle. 'Benim kim olduğumu nereden bileceksinin ki?' Elbette, ne bilsinler. Ama şu var; asıl siz biliyor musunuz, aynalarla dolu bir odada başkasının silüetine gözünüz takılıyor ve kendinizi 'o' olarak adlandırıyorsunuz ve bir gün aynalardan uzaklaşıp gölgenizi fark edince çatttt! Koca bir oyuk açılıyor bellekte, hayatımı benim yerime yaşayan kimdi?
Aynadan önce olan, göz. Biz aslında birbirimizin gözlerinde var oluyoruz izleklerden önce, şeklimiz, tadımız böyle belirlenip kategorize ediliyor. Zamanı gelince bir paket margarin seçer gibi hafızadan seçiliyor imaj. :)
kaç tane hayatımız var buna gelelim, bize göre bir belki, ama üzerimize çarpan kirpik adedince belki. Bunu bilemeyiz. Ama hangisini seçip kullanabileceğimizi,
kişiyi gözün saran gözün ağımsı tabakaki zincirleri gevşetmek göz önüne alınabilir belki. Ama, ama olmaz, ben böyle alışmışım, yapmayın lütfen; biz bize yakıştırılamayan her şeyiz sonuçta.
Roman birinci tekil şahısla başlar, anlatıcını 'gözüyle' bakarız olaylara, kırılma anından sonra bir başka cam yerleştirir tamirciler; huysuzlanır ama ses çıkarmayız. Üçüncü kişi anlatımıyla merceğin ortasına düşeriz, bu bakış açısı için yarı tanrı bakışı derdi hocalarımızdan biri. Bu kısımdan sonra Yuri Oleşa aklıma nedense, Kıskançlık. Büyülü metinler birbirini çağırır belki bu sebepten. Yeni kişinin gözünden herkesi gözetler, her odaya gireriz. Peki ama bu kahin bakışın sahibi hiç mi kırpmaz gözlerini deriz yavaş yavaş. Gözün sahibi, bakışına kendini de hapsedebilmiş, tutsaklığından çatlaklar vasıtasıyla kurtulmayı umut eder. Peki tüm bu kırıklar körleşmeyi müjdelemez mi? Mutluyum der, üçüncü göz.

"Al heybeni
Ört yüzünü
Ve git
Gece altında
Beyazlar yol
Vakit geç
Defol git
Geçsin
zaman
Unut bir gün yaşadığını
Öl bu zamanda
Ve başla yeniden
Soyunan
evrenin son noktasına
Doğru yürümeye
Değiştir elbiseni
Koru derini
Böylece gizlenir doğru yanlışın altına
..."

Fırat Özbey, Kıskançlık'ı inceledi.
 04 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 7/10 puan

Okuduğum ilk e kitap olması tesadüfen biraz ironik oldu. Kitabın kendisi gibi. Eski ve yeninin karşılaştırılması mı desem yoksa eski ve yeninin ironisi mi? 2.si daha doğru sanki. Anladığım kadarıyla söyleyeceğim şu ki; anladığımdan daha fazlasını söylediğim görülmüş birşey olmamakla birlikte belki duyulmuştur. İtiraf edeyim duyulmuşsa yalandir zaten. Kitaba geri dönersek, bu cümleyi çok kullaniyorum günlük hayatımda, konuya geri dönersek vb. Benim sorunumda bu heralde odaklanamamak. Aklım sürekli dağılıyor. Neyse. Yazar eskiye özlem mi duyuyor yoksa yeniye, yani sosyalizme hayranlık mı? Emin olamadım, alay yada ironi o kadar güçlüki tam karar veremedim o yüzden yazarı boşverelim, ana kahramanların konumuna bakalım. Ağabey Babicev sistemin has adamı. İvan sistem karşıtı ama hiçbir şeye tutunamamiş. Kavalyerov'sa kadri kıymeti bilinmemiş, arada kalmış esas oğlan. Eskiyi İvan ve Kavelyarov'dan dinliyoruz. Boş laflar, komik felsefe. Yazarin tileri. Babicev ve oyuncağı Volayda yenici. Yer yer mantıklı konuşuyorlar aralarında ama, yazar öyle fena bir adam ki bu herifleri sevmemize engel oluyor. En sevmediğim kahramanların 1.si Volayda 2.si Babiçev.3.neydi o kızın adi. İvan komik adam ama.
Kitabi elinde tutacaksın sayfaları  hissedeceksin kitabın kokusunu duyacaksın diyen benin ilk e kitabi. Eski ile yeninin ironisi. Kitabin etkisinde kaldığımı söylemeliyim. Hoş kitaptı, okumanızı öneririm.

Fırat Özbey, bir alıntı ekledi.
26 Tem 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

...çevremde bir sürü kişi toplamak istiyorum. Seçim yapabilmek ve aralarından en iyisini, en parlak olanını seçmek için, ikna etmek için olacak bu grup... bir duygu grubu.

...evet, bu komplo, dünya ölçeğinde barışçıl bir ayaklanma. Dünya Duygu Gösterisi.

Kıskançlık, Yuri Oleşa (Kırmızı Kedi)Kıskançlık, Yuri Oleşa (Kırmızı Kedi)
Fırat Özbey, bir alıntı ekledi.
26 Tem 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

...başkalarının pencerelerine bakıyor, başkalarının merdivenlerini tırmanıyorum. Ara sıra yabancı gülüşlerin peşinden, bir kelebeğin peşinden koşan doğa bilimci gibi hoplaya zıplaya koşuyorum! Haykırmak istiyorum: 'Durun! O fundalık nasıl renkleniyor, gülüşünüzün dayanıksız ve düşüncesiz pervanesi nereden uçup geldi? Bu fundalık hangi duygudan? Hüznünüzün pembe yaban-gülü mü yoksa sığ hırsınızın frenküzümü mü? Durun! Bana lazımsınız...'

Kıskançlık, Yuri Oleşa (Kırmızı Kedi)Kıskançlık, Yuri Oleşa (Kırmızı Kedi)
Fırat Özbey, bir alıntı ekledi.
26 Tem 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

...bana göre bir dizi insani duygu imha ediliyor..."

Kıskançlık, Yuri Oleşa (Kırmızı Kedi)Kıskançlık, Yuri Oleşa (Kırmızı Kedi)
Fırat Özbey, bir alıntı ekledi.
24 Tem 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Gölgeden bile hafif, en hafif gölgeyi, yağan karın gölgesini bile kıskandırabilir.

Kıskançlık, Yuri Oleşa (Kırmızı Kedi)Kıskançlık, Yuri Oleşa (Kırmızı Kedi)
Fırat Özbey, bir alıntı ekledi.
23 Tem 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Üçüncü bir şahıs, beni, onu izlerken, delirmeye zorluyor.

Kıskançlık, Yuri Oleşa (Sayfa 20 - Kırmızı Kedi)Kıskançlık, Yuri Oleşa (Sayfa 20 - Kırmızı Kedi)
tabula rasa, bir alıntı ekledi.
22 Tem 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...öç almamız gerek bizim. Hem sizin hem benim -bizim gibi binlercesi var- öç almamız gerek. Kavalyerov, düşman her zaman yel değirmeni olarak görünmez. Bazen de, yel değirmeni yerine koymak istenen şey, bir düşman, fatih, kayıp ve ölüm getiren şeydi. Kavalyerov, sizin düşmanınız gerçek bir düşman. Ondan öç alın. İnanın bana, bir vaveyla koparıp gideceğiz. Yeni dünyanın kibrini kıracağız. Dış kapının mandalı değiliz. Biz de tarihin gözdeleri olmuştuk.

...hakkınızda konuşmalarını sağlayın Kavalyerov. Besbelli: Her şey yok olacak, her şeyin yazgısı belli, çıkış yok - öleceksiniz, kalın burun! Aşağılamalar gitgide artacak, her gün bir düşman süslü püslü bir genç gibi serpilecek. Öleceğiz: Bu besbelli. O yüzden kendi ölümünüzü süsleyin, onu havai fişeklerle güzelleştirin, sizi sıkan giysinizi yırtıp atın, öyle bir veda edin ki sizin 'elveda'nız asırlarca duyulsun."

Kıskançlık, Yuri OleşaKıskançlık, Yuri Oleşa
tabula rasa, bir alıntı ekledi.
22 Tem 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...tuhaf bir konuşma duyuyorum. Usturadan bahsediyorlar. Gırtlağını kesen akılsız bir adamdan. O sırada bir kadının adı geçiyor. Adam ölmemiş, beceriksiz, boğazını dikmişler - ve o da tekrar aynı yeri kesmiş. Kim bu? Gösterin onu, o bana lazım, onu arıyorum. Ve kadını arıyorum. Kadın, şeytani bir kadın ve adam, trajik sevgili. Ama nerede aramalı adamı? Sklifosovski Hastanesi'nde mi? Ya kadını? Kim o? Bir tezgâhtar mı? NEP spekülatörü olan kadın mı?

...kahramanları bulmakta zorlanıyorum...

...kahramanlar yok...

...başkalarının pencerelerine bakıyor, başkalarının merdivenlerini tırmanıyorum. Ara sıra yabancı gülüşlerin peşinden, bir kelebeğin peşinden koşan doğa bilimci gibi hoplaya zıplaya koşuyorum! Haykırmak istiyorum: 'Durun! O fundalık nasıl renkleniyor, gülüşünüzün dayanıksız ve düşüncesiz pervanesi nereden uçup geldi? Bu fundalık hangi duygudan? Hüznünüzün pembe yaban-gülü mü yoksa sığ hırsınızın frenküzümü mü? Durun! Bana lazımsınız...'

...çevremde bir sürü kişi toplamak istiyorum. Seçim yapabilmek ve aralarından en iyisini, en parlak olanını seçmek için, ikna etmek için olacak bu grup... bir duygu grubu.

...evet, bu komplo, dünya ölçeğinde barışçıl bir ayaklanma. Dünya Duygu Gösterisi.

...diyelim, kanlı canlı, yüzde yüz ikbal düşkünü birini buldum. Ona şöyle diyeceğim: 'Ortaya çık! Seni yıpratan şeyi göster onlara, onlara ikbal düşkünlüğünün ne olduğunu göster. Öyle şeyler yap ki şöyle desinler: Ey, alçak ikimi düşkünü! Ey, güçlü ikbal düşkünü!' Ya da, diyelim, şans eseri ideal bir düşüncesiz buldum. Ona da rica edeceğim: 'Ortaya çık, düşüncesizliğin gücünü göster, göster ki seyirciler somut bir şekilde görebilsin.'

Kıskançlık, Yuri OleşaKıskançlık, Yuri Oleşa
tabula rasa, bir alıntı ekledi.
22 Tem 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...bilirsiniz, elektrik lambasının beklenmedik bir biçimde karardığı olur. Söndü, dersiniz. Ve bu sönen lamba sarsılırsa, tekrar parıldar ve bir süre daha yandığı olur. Lambanın içinde bir kaza olmuştur. Tungsten telleri kırılmıştır ve kırık yerlerin temas etmesiyle lamba hayata döner. Kısa, yapay, açıkça sönmeye mahkûm bir yaşam — hummalı, aşırı gergin bir parıltı. Ardından karanlık basar, hayat geri gelmez ve karanlıkta sadece ölü, yanıp bitmiş teller sarsılır. Beni anlıyor musunuz? Ama kısa bir ışıltı muhteşem bir şey!
...sarsmak istiyorum...
...sönen çağın kalbini sarsmak istiyorum. kırık yerler temas etsin diye kalp lambasını sarsmak...
...ve bir anlık muhteşem bir ışıltı yaratmak...

Kıskançlık, Yuri OleşaKıskançlık, Yuri Oleşa