İhtiyacım varken kimsenin yanımda olmamasına artık kırılmıyorum. Hatta garip bir şekilde bunu seviyorum. Çünkü insanı en hızlı kendine getiren şey, en zor anında yalnız kaldığını fark etmesi. O an anlıyorsun; herkes iyi gününde yanında olabilir ama gerçekten güvenebileceğin kişi sayısı çok az. Beklentilerin azaldıkça gözün açılıyor, kimsenin sözünden çok davranışına bakmayı öğreniyorsun. Bir mesajın gelmediği, bir elin uzanmadığı zamanlarda insan büyüyor aslında. Kendi yükünü kendi omzunda taşımayı öğreniyorsun. Ve bu bazen can acıtsa da insanı daha güçlü, daha sakin ve daha gerçek biri yapıyor. Çünkü bazı hayal kırıklıkları üzmek için değil, uyandırmak için var.