• Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır. İnsanın yüzü bir kitap gibi okunabilir. İfadeniz bomboşsa hiçbir şey yaşamadığınız fark edilir.
  • İYİ DÜNLER

    Yok dil sürçmesi değil, başlık doğru, bazı insanlara gerçekten iyi günler yerine iyi dünler diyesim geliyor:)

    Geçmişe odaklı bir yaşam sürmek, sürekli olarak geçmişi düşünmek, yaptığımız hataları, endişe ve pişmanlıkları zihnimizde çevirip durmak güzel bir yaşama şekli değil.

    Geçmişe fazla odaklandığımızda geleceğimizin istediğimiz gibi şekillenmesine de engel oluyoruz sanki.

    Yaşamanın en güzel şekli kuşkusuz içinde olduğumuz anda kalabilmek. Diğer yandan bu her zaman mümkün olmuyor, insan andan kopuyor, geçmişe veya geleceğe seyahat ediyor zihin.

    İkisi arasında bir seçim yapacak olsaydım geleceğe seyahat etmeyi tercih ederdim. Yarınım orada, hayallerim orada, henüz ulaşmadığım en iyi halim orada.

    Arkaya bakarak öne doğru ilerleyen bir insan gördünüz mü?

    Bakış açımız bugünden geleceğe doğru olmalıdır. Her detayı düşünmekten her şeyi planlamaktan ve bunları yaparak geleceği belirli ve sıkıcı hale getirmekten bahsetmiyorum elbette.

    Güzel hayaller kurmaktan bahsediyorum, her gün 15-20 dakika yeter, bir kahve eşliğinde olabilir, en güzeli yazarak çizerek yapmak.

    Bir defter alın ve hayallerinizi yazın, yüzünüz güneşe bakar gibi geleceğe dönük olsun, emin olun bu içinizi ısıtacaktır.

    Her gün aynı şeyi bile yazabilirsiniz, varsın sizin hayaliniz bir tane olsun, bin tane geçmiş hikayeden iyidir belki bilemeyiz.
    Yok ben illa geçmişi düşüneceğim diyorsanız bari geçmişteki başarılarınızı veya keyifli anlarınızı düşünün, bırakın bunlar size gelecek için güç versin.

    Geçmişten ders almak ve aynı konuda aynı hataları tekrarlamamak elbette önemli, ama geçmişi düşünüp pişmanlıklarımızı ve üzüntülerimizi tekrar tekrar yaşamak bir şey kazandırmıyor.

    Hadi gelin bir çizgi çekin bugün ve yeniden başlayın, ya anda kalın ya da güzel geleceğinize biraz odaklanın.

    Sevgi ile kalın.
    "Mutlu yıllar"
  • Ölüm tüm yaşam boyunca taşıdığınız maskeyi söküp atar ve gerçek yüzünüz ortaya çıkar.
  • Yüzünüz sizin yaşam haritanızdır. Yüze bakarak, insanların bilgi ve birikimi hakkında fikir edinebilirsiniz.
    Geniş alınlar, entellektüel, birikimli ve aktif düşünen birey olduğu anlamına gelebilir.
  • 226 syf.
    Kitabı bitirdim ancak okumaya değer mi, değmez mi veya tavsiye edilmeli mi? Bu sorulara kafamda net bir cevap oluşturamadım. Bunun sebebi de açık aslında; vican ve yetiştirilme tarzı. Yani kitapta verilen ögütlerin tamamı benim hayatıma ters düşen şeyler.

    Kitabın girişinden de anlayabileceğimiz üzere, iş adamı olmak isteyen, o ruhunu bi' yavaşça yere bıraksın bakalım. Dinini, kutsal kitabını, toplumda kabul görmüş iyi-kötü kavramlarını, dostlarını şöyle elinin tersiyle itmeden bu işlere hiiiç bulaşmamak gerek. Dönüşü olmayan bu yola girmekte ısrarcı mısınız?

    Madem okuduklarım yaşam tarzıma zıt düştü, bu incelemeyi neden yazıyorum? Çünkü zıtlıklar olmasaydı inandığımız şeylerin değeri de olmazdı. Kötülük dediğimiz kavram olmasaydı iyilikten söz edebilir miydik? Ayrıca hayata dair sağlıklı bir sorgulama yapabilmek ve art niyetli insanları kolay analiz edebilmek için her türden fikirlere açık olmalıyız. Bakış açısını genişletebilmenin en etkili yollarından birisi farklı fikirlere açık olmaktır. Tabii ki her bilgiyi hemen kabul etmek yerine bol bol araştırma yapıp enine boyuna incelemek gerekir. Hadi ruhunu şeytana sat diyen herkese, yettim abi diye koşmamalı.

    Yazar, (başarılı!)işadamı olmak isteyenlere, hayatının her alanında yapması gerekenleri tek tek aktarmış. İş hayatı, sosyal hayat, siyaset, aşk, evlilik, insan ilişkileri, kişilik planlama, ev dekorasyonu, mal mülk yönetimi, çevrecilik vs... Mesela yalan söylerken yüzünüz kızarıyorsa geçmiş olsun, daha çok toysunuz. İşadamı olmanın en temel özelliklerinden birisi, söylediğin yalana kendin bile inanacaksın. Yalanların artık kendi gerçeklerin olacak.
    Yalanın ortaya çıkması hiç önemli değil, önemli olan tutarlı olabilmek. Sonuçta yalanı başka bir yalanla rahatlıkla kapatabilirsin.

    Kitapta yazılanların gerçeklerden uzak şeyler olduğunu asla düşünmüyorum. Tam tersi çoğu bilgi gerçek. Ancak sorun şu ki, bir insanı öldürebiliyor olmak öldürmeyi gerektirmez. Bu kadar hırs, kin, öfke neden, niye tavsiye ediliyor? İşte o kısım benim kafama yatmayan nokta.
  • 288 syf.
    ·Puan vermedi
    Yine kendinizi sorgulayacağınız bir soru ile başlıyor kitap. Yaşıyoruz yaşamasına da yaşamayı biliyor muyuz? Yaşam geçip giden zamandan ibaret mi? İlber Ortaylı kaleme aldığı bu kitabında bize yaşam rehberliği yapıyor. Hayat kişiye göre şekillenir fakat genelleme yapacak olursak yahut olanaklar içerisinde ânımızı güzelleştirmek ve değerli kılmak için seçilebilir bir başucu kitabı. Bir hayatın sadece verimli yaşanmasına bakılmaz; onu güzel kılmak da önemsenir.
    Değindiği konular genel olarak herkesin muzdarip ya da eksik olduğu şeyler. Sohbet söyleşi şeklinde ele alınmış bir kitap bu. Ancak sayfaları öyle okunup geçilecek cinsten değil, önce hazmedeceksiniz o cümleleri. Çünkü lafı esirgememiş hiçbir konuda. Başarı tesadüf değilmiş bunu öğreniyorsunuz. Herkes kendi talihinin mimarıdır. Yani İlber Hoca kendi imkanlarını sonuna kadar kullanmış, en iyi hocalardan ders almış, en iyi okullara gitmiş, geleceğini sağlam temeller üzerine atmış ve oldukça da harikulade yapmış bu işi. Biz gençler için oldukça isabetli tespiteler yapmış ve bize sorumluluklarımızı hatırlatmış. Özellikle 25 yaşa vurgu yapmış çünkü "Esas olan 25'ine kadar öğrendiklerinizdir..." diye bir cümle geçiyor, sonra da sizi önemli bir soru esir alıyor; kalan zaman içerisine ne kadar başarı, kitap, yabancı dil sığdırabilirsin? Ve hemen akla daha önce okuduğum "Onlar Benim Kahramanım" ve "Hayata Yuvarlandım" kitapları geliyor çünkü imkansızlıkların içinden hayat çıkaran hikayeler bunlar. O halde ânın kıymeti bilinmeli ve harekete geçilmeli. Hatırlarsınız; yeni evlenecek çiftlere, mobilyaya çok para harcamamalarını, o parayla (ve o güzel yaşta) dünyayı gezmelerini salık vermişti. E taktir edersiniz ki seyahatin önemini, gezip görmenin ve keşfetmenin gerekliliği konusuna da özel olarak değinmiştir. Eğer gezecek rota arıyorsanız bu kitabı okumalı ve listenize bahsedilen yerleri eklemelisiniz aksi hâlde pişmanlık kaçınılmaz olur. Bir diğer konu ise monotonluk. "Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır. İnsanın yüzü kitap gibi okunabilir. İfadeniz bomboşsa da hiçbir şey yaşamadığınız fark edilir. Bundan kaçının, monotonluktan uzaklaşın. Yüzünüz ifadesiz kalmasın."
    Alışkanlıklarımız çok önemli fakat bu tekdüze olmamalı. Gezmek, keşfetmek, kendimizi yetiştirmek ve daha binlercesi sıralanabilir. Merak edeceksiniz asıl. Hiçbir şey bu merakınızın önüne geçememeli çünkü merak varsa her şeyin başlangıcını yapabilirsiniz. Merak edin ve cesur olun.
    Yaşamak ciddi bir iştir, öylesine değil, kendin için ve yaşadım diyebilmek için es geçmemelisin hiçbir ayrıntıyı.
    Okuyun, notlar alın ve kendinize hatırlatın. Evren sizin olduğunuz yer kadar küçük değil, kim bilir şuan siz öylesine boş bir şekilde dururken diğerleri kendileri için neler yaptı. Bir insanın bittiği an, miskinliğe esir olduğu andır.