Biz onunla o gün orada iki yanına yürüdük Galata'nın, her geçtiğimiz balıkçı ile biraz daha uzaklaştık ve o Eminönü'nde ben ise Karaköy'de bir siluete dönüşümüzde arkamıza bakıp son bir kez el sallamak için artık geçti.
O gün biz onunla o kadar uzaktık ki birbirimize, her şey için artık çok geçti.
Biz o gün onunla o kadar uzaktık ki birbirimize kabuklarını atacak yer bulamadı kestanelerin ve benden ilk defa yardım istemedi ufak da olsa bir sıkıntısı olduğunda. İşte o kadar uzaktık biz sarılmış dolunayı izlerken Galata'nın üzerinde.
O günün o anında avucum o kadar uzaktı ki ona ve ona ait olan her şeye, o andan sonrasında ısınmak için sadece yüz gram kestane olacaktı içinde.
Kestane almıştım az öncesinde ona ısınsın diye, oysa üşümezdi eskiden yanımda.