Spoiler içerebilir, sevgilerle!:)
Olağanüstü Bir Gece adlı hikayeyi okumuş olmama rağmen anlık bir dikkatsizliğim sonucunda bu kitabı okuyor olarak kaydettim ve de alıntı eklediğim içinde de silmek istedim. Her neyse, bunlar ufak tefek problemler. Gelelim okuduğum "Olağanüstü Bir Gece" hikayesine. İsminden ötürü dikkatimi çeken bu hikayeyi okurken karakterin kaygısız ve narsist halleri beni yer yer kızdırdı. Kendisine kalan bir servet sonucunda koca bir bal kovanının içine düşmüş ayı misali hayatına devam eden karakterimiz, yaptığı hırsızlık sonrasında yaşadığını hissetmeye başlamış, bak sen. Hikayenin sonlarına doğru tam da cidden bu muydu olağanüstü olan o gece diyecekken yazar sanki beni duymuşçasına öylesine bitiriverdi ki hikayeyi " vay be" diyesim geldi.
Kısaca "kimse sınanmadığı günahın masumu değildir" diyerek bitirdi. Farkında olmadan verdiğim spoiler varsa da canım sağolsun değil mi?
İşin esprisi bir yana yer yer verilen bağlam betimlemeleri çok hoşuma gitti, vesselam.
Kitabı yarım bırakmaya niyetlenirken diğer okurların incelemelerine göz atmak istedim... Adamakıllı okumaya çalıştığım ilk şiir kitabı olacak sanırım.. yarım bırakmak yok, devam:)
Sayfa 59'da taş mektepteki bir hocanın padişah tarafından kendisine oğlum diye hitap etmesinden sonra kendisinin şehzade olduğuna inanıyor ve öyle düşünüyor. Böyle bir durum söz konusu değil.
O hocanın durumu ile şu an günümüzde çok fazla düşünen insanların yaşamış olduğu durumun aynı olduğunu düşünüyorum. Burada da belirtmek istedim. Yani bir kelime üzerine dahi çok fazla düşünüp hiç olmayacak şeyler çıkartabiliyoruz maalesef.:) Puslu Kıtalar Atlası