• 479 syf.
    **Spoiler YOKTUR**

    Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar paralelindeki diğer romanı: Tehlikeli oyunlar...

    Yine yaşamasını bilmediği halde; kendini anlayabilme/çözme yolunda, sürekli kendiyle didişmesiyle kuşatılmış bir ruhtan, bir karakterden oluşuyor anakahramanımız: Hikmet Benol.

    Oğuz Atay her iki romanından ( Tutunamayanlar ve Tehlikeli Oyunlar) anladığım kadarıyla olayların üzerinde pek durmuyor, yazarın; öyle oldu, sonra böyle oldu gibisinden bir romancılık anlayışı yok. Onun esas olayını; karakterlerin yaptığı, ettiği, ilişki içerisinde olduğu kimselerle, bu kimselerin girdiği-çıktığı yerler oluşturmuyor: Bu karakterlerin direkt içi, özü, ruhu oluşturuyor; küçücük olaylar bu içsel devinimlerde büyüdükçe büyüyor, nedenleri ve sonuçlarıyla birlikte tüm olaylara, topluma, ülkenin bulunduğu duruma ışık tutuyor; bu küçük küçük parçalar; bütünü görmeyi kabil kılıyor.

    Oğuz Atay; Tutunamayanlar gibi bu kitabında da yine sürekli yaptığı ruhsal çıkarım ve analizlerle, yerinde ve dokunaklı tespitlerle, herkesin; (anlayabildiği) her cümlesinde "evet, aynen öyle" diyebileceği ifadeler ve teşhislerle karakterin hatta karakterlerin aslında kendisi olduğunu hissettiriyor, kendisini okutuyor.

    Oğuz Atay romanları; kolay okunabilen, sürükleyici veya akıcı romanlar değillerdir. Bunda yazarın dilinin ağır olması veya kelimelerin günlük yaşamdan kopuk seçilmesinin tesiri yoktur. (Tehlikeli Oyunlar’daki Hüsamettin Albay’ın ve albayın sürekli atıfta bulunduğu Mütercim Arif’in konuşmalarını ve yazılarını saymazsak): Bu romanların zor anlaşılır oluşunun altında; kelimelerin cümleleri derine derine itelemesi, yani okuyucuda iyi bir empati ve tecrübe gücüne ihtiyaç hissetmesi yatar. Özeleştiri yapmayan, durumları analiz etmeyen, olaylarda kendini başkalarının yerine koymayan, kritik düşünmeyen kişilerin anlayacağı türden romanlar değildirler. (İlk okumamı dört sene evvel yapmıştım, ikinci okumamı iki ay içinde henüz bitirdim, iki okuma arasında dünya kadar fark var mesela ama halen Hüseyin Tambay’ın gerçek kişi mi, Hikmet Benol’un kafasında kendi yarattığı kişi mi olduğunu çözemedim:).)

    Oğuz Atay kitapları mutlaka okunmalıdır ama zamanı geldiğinde... Ukalalık veya küstahlık ettiğimi sakın düşünmeyin() ama bir hevesle, özentiyle veya yaşantı ve edebi alt yapı olmadan anlarım inadıyla ele alma eylemi; bu romanları yarıda bırakma ve bu romanlar üzerinde olumsuz duygular oluşturma tehlikesinden daha çok; bir daha bu cevherleri, ileride/zamanı geldiğinde dahi ele almama daha büyük tehlikesi ile karşı karşıya bırakabilir.

    Tehlikeli Oyunlar ve Tutunamayanlar kitaplarına hazır olduğunuzda, kitabın içine girip karakterleri ayırt edebildiğinizde, yazarın kimle konuştuğuna (evet yazar kendisiyle bile çok konuşuyor, hiç susmuyor) fark getirdiğinizde, daha önemlisi tüm bunlardan kendinize pay çıkarabildiğinizde, bir yerlerde kendinizi bulduğunuzda/bulabildiğinizde Oğuz Atay’ı çok seveceksiniz, öldüğüne hele genç yaşta öldüğüne, kıymetinin (kendisinin bile romanlarında bahsettiği gibi) öldükten sonra ortaya çıktığına, neden biraz daha yaşamadığına, yaşasaydı da günümüz; dehasının mizahından ve ironik değerlendirmelerinden payını alsaydı keşke diye sitem edeceksiniz, birkaç başyapıt daha ortaya koyamamasının sancısını çekeceksiniz, acı kayıp diyeceksiniz, hani kötü şeyler düşünülünce başa gelmezdi diyeceksiniz, yazar sürekli ölümden, genç ölmelerden dem vurduğu halde genç yaşta nasıl öldü diyeceksiniz , üzüleceksiniz, çünkü yazarı çok benimseyeceksiniz.

    Saygılarımı sunuyorum albayım, anlaşılır okumalar️.