• .. İnandığın, sana ait olan bir düşünce için kendini feda ediyor olsan, inan bana hiçbir şey demezdim. Ama bunu, sana ait olmayan bir düşünce için yapmanı kabul edemem. Unutma ki sen özgür olmayı yeterince istediğin sürece karşında kimse duramaz. Kim ki onlar? Kötü kalpli aptallar! Ama özgür olmayı yeterince istemez ve kendini onlara teslim edersen işte o zaman asıl aptal sen olursun! ..
  • Robert havaya girmişti. "Sonra tüm bu duygular ve hassasiyetler... Şahsen bu empati saçmalıklarına ayıracak vaktim yok benim. İnsanları her zaman anlamaya çalışamam. Bunun neresi iyi ki? Zaten söylediklerimizin yarısını da yanlış anlamıyor muyuz? Evet, birilerine yaklaşıyoruz, diğerlerine dokunabiliyoruz ama içten içe kendimize bile yabancıyız. Aslında hepimiz kendi tenlerimize hapsolmuş ruhlarız. İnandığımız şeylere sıkışıp kalmışız. Astrofiziği o yüzden bu kadar çok seviyorum. Evrende bir netlik var. Genel kurallar var."
    Nicolas Barreau
    Sayfa 235 - Pegasus Yayınları
  • Bir babanın evlat üzrinde ki etkisi, Kafka'nın bu etkiyi dillendirişi. Kafka'nın hemen hemen tüm kitaplarını okumaya çalışıyorum ama Kafka' yı (ayrıca babasını) bu eserle tanıdım. Yani Kafka nasıl Kafka olmuş bu kitapta anlatıyor. Baba özlemi aslında yazdıkları. Babasına yazdığı mektuplar fakat babası hiç okuyamamış. Babasını yargılarken aynı zaman da nasıl hayran olduğunu anlıyorsunuz. Ah babalar babalar açar ne yaralar..
  • Ömer Hayyam 9 asırdır unutulmayan bilgin. Ve güzide eseri Rubailer .
    Hayyam çağındaki bilginlerinden ayıran en önemli özelliklerinden biri insanlar üzerindeki bunalımları açığa çıkarması
    Rubailer ile insanların çoğuna korkunun, umudun kaygıların sesi oldu .
    Hayyamın evrenseliği, Rubailer'in zaman üstü özelliğinden, kültür, din, mezhep sınırlarını aşan evrensel gerçekleri ifade etmesinden kaynaklanıyor

    1957 yapımı Hollywood filminde Hayyam'ın hayatı konu edilmiş, 1960'ta Amerikalı aktör Alfred Drake Rubaileri okumuş, 1967'de Martin Luther King savaş karşıtı bir konuşmasında Hayyam'dan alıntı yapmıştı. 1950'lerde Rubailer öyle ün kazanmıştı ki en çok alıntı yapılan eserler kitabına girmişti.
    (Alıntı)

    Şairlerin en büyük çabası kendisi kendi nefesi olabilmektir. Başka şairlerin izinden gitmekmenin yerine kendi sesini yakalayabilmek .
    Hayyam kendinden öncekilerden etkilenmemiş. Şiirin ve şiir sanatının en ince ayrıntısını bilir .
    Benzetmeleri ve yaptığı söz sanatı doğal ve içtenlik görür.
    Hayyam hem İran edebiyatında hemde evrenseliği ile dünya da yer etmiş bir şairdir.
    Hayyam celali takvimin katkıları olmuş
    Zamanın ötesinde bir bilgindir.
    Kendisinin bu kadar rubaisi olmamasını rağmen kendisine atfedilen 1000 üzerine rubai olduğu düşünülmekte.

    Kitap Ömer hayyamın yaşamı,felsefesi ,eserleri ve kişiliğiyle ilgili bilgilendirici giriş yapmış.
    Rubaileri temaları göre 3 kısıma ayırmış:
    Şarap ve aşk,
    İnsan ve tanrı
    İnsan ve özgürlük
    Kitap genel olarak iyi , bazı yazım hataları ve bir iki rubainin tekrarını görmeniz mümkün.

    Hayyamın bilginliği (S.185)
    Hayyam bilgelik çadırlarını dokundu
    Sonra dert potasında yandı kül oldu
    Bir pula satıldı kader çantasında
    Ölüm celladı geldi, boynunu vurdu

    Fazıl say'ın 10 ay hapis almasıda Hayyamdan alıntı bir dörtlüğüdür.

    Hayyamın Rubaileri 1909 Londra da iki ciltci dünyanın en muhteşem kitabı hazırlanma için emir gelmiş.
    Bu kitap hazırlandıktan sonra İngiltere den Amerikaya 14 Nisan 1914 gönderilken, Atlas okyanusunun dibini görüyor. İki ciltci biri kitabı sonra yine oluşturuluyor ve Londra da müzeye konuluyor . 2 dünya nazi hava saldırısında küle dönüyor.
    Sonra tekrar 40 yıl çalışma sonucu Londra müzesine konuldu.

    11 yy yaşamış bir bilgin 21 yy varlığını halen bu evrenseliği borçlu. Rubaileri günümüzü bire bir yansıtıyor.
    Şu rubailer incelemeye son vermek istiyorum.

    Hep bir çember, dolanıp durduğumuz!
    Ne önümüz belli , ne sonumuz .
    Kim varsa bilen, çıksın söylesin
    Nerden geldik? Nereye gidiyoruz?

    Bu ömür kervanı bir tuhaf gelir gider
    Kazancın , yaşamasını bildiğin günler
    Saki, bırak şu yarını düşünenleri
    Geçti gidiyor gece, geçmeden şarap ver.

    Okuyalım okutalım
    Şimdiden keyifli okumalar
    Ömer Hayyamın3 dörtlükten alıntı
    Mehmet Güreli parçasını bırakıyorum:)
    https://m.youtube.com/...be&v=oRUXI1HRj1I
  • Çünkü, yüzyıllardır çözülemeyen acayip bir bilmeceydi insan. Derinlerden daha derin bir sırdı ya da, ucu bucağı olmayan, içi pisliklerle, içi eşsiz güzelliklerle dolu, alabildiğine karanlık ve karmakarışık bir evrendi. Öyle ki, onca kafa patlatmasına rağmen, binlerce yıldan bu yana kendisi bile çözemiyordu kendini...Bu yüzden, onun ne zaman ne yapacağı hiç belli olmazdı.
    Hasan Ali Toptaş
    Sayfa 29 - Everest Yayınları
  • Sevmen acele
    Dostluğun çabuk
    Bakıyorum da şimdi
    O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
    Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet abi
  • Neden rüzgar bu kadar korkak
    Yıkıp gitmek varken onca yılı
    Bizimle uğraşıyor başkası yokmuş gibi
    Bütün kemikleri titretebilecekken
    Neden tek amacı gözyaşlarımızı kurutmak

    Neden zaman bu kadar bağnaz
    Ölü toprağı var sanki üzerinde
    Günler acımasız, saniyeler sevgisiz
    Her şey olması gerektiği gibi tekdüze
    Neden olanaksız olmalı ki her şey biraz

    Neden sabahlar bu kadar umutsuz
    Oysa şarkıyla başlardı güne korkmadan
    Bir an vardır derler, çöldeki her kuzgunun
    Aslında yaşamadığını fark ettiği
    Neden hala yarışanlar var hayatta, mutsuz

    Neden kelimeler artık bu kadar küçük
    Cümleler ruhsuz, tıpkı insanlar gibi
    Gitmek konuşmaktan daha kolay belki
    Kopmak dokunmaktan daha anlamlı
    Neden peki aynı noktadasın ama arkan dönük

    Neden rüyalar bu kadar kırık
    Tek bir anı yok içlerinde parlayan
    Aynı gece ama farklı yataklarda
    Korkarak uyanırken bile 3:39'da
    Neden geçmiyor hiç bir falda olasılık

    Neden bu kadar erken bitiriyorlar şiirleri
    Daha zalim oluyor bu aralar şarkılar
    Daha fazla takılıyor boşluklara gözler
    Anlamsızca gelip geçiyor günler
    Neden kimse anlatmıyor artık geceleri