Dilara Ulaş, bir alıntı ekledi.
2 saat önce

Zaman artık içimize hapsettiğimiz nefesleri bırakma zamanıdır, yitik yılları toprağa gömme zamanı, olan biten onca şeyi, kayboluşları, gidişleri ve ölümleri oturup uzaktan izlemek ve herkesin ölümünü beklemek zamanıdır.

Balıklar Gece Uyur, Soudabeh Ashrafi (Sayfa 93)Balıklar Gece Uyur, Soudabeh Ashrafi (Sayfa 93)

Ayrılık Diye Bir Şey Yok ( Beşinci Mektup )
Ayrılık diye bir şey yok.
Bu bizim yalanımız.
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?

Güneş çoktan doğdu.
Uyanmış olmalısın.
Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi?
Öyleyse ayrılmadık.
Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.

Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
Önce beklemekten.
Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.
İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,
Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
Kanunlara saygı göstermesini,
İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.

Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o? Ya o?
İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
Saadet bekliyor yaşamaktan.

Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
Aradıklarının çoğunu bulamamış,
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
Göçüp gidiyor bu dünyadan.

İşte yaşamak maceramız bu.
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
Ve yaşayıp beklerken ölmek!

Özleme bir diyeceğim yok.
O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası.
O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
O tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı,
Yaşantımız özlemlerle güzel.
Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.

Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
Seni özlediğim içindir.
Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
Seni özlediğim içindir.
Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
Yine seni özlediğim içindir.

Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!

Ümit Yaşar Oğuzcan

Evet şu an zamanı tanımla deseler.. Bir uçurumdan atılan taşın denize düşünce çıkaracağı sesi beklemek gibi derdim..

Kendimce Satırlarım
Bu mesafemin elbette ki bir anlamı var.
Bu tanımayanlar için dışardan kendini beğenmişlik ve ya ego ve yahut başka bir şey olarak görülüyor olabilir..
Ama ben buna olgunluk diyorum ve bunu seviyorum.
Çünkü gün gelecek insanlar bunu da özleyecekler tıpkı her şeyi çabuk tüketmeleri gibi, o yüzden her şeyin ve herkesin bir zamanı var, zamanınızı bekleyin, beklenti içine girmeden beklemek gibi bir şey bu. Unutulmaması gereken şey ise ''katı'' bir bekleyiş bu.

(Orkun - Kendimce Satırlarım)

Ömer Hayyam
Var mı daha ağır yük zamanı çekmek kadar. 
Yaşama sebebimsin, su kadar, ekmek kadar. 
Ayrılığın, özlemin... her şeyin bir hazzı var. 
Seni anmak da güzel, seni beklemek kadar.

Oktay Demir, bir alıntı ekledi.
20 May 11:37 · Kitabı okudu · Puan vermedi

...Çünkü sürdüğümüz şu hayatta -genel olarak insan hayatını değil,şu çağda ve şu ülkedeki hayatı kastediyorum-yapmak istediğimiz şeyleri yapmıyoruz.Hep çalıştığımız için değil.Çiftlik ırgatlarının veya Yahudi terzilerin bile çalışmadıkları zamanlar vardır.Sebep bizi sonu gelmez aptallıklara koşan içimizdeki şeytan.Her şeye vakit vardır ama yapmaya değer şeyler hariç.Sahiden önemsediğiniz bir şeyi düşünün.Sonra sadece ona harcadığınız zamanı saat saat toplayın ve hayatınızın ne kadarcık bir bölümünü kapladığını hesaplayın.Sonra bir de tıraş olmak,otobüslerde gidip gelmek,tren istasyonlarında ve kavşaklarda beklemek,edepsiz hikayeler anlatıp dinlemek ve gazete okumak gibi şeyler için harcadığınız zamanı hesap edin.

Boğulmamak İçin, George Orwell (Sayfa 91 - Can Sanat Yayınları)Boğulmamak İçin, George Orwell (Sayfa 91 - Can Sanat Yayınları)

Bir Yudum Kitap
Kuşlar göçe koyulur, ırmaklar çağlar, birer birer dökülür yapraklar. Kimi kışı bekler kimi baharı... Her şeyin bir zamanı vardır ve binlerce yıldır insan, yeryüzünden hiç ders almamıştır, tuhaftır. Muriel Barbery, "Ama her şey vaktinde gelir. Beklemeyi bilen için her şey vaktinde gelir." der. Demesi kolay biliriz de beklemek öyle zor ki sevgili okur. Öyle zor! Var olun.

Kuşlar göçe koyulur, ırmaklar çağlar, birer birer dökülür yapraklar. Kimi kışı bekler kimi baharı... Her şeyin bir zamanı vardır ve binlerce yıldır insan, yeryüzünden hiç ders almamıştır, tuhaftır. Muriel Barbery, "Ama her şey vaktinde gelir. Beklemeyi bilen için her şey vaktinde gelir." der. Demesi kolay biliriz de beklemek öyle zor ki sevgili okur. Öyle zor!

Emre Koçak, bir alıntı ekledi.
09 May 22:37 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Beşinci Mektup
Ayrılık diye bir şey yok.
Bu bizim yalanımız.
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?

Güneş çoktan doğdu.
Uyanmış olmalısın.
Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi?
Öyleyse ayrılmadık.
Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.

Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
Önce beklemekten.
Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.
İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar,
Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini...
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
Kanunlara saygı göstermesini,
İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.

Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o? Ya o?
İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
Saadet bekliyor yaşamaktan.

Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
Aradıklarının çoğunu bulamamış,
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
Göçüp gidiyor bu dünyadan.

İşte yaşamak maceramız bu.
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
Ve yaşayıp beklerken ölmek!

Özleme bir diyeceğim yok.
O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası.
O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
O tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı,
Yaşantımız özlemlerle güzel.
Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.

Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
Seni özlediğim içindir.
Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
Seni özlediğim içindir.
Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
Yine seni özlediğim içindir.

Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!

Şiir Denizi 1, Ümit Yaşar OğuzcanŞiir Denizi 1, Ümit Yaşar Oğuzcan

Şule Gürbüz - Coşkuyla Ölmek
Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi. Tanrı’nın da yaptığı bu muydu? Baş, orta, son belli, helak kaçınılmaz, ancak önemli olan o zamanı geçirmek, o zamandan geçmek. Ve geldiğinde gelmemiş gibi, bilmemiş gibi, yaşamamış gibi gelmek, rüyayı görüp uyanmak ve ‘Neyse rüyaymış,’ demek ve aynı yerden uyumaya devam etmek. Yaşamaya da, ölmeye de yazık. Bu ölüm için yaşamaya, bu yaşamak için ölmeye yazık. Mezarlıklara, servilere, süsenlere, nisan sonunda açan katırtırnaklarına, telaşlı karıncanın adımlarına yazık, mezar taşına konup da bağıran karganın sesine yazık, ölüme ağlayan şaire, yaşam var zanneden filozofun nefesine yazık, şen taklalarla ilk senelerinde koşup zıplayan, ağaçlara tırmanırken seyredilip seyredilmediğini kontrol eden kedinin tırnaklarına yazık, ağdaki balığa, lokantada onu bekleyen anguta, önce ön iki ayağını sonra arkadakileri ovuşturup bu hareketinden büyük kâr ve kisve uman karasineğe yazık, hortumunu sallayan koca file, sanatlı sıçrayışı ile dahi boşluğu dolduramayan yunusa yazık, grafon kâğıdından gelincik ve petunyalara, en pürüzsüz çakıl taşına, kum olmuş zavallıya, sağdan sağdan yürüyen eşeğin inadına, yol kenarlarındaki ısınmış dikenlere, kozalağın içindeki fıstığa, duvara yapışmış yosuna yazık, bu topu binyıllardır çevirip duran sema-i muğlâka, titreyen kanatlara, açılan göğe ve onun katmanlarına, havanın, suyun olduğu, olmadığı yerlere yazık.”