• Ben zihinden geçen her şeyden, hatta zihnin henüz bilmediği şeylerden korkmayı öğrendim;

    Çünkü hemen her zaman, zihne ulaşmadan, zihinden geçmeden önce her şeyin zaten oralarda bir yerde olduğunu gördüm.

    Bu yüzden de yalnızca düşünülen fikirden değil, düşünceden önce gelen, ondan daha eski olan şeyden de korkmayı öğrendim.

    Çünkü kendi kendimin ıstırabı ve ateşiyim ben.
  • İnsanlar acımasız cezalardan, kaderin alaylı oyunlarından, her şeye sahip olan birinin ansızın her şeyi kaybetmesinden, hele hele beklenmedik ölümle, bilhassa kanlı bir ölümle gelen kayıptan hoşlanır.
  • 512 syf.
    ·1 günde·9/10
    Yarınki Yüzün serisi son buluyor bu ciltle.

    500 sayfadan oluşmakta; fakat bence en akıcı cildi kendisi.

    Öncelikle bu cilde ulaşmışsanız konuyu zaten biliyorsunuzdur. Basit bir polisiye veya gerilim okumayacaksınız. Javier Marías o akıcılığı sağlarken aynı zamanda mükemmel üslubundan da taviz vermiyor. Yoruyor mu bazı anlar, evet. Ama okumayı sürdürüyorsunuz o anlarda istemsizce belki de.

    Artık hikaye nihayete eriyor. Bazı anlar yoran 3 ciltlik okuma sonrasında bu emeğe değdiğini düşüneceksiniz bence.

    Javier Marías, Nobel Edebiyat Ödülünün gelecekteki sağlam adaylarından. Buyurunuz.
  • 512 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Favori (normalde bu lafı kullanmak büyük cesaret ister, çok okuyor olabiliriz ama çok okumak okuduklarımızın çoğunun bizim için önemli oldukları anlamına, onları içselleştirdiğimiz, bize biyografik anlam ve motivasyon katan eserler oldukları anlamına gelmez, bu sıfatı -favori- kullanmak dikkat ister, doğal olarak kişiliğinize yapışır çünkü) yazarlarımdan Javier Marias'ın hayatını herhangi bir yerden okuyabilirsiniz. Marias' ın benim için önemli olan kısımlarından bahsedeceğim ve incelemeyle ilgili kısımlarından da doğal olarak.

    Marias entelektüel bir ortamda doğan ve bir çok batı diline oldukça hakim bir yazar. Bağlantılarının -entelektüel- çokluğu, dünya görmüşlüğü onun yazarlığına açıkça etki eder. Bu başyapıtı okursanız bahsi geçen özelliklerin nasıl gün yüzüne çıktığına şahit olacak, dillerden müteşekkil bir deryada gezinmenin hazzını bir nebze yaşayacaksınız. Referans çerçevesi oldukça, başka çok az yazarın sahip olabileceği, genişliktedir.

    Marias 'teknik' anlamda çoğu günümüz yazarları gibi aykırı bir üsluba sahip değil. Günümüzde edebiyatçıların çoğu önceki bütün edebiyat akımlarının getirdiği biçimsel özelliklerin çoğunu kolaj halinde kullanmakta beis görmüyorlar, okuyucular da çağımız da bu anlamda radikal bir değişiklik istemiyor sanırım. O çağlar biraz geride, modern öncesi dönemlerde kaldı. Yani Marias bir hikayeyi baştan sonra, aradan özenli seçimler yaparak okuyucuyu zamanın bir yerine göndererek, anıları gün yüzüne çıkarıp geriye dönerek bir bütün içinde anlatır. Bilinçaltı, romantik, realist, simgeci, dışavurumcu gibi çoğu yaklaşıma aynı eserinde rastlanabilir, çoğu günümüz yazın eserlerinde olduğu gibi. Biçimsel olarak çözümlemelerinin uzunluğu, bitmeyen cümleler - o kadar ki, bu cümlelerde yuvarlak ve köşeli parantezler, virgüller, noktalı virgüller cirit atar- dışında çok göze batan bir durum yok. Bu özelliklere sahip başka yazarlarda var tabi ki. ( Yeri gelmişken teknik anlamda Kazuo İshiguro biraz ayrılıyor çağdaşlarından, kısa ve basit cümlelerden oluşan kapalı bir anlatımla inanılmaz bir sinerji yaratma yeteneğine sahip, Japon minimalist geleneği sirayet etmiş olmalı, her ne kadar küçük yaşlarda oradan ayrılmış olsa bile)

    Marias son yıllarda adı sıkça anılan bir yazar haline geldi. Her zaman olduğu gibi bizdeki okurlar eski büyükleri ve sıradanları daha sık tercih ettiği için çağdaş büyüklere sıra biraz geç geliyor. Yine de Marias’ a son zamanlarda bir ilgi oluşmaya başladı. Yapı Kredi Yayınları bu anlamda yazarın kitaplarını peş peşe yayınlayarak yazarı ülkemizde görünür hale getiriyor. İncelemesini yazmakta olduğum bu eser 1100 sayfa olduğu için yazarı tanımaya nicelik açısından daha makul bir eserle başlayabilirsiniz, beğenmemek ve beğenmeyip benim gibi yazarı övenlere küfürler hazırlamamak adına.

    Yarınki Yüzün’ e gelecek olursak oldukça hacimli bir kitap bu. Bu kitabı rastgele elinize alıp okumaya başlamanız sadece zaman kaybı olacaktır, neyle karşılaşacağınızı bilmeniz gerek. Kitap üç ciltten oluşuyor ve bu üç kitabı okurken arada zamansal boşluk bırakmamanız yararınıza olacaktır. Çünkü her ciltte öncekinden devralınıyor hikaye ve üstüne bir şeyler katılarak ilerleniyor. Yazar kitabı bir defada bitiremediği için ( ara verilerek 7 yılda yazılmış yanlış değilsem) üç cilt olarak yayınlansa da tek bir kitap bu. Kitap sürükleyici ve doyurucu ama çok uzun cümlelerden oluşan uzun çözümlemeler alışık olmayan okuru zorlayabilir. Bu sebeplerle geniş bir zaman ve hazır bir dimağla okunmaya başlanması tavsiye edilir.

    Kitabın konusuna kısaca değinmekte fayda var, korkmayın konunun-hikayenin-aksiyonun değil düşüncelerin, yorumların, atıfların önemli olduğu kitaplardan Yarınki Yüzün… J. Deza eşiyle sorunlar yaşadığı bir dönemde daha önce akademisyen olarak çalıştığı Londra’ ya giden gönüllü bir sürgündür. Eşinin tavsiyesiyle bir süre ailesinden uzakta yaşamaya ikna olan bir sürgün. Burada geçici bir iş bulsa da eski tanıdıkları vasıtasıyla gizli bir grupta ‘insan yorumlayıcısı’ diyebileceğimiz bir işe alınır, insanların şimdiki yüzlerinden yarınki yüzlerini okumaya çalışan, bu yorumlara göre o insanlara roller biçen ve kime hizmet ettiği muğlak bir gruptur bu. Hikaye ve karakterdeki değişimler bu noktada başlar. Bu yetenek onda saklı olan pek çok arkaik, bastırılmış düşünce, hissiyat ve davranışları açığa çıkarır, ailesi ve eşiyle ilgili olaylarda büründüğü rollere etki etmeye başlar. Bir müddet sonra bu okuma-yorumlama işi onun tahayyül ve tahammül sınırının ötesine geçer ve bir bahanesini bulup Madrid’ e, memleketine, geri döner. Zaten karakter Madrid’ e temelli döndükten sonra bahsi geçen olayları kafasında canlandırmaya ve yazmaya başlar, çünkü kendi deyimiyle parantez içindeki, muğlak, sürgün hayatını yaşadığı esnada detaylı bir şekilde tahlil etmesi çok da mümkün değildir. İşlenen tek derinlikli, detaylı karakter Deza değil kitapta tabi ki. Akıl hocaları, eşi, ailesi, patronu,iş arkadaşları, bazı yorumlanan kişiler Deza’ nın dahi beyninin yorumlayıcı-yargılayıcıyı süzgecinden geçer ve yaşamın çok önemli noktalarına dokunan oldukça etkileyici bir bütün çıkar ortaya.

    Konusu ve karakterin yazar gibi çok dilli olması Yarınki Yüzün’ ün içerik açısında nitelikli ve devasa bir yapıt olmasının önünü açıyor. Her kesimden insanlar yorumlanırken davranış tahlilleri, kullanılan sözler, giysilerin ifade ettikleri gibi bir çok ipucundan sınırsız betimleme ve analiz imkanı sağlanıyor ve yazar bu işi kendi entelektüel altyapı ve ortamını kullanıp mükemmel bir hale getiriyor. Öyle ki bu kitabı bitirirken daha önce aklınıza gelmeyen, gelse de kelimelere dökemediğiniz onlarca durumu tahlil edilmiş bulacaksınız ya da size bu tahlil konusunda el verilmiş olduğu hissine kapılacaksınız. Ayrıca bazı önemli olaylar ve kişiler hakkında bilgi sahibi olup bunları daha fazla öğrenme ihtiyacı hissedeceksiniz. Bazı bana benzer okurlar da dil öğrenmenin nelere kadir olabileceğini görüp, bir dil daha öğrenmek için ilk adımı atacaklardır. Başucu kitabı saydığım roman sayısı az olsa da ( bilindiği gibi genelde bilgi yükü ağır kitaplar veya şiirlerden oluşur başucu eserleri) bu kitap o kategoride bir eserdir benim için.

    Kitap böyle kalıplı olunca cazip hale getirmek biraz zor oluyor malumunuz. Ancak günümüz yazarlarından kayda değer bir baş eser okumak isterseniz, Yarınki Yüzün size bütün büyük kitapları bitirdikten sonra okurun hissettiği tatmin duygusunu fazlasıyla hissettirecek ve çok farklı konularda ufkunuzu açacaktır.

    İyi okumalar!
  • Sanıldığının aksine,karşı cinsle kurulabilecek en iyi ilişki dostluk ilişkisidir;karşındakini fethetmek için en etkili yol olduğu gibi en uzun süreli ilişkilerin de temelidir..
    Javier Marias
    Sayfa 61 - Patricia perez nuix,metis yayınevi
  • Günümüzde bireysel ölüme müthiş bir önem veriliyor,her ölen kişi için sahte bir trajedi oluşturuluyor,özellikle de şiddet içeren bir ölümse,hele hele cinayetse:ne var ki sonra matem ve kapanma kısa sürüyor:artık kimse matem kıyafeti giymiyor,bu anlamlı bir şey,ağıt yakmak konusunda vakit kaybedilmiyor,ama unutuş daha hızlı oluyor..