• Güzel bir kitaptı. Romantik tarzda, yalın anlatımlı, aşk kokan ve bu tarzda sevenler için harika kitaplardan birisi. Tavsiye ederim. İyi okumalar....
  • Hazret-i Fâtıma, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) kızlarının en küçüğü ve ona en sevgilisi olup annesi Hazret-i Hatîce vâlidemizdir.

    Hazret-i Fâtıma, nur yüzlü olup mübârek yüzü ay gibi parladığından “Zehrâ” lakabı ile anılmıştır. Hazret-i Âişe “Ben karanlık gecede Hazret-i Fâtıma’nın yüzünün nûru (aydınlığı) ile iğneye iplik geçirirdim.” demiştir. Bir rivâyete göre hayız ve nifas görmediği için kendisine Zehrâ lakabı verilmiştir. Onun için bir vakit namazını bile geçirmemiştir. Lakaplarından biri de kesilmiş manasında olan Betûl’dür. Dünyadan kesilip dâima Hakk’a yöneldiğinden Fâtıma Betûl denilmektedir. Torunu ve Hazret-i Hüseyin’in kızı Fâtıma’dan ayırmak için Fâtımatü’l-Kübrâ da denilir.

    Hazret-i Âişe (r.anhâ) anlatıyor: Bir gün Resûlullâh’ın (s.a.v.) yanında oturuyorduk. Hazret-i Fâtıma geldi. Yürüyüşü tıpkı Resûlullâh’ın (s.a.v.) yürüyüşü gibiydi. Resûlullah (s.a.v.) ona “Merhaba ey kızım!” diye iltifat ettikten sonra yanına oturtup kulağına gizlice bir şeyler söyledi. Hazret-i Fâtıma ağladı.

    Resûlullah (s.a.v.) tekrar bir şeyler söyledi, Hz. Fâtıma güldü.

    Ben, ‘Resûlullâh’ın (s.a.v.) söylediği ne idi ki önce ağladınız, sonra güldünüz?’ diye sordum.

    “Resûlullâh’ın sırrını kimseye ifşâ etmem” dedi.

    Resûlullah (s.a.v.) âhirete irtihal ettikten sonra tekrar sordum. Şöyle dedi:

    Birincisinde “Cebrâîl Aleyhisselam, Kur’ân-ı Kerîm’i tâlîm için bana senede bir defa gelirdi. Bu sene iki defa geldi.

    Öyle zannediyorum ki ecelim yakındır. Ehl-i beytim içinde de bana ilk önce sen kavuşacaksın ve ben sana güzel selef olacağım” buyurdular. Ben de ağladım. İkinci defasında:

    “Ey Fâtıma! Sen bütün âlemlerin kadınlarının efendisi olmaya razı değil misin?” buyurunca sevinip güldüm.

    Hz. Fâtıma, Resûlullâh’ın (s.a.v.) âhirete irtihâlinden 6 ay sonra, hicretin on birinci senesi, Ramazan ayının 3. günü, salı gecesi vefat ettiler. (Radıyallâhu anhâ) (Üsdü’l-Gâbe-Meşâhiru’n-Nisâ)
  • Merhaba öncelikle arkadaşlar.
    Günaydın , iyi günler dilerim
    Jale Sancak tanımamda ve bu kitaba beni yönlendiren ve daha birçok kitap öğrendiğim #30501364 eseri bahis etmekten geçmek olmazdı.
    Kitap rengarenk İstanbul portresi ve karanlıklara gömülmüş bir o kadar gerçek birbirinden farklı hayatları anlatıyor.
    18 Farklı bölge ve hikaye , üslubuyla ve dili çok iyi kullanıp akıcılığı çok iyi bir bütünlük yakalamış . İstanbul'un Gizli saklı kalmışlıktan bahsettiği bu eserini çok beğendiğimi söyleyebilirim.

    İstanbul insanlığı mest eden büyük iki kıta arasında sıkışmış hayallerininde olduğu şehir. Şehrin nuru insanların yüzüne yansımadığı , çoğu zaman karanlık gecelerin olduğu şehir.
    Her şeye rağmen rağmen bütün gizemi ile çekiyorsun insanı.

    Pek çok şehir dünyada, nice nice şehirler, göz alıcı, can yakıcı, kimi zaman da yok edici, sonu olmayan bir savaş oyunu. Ne ki her şehrin bir İstanbul'u yok. Yüzeye dahi çıkmaya umudunu çoktan yitirenler, onlar dipteki hayatlar… Bir dokunan olsa belki bin ah edecek olanlar, işte onlar “Tanrı Kent”in Yitik Şarkıları… İnsan çelişki yumağıdır yine de, karanlıkta ölenlerin acısı yürekleri yaksa da her yeni gün unutmaya uyanır. Çünkü küsemez, gidemez, en fazla küstüğünü sanır. Sus pus olur, kimse sormasın ister, uyur öylece, sonra bir akşamüstü uyanır yine yalnızlığına, yokluğa, yoksunluğa.

    Yakınlarda bir yerde, kuyudaki ses Şahmeran'ın sesi, hilekâr insanoğlu minicik menfaati uğruna büyük zararlarına razı olur. Oysaki eşi benzeri olmayan çiçeklerle dolu bahçe keşfedildiğinde Şahmeran kollarını açıp tüm yemişlerinden sunmuştu karşılık beklemeden hepimize, ne ki efsaneyi tüm krallar duymuştu artık. İmparatorluklar, saraylar, savaşlar, dökülen kanlar… Şehri birileri mi basmıştı, Şahmeran'ın çığlıklarını bir duyan olmuş muydu?.. Krallar, sultanlar, şövalyeler, evliyalar, aziz ve azizeler mi duymuştu bir tek bu sesi, yoksa bir kan davasından, törelerden, silah seslerinden, çaresizliklerden kopan / koparılan yürekler mi?.. (Melek Öztürk)

    1-Galata ; Kulenin eteklerinde yeniden birliktesin, onun küçük kanatlarıyla.(sayfa:9) #30716992

    2-Tarlabaşı ; Sesler, renkler, ışıklar Dilan, hem yakın hem uzak” Tanrı Kent'in temposu yüksek öykülerinden “Tarlabaşı”, küçük Dilan'ın gözlerinden ara sokakların kaosuna, geleceği olmayan hayatlara bizleri de ortak ediyor.

    3-Kulaksız; Başına buyruk, isyankar Nuray; ama aşk bu. Anlamaz ince, dalgın, kederli berber çırağı Ali. #30729746

    4-Hasköy: Düş kırıklığıydı Engin'in hikayesi . Yalnızlaşmanın öteki adı Hasköy. #30746685 #30782026

    5-Nişantaşı: Asu ve Avrupayi Nişantaşı #30749672

    6-Fener: Naci'nin delikli yorganındaki hayalleri ve çaresizliği. Kimse görmediği, duymadı dibe vurmuşları, #30750436

    7-Çarşamba: Gülbahar öteye geçen kadının ve birbirlerine yabancı olanların hikayesi. #30751581

    8-Sulukule : Sancılı bir ruh Gırnatacı Sami ve İstanbul bildiği Sulukule. #30752429 #30755564

    9-Gazi Mahallesi: Burada doğan Tayfun, korkuyla büyümesi yabancılaşması.

    10-Bağdat Caddesi: Sevim Burak'ı Ford Mach 1

    11-Yeldeğirmeni: Anadolu yakasında ikamet edenlerin dahi adını pek duymadığı semtlerimizdendir. Salomonun kimsesizleşmenin hikayesi. #30757699 #30765807 #30762412
    #30780781


    12-Kuzguncuk: Uğur Yücel'in çocukluk anıları ve Tilbe'nin şarkıları Kuzguncuk setinde pardon semtinde bir araya geliyor.
    #30768604


    13-Ortaköy: Nizam da tam bu sıralarda Siirt'ten havalanıp garson olarak iniyor Ortaköy'e , Ah Nizam'a da bir nur yağsaydı.

    14-Etiler ve 15-Küçükarmutlu: “Etiler” zar tutuyor uzun bacaklı manken kızlara, kokain partilerine sosyetik ve hızlı uçuşlarıyla… Hemen yanı başında “Yoksulluk Bizim Suçumuz Değil” pankartıyla “Küçükarmutlu”. Kendini yakanlar, yoksul gecekondularında ölüm orucuna yatanlar Direniş Mahallesi'nde. Gökyüzü zehir kusuyor Küçükarmutlu'da. Canan ve Zehra kardeşler bir kasırgada beyinleri sarsıyor. (Melek Öztürk) #30781090 #30770329

    16-Laleli: Gizlice ağlıyor geceleri Lili Leyla odasında, “karanlığa, tutkunun yırtılmazlığına.” ve kanına girmiş istanbul, #30783439
    #30769231

    17-Hacı Hüsrev: Bıçak yarasıyla Çöp toplayan Turaniko ve jargon adam Cambaz. Kaybolmaların, kaybetmelerin sırtındaki bıçak yarasıyla Hacıhüsrev.

    18-Kadırga: Binlerce yıllık tarih kadırga bir taraftan ölüm bir taraftan yaşamı kucaklayan şehrin tutuklu bölgesi. #30772297

    Kimimiz geçmişimizde bir zamanlar yaşadığı İstanbul'u, kimimiz de şimdiyi bulacak Tanrı Kent ve Yitik Şarkılar'da. Hem geçmişe, hem şimdiye, hem de arada geçen zamana tanıklık ediyor öyküler. Öyle bir şey ki, içinize dokunuyor karakterler, gözlerinizin içine bakıp öfkeyle veya hüzünle kendilerini anlatıyor gibiler. Jale Sancak öykülerini birikim, araştırma ve gözlemleriyle bir bütünlük halinde okurun karşısına çıkarıyor. Aynı zamanda yer yer acımasızca yüzleştiriyor, içinde yaşayanları kendi öyküleriyle.

    İstanbul'da öfke bir leke, herkes kendine sürgün…
    (Melek Öztürk)

    Keyifle okuyup ve sizi uzun uzun bıraktığım inceleme
    Her şey gönlünüzce olsun
    Saygılarımla !!
  • 📕Nur'un has şakirdlerinin her birisi
    şirket-i maneviye sırrıyla
    umum namına dahi dua ile ve amel-i sâlih ile çalıştıklarından

    hem El-Hüccet-üz Zehra'da, hem Nur Anahtarı'nda izah edilen
    teşehhüdde ve Fatiha'da
    bütün mevcudat ve zîhayat cemaatinin dualarına ve
    tevhiddeki davalarına iştirak suretiyle,

    hususan 🌿toprak, hava, su ve nur unsurları birer dil olmasıyla🌀

    topraktan çıkan bütün hayat hediyeleri ve
    sudan mübarekât ve tebrikât ve
    havadan şükür ve ibadetin temessülleri ve
    Nur unsurundan maddî ve manevî tayyibatlar, güzellikler tarzında,

    teşehhüdde ve Fatiha'da
    kâinattaki bütün nimetlerden gelen şükürler ve hamdler ve
    bütün mahlukatın hususan zîhayatların
    🌾küllî ibadetleri ve
    🌀bütün istianeleri ve

    doğru yolda giden bütün ehl-i hakikata ve ehl-i imanın yolundan gidenlere
    🙂manevî refakat etmekle

    onların dualarına ve davalarına tasdik suretinde
    âmînlerle iştirak ederek, âmîn demekle hissedar olmanın

    💐küllî sırrı o gece imdadıma geldi.

    RN-📕Emirdağ Lâhikası 2/190

    Cenab-ı Allah mâh-ı gufranın kudsiyeti hürmetine
    kusurlarımızı afv u mağfiret eylesin. Size ve bize de böyle bir sırrı imdada göndersin..

    muvaffak olanın ömrüne bin ömür katan..Dakikası bir gün..Saati iki ay, günü birkaç sene hükmünde bir ömr-ü bâki olabilen leyle-i Kadrinizi tebrik,
    emsal-i kesîresiyle müşerref olmaklığımızı

    📕🌾 niyaz eder dualarınızı rica ederim

    Bu gelecek Leyle-i Kadr'i hakkınızda ve hakkımızda bin aydan daha hayırlı olmasını ve
    defter-i a'malinize böyle geçmesini
    Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyoruz ve

    böylece, bayrama kadar
    ﺍَﻟﻠّٰﻬُﻢَّ ﺍﺟْﻌَﻞْ ﻟَﻴْﻠَﺔَ ﻗَﺪْﺭِﻧَﺎ ﻓِﻰ ﻫٰﺬَﺍ ﺍﻟﺮَّﻣَﻀَﺎﻥَ ﺧَﻴْﺮًﺍ ﻣِﻦْ ﺍَﻟْﻒِ ﺷَﻬْﺮٍ ﻟَﻨَﺎ ﻭَ ﻟِﻄَﻠَﺒَﺔِ ﺍﻟﺮَّﺳَٓﺎﺋِﻞِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺍﻟﺼَّﺎﺩِﻗِﻴﻦَ

    duasını etmeye niyet ettik.
    Ramazan - 21
  • Risale-i Nur'da pekçok muvâzenelerle isbat edilmiştir ki, ehl-i sefâhet ve dalâlet, dünyada dahi bir mànevî Cehennem içinde azab çekerler ve ehl-i iman ve salâhat, dünyada dahi bir mànevî Cennet içinde, İslâmiyet ve insaniyet midesiyle ve imanın tecelliyat ve cilveleriyle, mànevî bir Cennet lezzetleri tadabilir, belki derece-i imânlarına göre istifade edebilirler.
  • Kur'an-ı Hakîm'in sırr-ı i'cazıyla hakikî bir tefsiri olan Risale-i Nur; bu dünyada bir mànevî cehennemi dalâlette gösterdiği gibi, îmanda dahi bu dünyada mànevî bir cennet bulunduğunu isbât ediyor.