"Özgür iradenin dolayısıyla zulmün ve kötülüğün de bulunduğu bir dünya, özgür iradenin bulunmadığı bir dünyadan daha iyidir."
-Leibniz
İradenin özgürlüğü denince gerekli olan şeylerden biri, eylemlerimizi denetleyebilecek bir yetkiye sahip olmamızdır. Öyleyse 'Özgür İrade' için kişinin eylemlerini, arzu, niyet ve amaçlarına göre kontrol altında tutabilme ve belirleme gücüdür diyebiliriz. İnsanlara verilen iradenin kullanımı kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bazıları iradelerini istedikleri gibi yönetebiliyorken, bazıları yaşadıkları hayatı bir nesne veya varlığa bağlamış gibi oluşuna bırakıyor...
Düşüncelerime göre insanın iradesi ailesine, eğitim durumuna ve yaşadığı coğrafyaya bağlıdır. Bunu iki örnekle açıklamaya çalışacağım.
1) Enes, Hatay'da tarımla uğraşan bir ailenin çocuğudur. Ailesi, eğitimi için hiçbir şekilde destek olmuyor. Otomatik olarak da Enes okulu sevmemeye ve umursamamaya başlar. O zaman Enes için ne yapması ve nasıl davranması gerektiğini bilmiyor diyebiliriz çünkü bu konuda eğitilmedi ve konu hakkında araştırma yapmadı. Belki de Özgür iradenin "Belli bir durum karşısında, gerçekleştirilecek olan eylemi, herhangi bir dış zorlama ya da zorunluluk olmaksızın, kararlaştırma ve uygulama gücü" anlamına geldiğini dahi bilmiyordur. Örneğin yabancı bir şahıs gelip Enes'e "Kur-an kötüdür, okuma onu, evinde bulundurma!" dese, Enes'in kalbi Kur-an'a karşı kin tutacak. Oysa bilmiyor ki kitabın içinde ne güzelliklerin olduğunu. O bilmiyor, O düşünemiyor, O ona verilen görevleri yapıp kendi dünyasına çekiliyor. Öyle yaptıkça da kaybediyor. Herkesin hakkı değil midir en güzel okullarda okuyup ailesi ile güzel vakitler geçirmek? Ama aile, aile olmadıktan sonra...
2) Şimdi ise Ankara'da iki mühendisin kızı olan Melis'ten söz edeyim. Melis'in ailesi kızını en