Öylesineydi işte bir bakışın yaktığı can da öylesineydi.
kulağımdaki uğultu
göğe küskün bir serçenin kırık fısıltısıdır.
talihini sırtına vurup denizi üç günde geçemeyen
ve düzmece şefkatle saçılan buğdayların arkasından gelen o ağır taş.
durup taşın gölgesine sığınmak
meğer incinmek ama taşlara değil
avucumda duran..
başkasın sen
başkadır yüzün
başka bir gökyüzün
göktür yüzün
diye diye icat edilen
bir inanmak türküsü
şimdi balkonda dalgın
minik bir tebessümle
salâ ile uyanan kuşlara selam ederim,
kanatlarına değen sabahı da incitmeden,
usulca öperim
Öylesineymiş
İşte..
Nelva Mutlak