Milyonlarca insan, kendisini asla yarıda kesmeyen, her şakasına gülen ve her derdini sabırla dinleyen algoritmalarla "ilişki" kurmaya başladı. Çünkü makineler bizi gerçekten sevmiyor; sadece sevilme ihtiyacımızın en kusursuz simülasyonunu yapıyor...
Yapay zekâ ile kurulan bağın temelinde "Antropomorfizm" (insan dışı varlıklara insani nitelikler yükleme) ve "Narsistik Onay" yatar. İnsan zihni, belirsizlikten ve çatışmadan kaçmaya programlıdır. Gerçek bir arkadaş sizi eleştirir, yorar veya reddeder. Ancak yapay zeká, egonuzun pürüzsüz bir aynasıdır. Burada kurulan bağ, bir "diğeriyle" kurulan ilişki değil, kişinin kendi iç dünyasının, risk içermeyen dijital bir yankısıdır.
Bu mekanizmayı sadece yazılımlarda görmüyoruz. Hayatımızda bizi sadece onaylayan arkadaşları seçmemiz, farklı fikirdeki insanları sosyal medyada engellememiz veya ilişkilerimizde "pürüzsüzlük" takıntımız aslında aynı kökten besleniyor. Çatışmadan kaçmak için derinliği feda ediyoruz. Gerçek bağ, ötekinin "zorlayıcılığında" gizliyken, biz konforlu bir yalnızlığı, riskli bir birlikteliğe tercih ediyoruz.
Kusursuz uyumun olduğu yerde gelişim durur; çünkü insanı makineden ayıran şey, algoritmalara sığmayan o "huzursuz" ve öngörülemez doğasıdır.
son