• "Diğer yandan zeka, onur, dürüstlük, iyi huyluluk ve ahlak, genellikle inançsız olduklarını söyleyen insanlarda görülüyor."
  • "Avrupa kafası üç disiplinden doğdu: Roma'nın cemiyet disiplini; Hristiyanlığın ahlâk disiplini, Yunanistan'ın zekâ disiplini."
    Peyami Safa
    Sayfa 100 - Ötüken Neşriyat
  • 80 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10
    Bilimi örneklemek için soyut ve somut kavramlara başvurduğum bu kitabı okurken, soyut bilimin ne kadar gerekli ve somut bilimin ise ne denli ahmak işi olduğu kanaatini getirdim. Bize gerekli olan bilim insan yaşamının gereksinimlerini karşılamak ve hayatı yaşanılabilir kılmaktır. Bu şekilde dingin ve sağlıklı bir hayat sürmemiz mümkündür. Ancak somut bilim ihtiyaca yöneliktir ve bağlı olduğu zamanı kurtarmakla yükümlüdür. Ve bilimin kadim arkadaşı sanat. Bilimden pek farkı olmayan ancak yörünge bulamadığında hiçbir değere aldırış etmeden, yetişkin-genç-çocuk kimsenin gözünün yaşına bakmadan sapkınlığa davetiye çıkarmanın resmi adıdır. Sanat sapkınlığı asla meşru kılamaz, sadece insanlar sanatı kullanıp sapkınlığa çevirirler.

    “Artık bir insanın namuslu olup olmadığına değil, bir sanata kabiliyeti olup olmadığına bakılıyor; bir kitabın yararlı olması değil, iyi yazılmış olması isteniyor. Parlak zekâ insanı bütün nimetlere kavuşturuyor; erdem ise hiçbir şeref getirmiyor. Güzel söylevlere yüzlerce armağan veriliyor; güzel eylemlere ise hiçbir şey verildiği yok. Ama söyleyin, bu akademinin birincilik vereceği söylevlerin en iyisinin kazanacağı şeref, bu armağanı ortaya koymuş olmanın şerefiyle kıyaslanabilir mi?” (Alıntı #40727864 )

    Eserin yazılması; yazarın evden işe giderken yaya yolunu tercih etmesinden Dijon Akademisi’nin yayımlamış olduğu dergide “Bilimlerin ve sanatların gelişmesi ahlakın düzelmesine yardım etmiş midir?” sorusu etken olmuş ve yazarın hayatını baştan sona değiştirmiştir. Sorunun cevabını dillere destan olacak bir biçimde olumsuz olarak cevaplamıştır. Kendisini ben baştan sona haklı buldum.

    Yazar gün geçtikçe bilimde ve sanatta işlerin çığırından çıktığını, toplumları körelttiğini ve yok ettiğini örnekler vererek açıklamaktadır. Asıl bilimin insanın kendi içerisinde olduğunu ve doğanın ise bunu her zaman desteklediğini savunmaktadır. Olması gereken erdem ve ahlaktır. Bunlar bireylerde ve toplumlarda oldukça her türlü zorluğa göğüs gerebilecek kudrete sahip olduğunu savunmaktadır.

    “Her sanatçı alkışlanmak ister. Beraber yaşadığı insanların övgüleri onun için en değerli armağandır. Bugünkü gibi, bilginlerin moda olduğu, eğlence düşkünü bir gençliğin zevklere hükmettiği, erkeklerin kadınlara kul köle olup onların istediği gibi yaşadığı, kadınların ürkek huylarına uygun gelmediği için dram şiirinin şaheserlerine, müzik harikalarına değer verilmediği bir çağda ve ülkede doğmak felaketine uğramış bir sanatçı kendini beğendirmek için ne yapar? Ne mi yapar, baylar? Dehasını zamanın düzeyine indirir; ölümünden çok sonra beğenilebilecek eşsiz eserler yaratacak yerde, yaşadığı sürece hoşa gidecek eserler vermeye çalışır.” (Alıntı #40725741 )

    01 Kasım 2018 tarihinde yazılmış, kısa bir yazımı paylaşmak istiyorum.
    “Ne kadar bilim insanı ve bilim adamı var ise canı cehenneme… Kesinlikle sadece kısa vadede insanlığa ve dünyaya yarar sağlayan bu kişiler yüzünden iler ki nesillerimizin bize “aptal insanlar” demeyeceğini kim garanti edebilir. Çünkü bilimin her buluşu uzun vadede hem insanı hem de dünyayı kaosa sürüklemekten başka bir şey değildir. İnsan ırkının bedenen zayıflatılmasından tutunda, toprağın kalitesini kaybetmesine, dünya nüfusunun bu denli artmasına, tabiat dengelerinin altüst olmasına, yitip giden tohumların dünyadan ebediyen silinmesine, hayvan türlerinin bu denli yok olmasına, oksijenin bu denli kirlenmesine sebep olan tek bir etken vardır buna ise kısaca biz bilim deriz. Çünkü bilim deneme ve yanılma yoluyla varsayımlar kurarak ilerler; önce insan nesli için bir motor icat ettiğini söyler ve ileri ki zamanda ise bu motorun oksijeni mahvettiğini o sebeple farklı bir motor seçeneğine geçmek istediğini söyler ve bu da insanın yararına olacağını savunur. İnsanı özgür kılmayı farz edinen bilim aslında insanı mahkûm edendir. Bilim sadece kendi çağına hizmet eden bir varsayımlar bütünüdür. Aynı şekilde bu sözlerim siz psikolog ve türevleri içinde geçerlidir. Lütfen insan düşüncesinden elinizi eteğinizi çekin! Sizin verdiğiniz hiçbir “antidepresan” bir annenin evladına sarılması kadar, bir babaya koşarken kollarını açan çocuk kadar kişiye dinginlik vermez. İlaçlarınız ancak bedeni ve beyni aldatmaktan öte bir şey değildir.”

    Tanrı'nın insandan istediği saflık ve duruluk insanın kıymetli eserler vermesini olası kılar. Ünlü Yunan ve Roma düşünürleri bunlara en iyi örneklerdendir. Fakirlikleri ve saf dünya görüşlerini o kadar yüce bir şekilde hayatları ile akademilerine döktüler ki kendi dönemlerinin parlayan yıldızları olup, soyut bilimin yani ahlakın ve dahası insanın her halini ortaya döktüler. Ne zaman ki toplumda yükselmeler, zenginleşmeler ve lüks peyda oldu, işte o vakit o toplumlar; zevkin ve lüksün sarhoşluğunda kendi boyunlarına boyunduruklarını takıp yok oldular.

    Aristoteles'in İskender'in ve Apollonius Molon'un Cicero ve Sezar'ın hocası olduğunu önceki okuduğumuz kitaplardan ezber ettik. Bu bilgin kişiler istelerdi bu yöneticilere tabi olup, zevk ve sefa içerisinde hayatlarını idame edebilirlerdi. - Cicero'yu da bu zenginliğin içine katmak mümkündür - Bu hususta verdikleri eserlerden ve değer kattıkları insanlarda ne denli değişimler olabileceğini tasavvur dahi edemezdiniz. Ne Aristo Aristo olarak kalırdı ne de Apollonius Molon Apollonius Molon olarak kalırdı. Ki bizim tarihimizde de toplum dinamikleri olan düşünürlerimiz vardır. Bunlarında istenilseydi eğer ki çok lüks içerisinde hayatları olabilirdi ancak onlar her zaman topluma maal olmak ve bu uğurda bedenleri, beyinlerini heba etme yollarını seçmişlerdir.

    Sanatı ve bilimi layığı ile ileri götürenleri tenzih ederim.

    Kitabım İş Bankası Kültür Yayınları’ndandır ve çevirisi gerçekten anlaşılabilecek inceliktedir. Kitap seksen sayfa olmasına rağmen küçük eklentiler yapılarak konu ikinci kez yeniden basılmıştır. Bu sebeple kitabın asıl sayfa sayını kırk dersek yalan söylememiş oluruz.

    “Kendi içimizde bulabileceğimiz mutluluğu, başkalarının bizi beğenmesinde aramak neye yarar?” (Alıntı #40732905 )

    Sözün özü; kitap son derece hoş ve okunulabilir. Özellikle birazcık merakınız var ise bu tarz yazımlara muhakkak okumanızı tavsiye ederim. Çünkü içerisinde çok iyi örnekler ve düşünceler bulunmaktadır.

    Sevgi ile kalın.
  • Okuduğum kitaplar arasında mukayeseler yaptım ve son bir yılda ancak okumayı sevdiğim kitapları seçebilmeye başladığımı fark ettim .İyi kitapları anlamanın yolu kötü kitapları da okuyabilmekten geçiyor .Yine de naçizane fikrim yaş kemale erince daha seçici olmaktan yana . 'Aceba bu kitabı okusam mı (?) diye kararsız kalanlara kitabı beğenip beğenmemekle ve incelemelerle yardımcı olabiliyoruz ben de şimdi tavsiye edeceğim ve zaman kaybı olduğunu düşündüğüm kitapları listelemek istedim.

    Mutlaka Okunması Gerektiğini Düşündüğüm Kitaplar:

    *SAVAŞ ve BARIŞ (dünya tarihini etkileyen olayları öğrenebilmek için)
    *ANNA KARANİNA ( dönemin sosyo-ekonomik yapısı, inanç -inançsızlık ikilemi arasında bocalama, yasak aşkın ruha ve topluma verdiği zararı farkedebilmek için)
    *KREUTZER SONAT ( kadın-erkek ilişkilerinde ahlak çöküşünü,evli çiftlerin haklılık savaşının aile huzurunu nasıl yitirdiğini görebilmek için)
    *MONTE KRİSTO KONTU (kendi kendime alıp okuduğum ilk kitaptır halen en sevdigimdir ve benim için özeldir, yeniden farklı bir yayın evinden okuyacağım daha ne kadar sevebilirim :)
    ( fazla güvenin ihanete yol açabileceğini hesaba katabilmek için ,arkadaşlık ve aşkın her zaman mutluluk sadakat getirmediğini anlamak, küllerinden doğabilmek ama bunu intikam için harcayınca mutluluk vermediğini fark etmek için )
    *SUÇ ve CEZA ( insanların cezayı kesmenin kendi iradesinde olmadığını bilmeleri için iyi de kötü de olsa başkasının hayat hakkını kendin almaya kalkmaman için )
    *YERALTINDAN NOTLAR ( psikolojik çöküşleri sezmek için)
    *BEYAZ DİŞ ( insanlar kadar hayvanların da bu dünyada yaşama hakkının olduğunu görebilmek için)
    *ÖLÜ CANLAR ( sonunu kendimizin hayal gücüne bırakıldığı çünkü tamamlanmamış bir eser yine de kendin bir son seçebiliyorsun ben öyle yaptım , sevimli karizmatik görünen insanların iç dünyasını irdeleyebilmek için)
    *BABALAR ve OĞULLAR ( özellikle üniversite hayatına atılan gençlerin aile ve çevresinden kopup yeni düşüncelere sahip olmaya başlaması kişilik bunalımları , kuşak çatışmalarını anlamak için)
    *GORİOT BABA ( kendi çocukların bile olsa fazla tavizin yalnızlığa sevgisizliğe kimsesizliğe sebep olabileceğini bilmek için)
    *İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ ( savaşların insan hayatına verdiği huzursuzluk , sevginin fekadarlık gerektirdiğini anlamak için)
    *SEFİLLER ( ufak bir suçun cinayetten bile ağır cezalara neden olabileceğini , hayat mücadelesini görmek için)
    *NÖTRE DAME'İN KAMBURU ( sevgi , fedakarlık , güzellik, çirkinlik insan hayatına verdiği yönü bulabilmek için)
    *MADAM BOVARY ( hayal dünyası , olduğundan başka hayatı isteme tutkusu , yasak aşklar ve ölüm)
    *MUHTEŞEM GATSBY ( kitabın sonu gibi özetleyim ; tek bir hayal uğruna bütün ömrü harcamanın pişmanlığı)
    *VADİDEKİ ZAMBAK ( yasak aşk tek bir kişinin değil ailelerin mutsuzluğuna sebep olur günümüzde kazanç gibi gösteriliyor ama bu sadece arsızlık bu kitap konusundan çok betimlemeleriyle güzel , doğayı bir de Balzac gözüyle görün)
    *BOŞLUKTA SALLANAN ADAM ( işten hep şikayet ederiz işsiz kalın asıl o zaman hayat ne kadar zor bir görün bu kitap bunu öyle güzel anlatmış ki )
    *AŞK ve GURUR ( evlenmek kolay ama gerçek aşkı bulmak zor her yıl farklı farklı yayın evlerinden tekrar tekrar okuduğum bir kitap ;erkeklere aşk için mücadeleyi, kadınlara aşkın büyüklüğünü öğreten bir kitap)
    *MİLENA'YA MEKTUPLAR ( sadece Kafka'nın yazdıkları olmasına rağmen kendiniz Milena gibi cevaplayabiliyorsunuz ,mektup değil bir roman ,edebi ruh ,biz nasılsın iyisin inşAllah yazarız, hep selam kelam gider mektuplarımız, oysa mektuplar edebiyatı yansıtacak en güzel sanat eseri olmalı)
    *ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR ( savaş ve felaketler içinde bile aşkın verdiği yaşam sevinci ,Hemingway mutlu sonlara düşman o kadar çok şey atlatır ama yine bir ölen olur , kendisi savaşın içinde yer aldığı için gerçekçi gözlemler sadece bir roman değil )
    *DON QUİJATE quijote ( modern romanın temeli , hayaller , iyi niyet , beceriksizlik, deyimler , ata sözleri dolu dolu bir kitap. Türk düşmanlığı vardır ama Cervantes 12 yıl Türklere esir olmuş ve kaçarken elini kaybetmiş kendince haklı nedeni var o açıdan bakarak okumak gerek diye düşünüyorum)
    *PASTORAL SENFONİ ( önce kendi ailene önem ver, bu kitabın benim için ana fikri)
    *AYRI YOL ( hastalıkta ve sağlıkta insan psikolojisinin değişimi ve karakterinin seçimlerinin farklılaşması , dünyaya farklı gözle bakma , cinsel tercihler vs )
    *DA VİNCİ ŞİFRESİ ( sanata dair karmaşık zeka tahlili, ucu açık serüven)
    *DİJİTAL KALE ( bol bol zeka testi niteliğinde)
    *NİETZSCHE AĞLADIĞINDA ( psikolojik ruhsal bakış açısı)
    *SİYER ( Salih Suruç'tan tercih ettim benim okuduğum 2 ciltti severek okudum, inanan inanmayan herkes tarafından okunmalı Hz. Muhammed dünya tarihine yön veren liderdir bu nedenle sadece müslümanlar değil herkesin okuması gerek diye düşünüyorum)
    *ŞU ÇILGIN TÜRKLER ( ne mutlu Türküm diyene)
    *ULYSSES ( mitolojiyi iyi bilmek gerek o kadar çok yeni kelime öğrendim ki ayrıca Dublin'i yıksalar bu kitap sayesinde yeniden inşa edilir)
    *TUTUNAMAYANLAR ( Ulysses tarzı bir kitaptır aynı anda iki hayat; biri zihninde, biri dış dünyanda .Düşündüğünle gerçek hayatın harmanlanmasıdır, bazen bu akıldan geçen konuşmamı yoksa şuan yaşanıyor mu dediğim çok oldu )
    *KAYIP ZAMANIN İZİNDE serisi ( 7 cilt)
    1-Swann'ların Tarafı
    2-Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde
    3-Guermantes tarafı
    4-Sodom ve Gomorra
    5-Mahpus
    6-Albertine kayıp
    7-Yakalanan zaman
    ( resim , müzik , mitoloji,kitaplar ve muhteşem betimlemeler, konusuna takılmayın öğrenecek çok şey var 3 ayımı dolu dolu geçirmeme neden olan seri ,iyi ki okudum)
    *GÜNÜNÜN SOLDUĞU AKŞAM ( siyasi bir kitap olarak bakmaktan ziyade her dönem gençlerin verdiği mücadele diye bakıyorum) sevdamız bir uzun bakış
    ey memleket, ey soylu düş
    ömrümüze girip oturdu kış
    bir gül idim derilmemiş
    daha gün yüzü görmemiş
    örselenip kırılmamış ...
    ne bu sürgün ne bu gidiş
    ey memleket, sevdalı düş
    katlimize ferman bu son gülüş)
    *ANA ( rus devrimi öncesi fakirlik her dönemde yoksulluğun zorluğu :(
    *NEHİRLER KIZIL AKAR ( insanların sadece parmak izlerinin farklı olduğunu sanardım oysa gözlerimizde bile bize özel bizi tanıtan hepimizde farklı dna kodumuz varmış )
    *UĞULTULU TEPELER ( saplantılı aşklardan uzak durmak için)
    *ŞEKER PORTAKALI ( çocukların hayal dünyası, maddi zorluklar, hayal kırıklığı bizim ''zıkkımın kökü'' kitabında balon kısmı asla aklımdan çıkmaz , her ülkede çocuk , umut, hayal kırıklığı benzerdir)
    *MARTI ( kendi bakış açını oluşturmak , özgürlüğe önem vermek için)
    *KÜÇÜK PRENS ( çocuklar için mi büyükler için mi yazılmış tartışılır ,kaç defa okudum bilemem yeniden de okuyacağım ,bence büyüklerin okumasına daha uygun, bizim bakış açımız çocuklardan daha sığ çünkü)
    *YABANCI ( olduğun gibi görünmek kaybettiriyor ,görmek istenilen gibi olmadıkça kurtuluş yok dedirtiyor)
    *SATRANÇ ( zihinsel körelmeden kurtulmak için ruhsal çöküş ve mücadele)
    *OLAĞANÜSTÜ BİR GECE ( yardım etmenin paylaşmanın hazzı )
    *ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ ( kalıplardan kurtulmak için )
    *UMUT IŞIĞIM (dibe vururken yeniden doğmak için )


    daha sonra okursan da olur okumazsan da olurlar
    sonra da zaman kaybı olduğunu düşündüğüm kitapları yazacağım .
  • Güzellik , insana her şeyi iyi gösterip nasıl da aldatıyor! Güzel bir kadın saçma sapan konuşsa da dinlersiniz. Aptalca sözleri , bu güzel kadını sizin gözünüzde zeka ve ahlak harikası yapar
  • Güzellik , insana her şeyi iyi gösterip nasıl da aldatıyor! Güzel bir kadın saçma sapan konuşsa da dinlersiniz. Aptalca sözleri , bu güzel kadını sizin gözünüzde zeka ve ahlak harikası yapar
  • Âlem, üç şeyin mecmuundan ibarettir:Varlık, düşünce ve hareket.

    Bunların hepsini kendinde toplayan insan, üç şeyin peşinde olmak için yaratılmıştır: Hakikatın, hayrın ve güzelliğin.

    İnsan ruhunda bu üç şeye götüren üç yeti vardır: Zeka, duygu ve irade.

    Zeka üç yerde kullanılır: Kazanmada, hilede, ilimde.

    Duygunun üç dünyası vardır: Sanat, rüya ve sevda.

    İrade, üç âleme sığınma kudretidir: Hemcinsine, kendi samimiyetine ve Allah’a.

    Bu üç yetinin birlikte ve ahenkli olarak barındığı kalp, üç şeyin mahfazasıdır: Aşkın, ümidin ve imanın.

    Üç şeyi sevmeyen ruh, ölü odaları gibi karanlıktır: Çocuğu, tabiatı ve zalimle kavîden başkasına itaati.

    Üç kişiye acıyınız: Zenginlikten sonra fakir düşene, şerefli iken zelîl olana, cahiller arasında kalan âlime.

    Üç nesneden her yerde kaçmalıyız: Yersiz şiddetten, açlık bırakmayan tatminden, kendimize çevrilmeyen tehditten.

    Üç kişiden korkunuz: Merhametsizden, müraîden, mürtekipten.

    Üç musibetten uzaklaşınız: Zulümden, zelzeleden, ‘bilirim’ iddiasında olan cahilden.

    Üç kişiye el uzatınız: Hastaya, garibe, muhitinde anlaşılmayan bedbahta (bu yüzden kalabalığın arasında yalnız yaşayana.)

    Üç türlü davranış kaba ve sahtedir: Kendini belli eden sanat, nümayişçi ahlak, kendine güvenen dindarlık.

    Üç şey saadetin sırrıdır: Tevazu, kanaat ve ölümün eşiğinde sık sık dinlenme zevki.

    Dünya üç şeyle Cennet olur: Elden, dilden ve gönülden vermekle; Allah’ın kullarını ta’n etmeyip affetmekle; zalime zulmetmeyip hidayet yolunu göstermekle.

    Üç kişi karanlıkta kalmıştır: Aşkından çok talâkatını kullanan, imanını iddia yapan, aklın meyvasından lezzet almayan.

    Üç hâkimin hükmünde hata aranmaz: Kalbin, kaderin, ölümün.

    Üç yerde insan kendini tanır: Tövbede, zalimin kahrı altında, son nefesinde.

    Hayatın manası üç yerde hakkıyla anlaşılır: Aşk ile birleşen ümidde, vecd ile yapılan ibadette, yeri yurdu unutturan seyahatte.

    Gözyaşının üç yerde lezzetine doyulmaz: Vuslatta, mağfirette, merhamette.

    Üç yerde insan Allah ile sohbettedir: Kalabalıktan incinmeyen yalnızlıkta, bir ümidsizin yüzünü ümidle güldürdüğü yerde, zalimin zulmü kendinden şükür taşırdığı anda.

    İnsanlar içinde kendini bilenler şu üç kişidir: Rüzgârı bile incitmeyenler, kendi adlarını söylemekten utananlar, Allah’ın emaneti olan insanlara katı katı gözlerle bakmayanlar.

    Üç türlü insan Allah’tan uzaktır: Rahatlarını hesaplayarak hizmetten kaçanlar (hizmet ehli olmayanlar), duygulu olduklarını ileri sürüp de sefalet sahnelerinden uzak duranlar, sefil ruhlarda feyz arayanlar.

    Üç türlü insan Allah’ı göreceğinden müjdelenmiştir: Saf kalpler, gecenin karanlığında güneşi bulanlar, ölümü, hayatta iken, bütün hareketleriyle birleştirmiş olanlar.

    Üç şeyin hududunda durmasını bilmelidir: İsteklerin, aklın, hayatın.

    Üç şeyden ayrılınca diğer üç şeye geçmede acele etmelidir: İnsanlardan ayrılınca ibadete, hareketten çıkınca huzura, dünyaya vedalaşınca uhraya.