Zeki ORAL

Zeki ORAL
@zekioral
İnstagram: @ zekioral
Avrupa'daki hızlı gelişme, Avrupa'nın kendini yüceltmesini ortaya çıkarmıştır. Avrupa, zihinlerde, merkezî bir ülke ve medeniyet olarak yer alır. Bu, haritalarında dahi böyle okunur. Avrupa, düşüncenin ve bilimin geliştiği, üzerinde ilerlemenin sağlandığı bir kıtadır. Mousnier'nin Fransız Akademisi adına yaptığı meşhur açıklama bunu göstermektedir: “Avrupa hep değişir. Dünyanın diğerbölümlerinde ise atalet ve durgunluk vardır. ” Seyyah Chardin de bunu söyler: " Asyaatalet, Avrupa ise değişme demektir." 19. yüzyılın İngiliz şairi Lord Alfred Tennyson ise şöyle der: " Çin'in 500 yılından ise, Avrupa'nın 50 yılı daha ilginçtir."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bu takdirde şunu söylemek gerekiyor: Türkçe yazılı Türk tarihi içinde, Osmanlı tarihi ve Osmanlı devlet yapısı bir zirveyi ifade eder. Bütün o Osmanlı öncesi asırlar, adeta Osmanlı İmparatorluğu'nu ve Osmanlı medeniyetini inşa etmek için gayret göstermişlerdir. Böylesi bir tarihsel ustalık, bir değer söz konusudur. Türkiye Cumhuriyeti bu değerin devamı bir devlettir. Bu şu anlama geliyor: Osmanlı Devleti'nin mirası her anlamıyla Türklere yüklenmiştir. Ordumuzla, bürokrasimizle, hatta borçlarımızla Osmanlı'nın devamıyız. Bilindiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti ilan edildiğinde Osmanlı'nın borçları inkâr edilmemiştir. Türkiye, Rusya gibi yapmamıştır. Onlar “Çarın borcu bizi ilgilendirmez” demişlerdir. O zamanki fakir Türkiye, tahıl ülkesi Türkiye ise Osmanlı'nın borçlarını yüklenmiştir. Hukukî halefiyet ve ulusal ahlâk bunu gerektirir.
Alıntı
Birileri diyor ki: “Amerikalı oluyor da Türkiyeli niye olmasın?” Şüphesiz ikisine de göçmenler gelmiş, ama birine silahlı kafilelerle; öbürüne ise bavulu, vapur bileti ve özgür iradesiyle. Birinin adı Christophe Colomb'un farkına varmadığı bir bilinmezi, yeni kıtayı bilinir kıldığı için ismi verilen Cenovalı bir kaptandan, Amerigo Vespucci'den geliyor. Diğerininki ise XII. asırdan. Sorsanız iyice okumuş yazmışların dışında sokaktaki Amerikalıların çoğu bile Vespucci'yi bilmez. Hiçbir kavimle, hiçbir dil ve dinle alakası kurulmayan bir âdem ismi, yeni keşfedilen kozmopolit bir kıtaya verilmiş. Öte yanda ise Küçük Asya'nın XII.asırdan bu yana gelen adı var. Bu adın anlamıyla ve bunun o ülke üzerindeki tarihî oluşumuyla “Amerikalı” tabiri arasından paralellik kurabilmek için ancak bizim memlekette sözde tarih ve coğrafya okumuş olup, gerçeklerden bihaber olmak lazımdır.
Biz Osmanlı siyasal muhalefeti kadar, yeniçağın Osmanlı kültürünü de orijinal bir gelişme olarak görüyoruz. Yani şunun üzerinde ısrarla durmak lazım: Sınıfa giren bir muallim, talebelerine ne anlatması gerektiğini biliyordu; çünkü oradaki çocuklar, eşit dile, eşit kültüre, aynı eşitlik ve aynı uzaklıkta bulunuyorlardı. Ama kendisi olmadığı zaman o çocuklar ne konuşur? Tartışma geleneği var mıdır? Bu çocukların arasında, nasıl ortak bir öğe vardır? Öyle ya, Fransa'da, Britanya İmparatorluğu'nda Londra'da, Manchester'da çocukların hangi milliyetten olurlarsa olsun konuşabilecekleri ortak şeyler vardı, ortak değerler sistemi vardı. Osmanlı ülkesinde, bu husus çok zayıf teşekkül etmektedir; çünkü Osmanlı klasik bir imparatorluktur. Modern dünyanın şartlarına uymaya çalıştığı, intibak ettiği takdirde de yeni problemler ortaya çıkmaktadır. Nitekim bunun üzerinde çok durulmuştur.

Zeki ORAL

, bir kitap okudu
Puan vermedi·206 syf.·
10 saatte okudu
·
2025 4. kitabı
Pierre Franckh
7.4/10 · 26bin okunma