Okumaz Yazmaz, incecik, bir oturuşta bitirebileceğiniz bir kitap.Ancak sizde yaratmış olduğu etki uzun soluklu.
Agota Kristof'un Okumaz Yazmaz'ı otobiyografik bir anlatı.
Yazarın çocukluğundan itibaren, okumayla, özellikle yazmayla kurduğu ilişki önemli bir tema anlatı da.
Çingenelerin kullandığı dili keşfettiğinde, kendi dilinin tek dil olmadığını fark eder.İşgal altndaki ülkesinde düşman dili diye başka bir dil daha olduğunu anlar.
Savaş sonrası, yeni bir düşman dili gelir ülkeye.
Genç yaşta, mülteci olur Fransa'da.Fransızcanın yaşamına eklenmesiyle, artık o okumaz yazmazdır.
Kaybolan anadili aidiyet duygusunun da kaybıdır aynı zamanda.Göçmenlik, yabancılık üzerine gerçekten çok güzel bir anlatı.
Okumaz Yazmaz'ı okurken, Refik Halit Karay'ın "Eskici" hikâyesi düştü aklıma.Anadilin kaybının acısını küçük bir çocuk üzerinden anlatır.Okumadıysanız mutlaka okuyun.Memleket Hikâyeleri de Gurbet Hikâyeleri de benim için Türkçedeki en güzel hikâye kitaplarıdır, diyebilirim.
Bir de canım teyzemin, Almanya'da yıllarca yaşamasına karşın, Almanca konuşmayı reddetmesini anımsadım.