Kitabın dili güzeldi, bazen gereksiz betimlemeler vardı ama çok değildi. Kitap kendini okutuyor, evet ama beni sinir eden kitaptaki olaylar.
Yazarın olayları anlatma şekli de güzeldi, onda da bir sıkıntı yok.
Baş kadın karakter Mahru: bana göre asla dişli bir karakter değil. Her şeye ağlaması ayrı bir olay ya.
Çakır, Mahru'ya “Sana taş atana gülle gidiyorsun, hiç mi kendini düşünmezsin?” diyor.
Bu bana göre enayilik ya. Mahru’nun bir duruşu olması gerekiyor, o duruş yok kızda, o özgüven yok. Ağırlığını verememiş Çakır’a maalesef. Sevdiğin adam iki gün ortadan kaybolunca “Neredesin?” diye hesap sormak yerine hemen kollarına atlarsan, seni daha çok üzerler annem.
Mahru tam bir Watty kızıydı maaaaaalesef.
Baş erkek karakter Çakır Seyhanlı: bana göre çok toxic birisi ya. Gel Mahru, git Mahru. Adam öldürdüm beni bekle Mahru, her yerde elim kolum var mahru.
İki gün ortadan kaybolurum, hiçbir şeyi sorgulama mahru. Adam böyle resmen.
Söz verir tutamaz, boş şeyler söyler. Güzel seviyorsun kardeşim evet ama boş konuşma ya, kafamızı şişirdin yeminle. (Bazen güzel iltifatlar ediyor, yalan yok.)
Böyle toxic bir adamla ne işin var be kızım?
Kendi evleneceği günden 1 hafta önce cinayet işleyen birisi neden Mahru’ya “Beni terk ettin” der ki?
İlk burada gıcık kaptım Çakır’a.
Kitapta en çok sinir olduğum şeylerden birisi Mahru’nun Çakır’a “Siktir git hayatımdan aamk” diyememesiydi. Böyle deseydin şu an mutluyduk salak kız.
Aynı zamanda beni rahatsız eden diğer durum da: kitapta ağır bir şey yaşanıyor ve Çakır ortada olmuyor. Kafayı yersin ya. Bir intikam peşine düşüyor.
Bir dur, sevdiğin kadına sarıl, özür dile ama yok işte. Sonra yüzüm yoktu gelmeye falan diyor. olacak. Gelecek özrünü dileyeceksin o kızın omzunda ağlayacaksın. Ama böyle olmuyo tabi. SINIR BOZUCU.
Çakır’dan şu