Neden İDAM CEZASI değilde HAPİS CEZASINA çarptırılmalarını istemeliyiz !!!
Özellikle çocuk istismarı gibi fazla fazla can acıtıcı ihlaller söz konusu olduğunda, halkın öfkesi kontrol edilemez bir noktaya gelebiliyor. Öfkenin her zaman hak mücadelesinde çok önemli bir itici güç olduğu iddiasında olan biri olarak, kontrol edilemediğinde itici bir güç olmaktan ziyade yıkıcı bir güç olduğunu düşünmekteyim. Çevremde idam isteyenlere dikkat ettiğimde, çoğunun çocuğu olduğunu görüyorum. İşte tam olarak bu noktada bir miktar anlayabiliyorum; ya benim çocuğumun da başına gelirse korkusuyla kötü olandan kurtulma refleksi aslında bu. Öldürelim bitsin gitsin, dünya bir pislikten kurtulsun, hem de diğerlerine ibret olsun refleksi. Ancak, insan haklarının tesisi, refleks hareketlerle sağlanamayacak kadar derin bir hadise maalesef. Yüzlerce insanı öldürebilirsiniz; fakat suça mahal veren marazanın kökünü kazımadıkça –biz bunu daha ziyade zihniyeti değiştirmek olarak ifade ediyoruz- yahut diğer bir deyişle insan hakları bilincini toplumun en küçük birimine kadar sıkı sıkıya yerleştirmedikçe, bu suçlar işlenmeye ve hatta faillerin sayıları daha da artmaya devam edecektir.
İdam cezasına karşı olmamızın en büyük sebebi; bu cezanın esasında bir “cinayet” olduğu, yalnız tek farkının “devlet eliyle işlenmiş” olduğu argümanıdır. Neticede, “devlet eliyle de olsa bir şekilde insan öldürüyoruz ve bizim onlardan ne farkımız kalıyor” fikridir. “O insan değil ki”, diyebilirsiniz. Gelin görün ki, bunu derken bile suçu meşrulaştırmış oluyoruz aslında. İnsan olmayan değişik bir mahlukatın bu suçu işlediği düşüncesi, bir nevi o kişinin cezai ehliyetinin olmadığını iddia etmek gibi bir şey. Hani bu istismar, cinayet suçluları, mahkemede hep akıl sağlıklarının yerinde olmadığını iddia ediyor da biz