Acı çekmekten kaçmak için sürekli bir çaba içinde olmak, kısa vadeli hazlara odaklı yaşamak değer yitimiyle sonuçlanır. Hazzı yaşamak arzusu değerlerimizi korumanın önüne geçtiğinde, kişisel bütünlüğümüzü korumamız olanaksızlaşır.
Hissettiğimiz kısa süreli hazlar bizi acı çekmekten, geçmişimizle hesaplaşmaktan, hatalarımızla yüzleşmekten, gerçek sorunlarımızın ortaya dökülmesinden korur. Ama iyi hissetmek, hayatta her şey demek değildir. Sürekli iyi hissedemeyiz, her gece deliksiz uyuyamayız, her gün sohbet edecek birilerini bu-lamayız. Kendimizi yalnız hissedebiliriz, canımız çok sıkılabilir.
Her insan yaşadıklarının ve başına gelenlerin sorumluluğunu almak zorundadır. Başınıza gelenlerle ilgili en ufak bir kusurunuz olmayabilir.
Durakta otobüs beklerken bir araba gelip çarpabilir, bacaklarınız kırılabilir. Burada iyileşme sorumluluğu size aittir, size çarpan sürücüye değil.
"Ben mağdurum, otobüs beklemek dışında hiçbir suçum yok" diyerek tedaviyi reddetmezsiniz.
Yeniden ayağa kalkmak için ne gerekiyorsa yaparsınız.