Büyüyen çocuğa duyulan anne sevgisi, kendisi için bir şey istemeyen sevgi belki de en güç başarılabilecek sevgi dürtüsüdür. Ayrıca annenin küçük bebeği sevebilmesindeki kolaylıktan dolayı da oldukça aldatıcıdır. Fakat sadece
bu zorluktan dolayı kadın eğer kocasını, diğer çocukları, yabancıları ve tüm insanları sevebiliyorsa, gerçekten seven anne olabilir. Sevmeyen kadınsa, çocuğu küçük olduğu
sürece şefkatli bir anne olabilir ama seven anne olamaz.
Burada ölçüt, çocuğun ayrılmasına gösterilen istek ve ayrıldıktan sonra sevmeyi sürdürebilmektir.
Yitmekte olan cinsel kutuplaşmayla birlikte bu kutuplaşma temeline oturtulan cinsel aşk da yitiyor. Karşıt kutuplarını eşitliği yerine erkek kadın aynılaşıyor. Çağdaş toplum, bireysel olmayan eşitlik fikrini öğütleyip yayıyor. Çünkü sürtüşüp pürüz çıkarmadan kalabalık topluluk içinde çalışabilecek, birbirinin eşi, çekirdek insanlara gereksinim duyuyor toplum.
Bu insanların hepsi verilen emirlere uymaktadırlar ama yine de kendi isteklerini yaptıklarına inandırılmışlardır.
Kapitalist toplumda eşitliğin anlamı değiştirilmiştir.
Eşitlikle kastedilen, bireyselliğini yitirmiş insanların, otomatların eşitliğidir. Bugün eşitlik "birlik"ten çok "aynılık" anlamına gelmektedir. Bu soyutlamaların aynılığı, aynı
işte çalışan, aynı biçimde eğlenip aynı gazeteyi okuyan, düşünceleri, duyguları aynı olan insanların aynılığıdır.