• Musalar: Zeus'un Uranos kızı Mnemosyne (Bellek) ile birleşmesinden Musa'lar doğmuştur. Homeros'ta ne sayıları ne de adları kesindir. Homeros, Musa'ları, tanrıların sofralarını şenlendiren ezgi tanrıçaları olarak kabul eder. Hesiodos, Theogonia'da, onlara ''şiir perileri'' der ve dokuz tanesinin adlarını sayar. Bu dokuz eş yürekli kızın bütün işleri, ezgiler söylemektir. Yeryüzündeki bütün ozanları ve çalgıcıları Musa'larla Apollon esinler. Musa'ların sevdiği insanın, bal akar ağzından.
    Başlangıçta nympha niteliği taşıdıkları kuşkusuzdur Musaların. Nitekim kaynakların, derelerin, kısaca, uyumlu bir mırıltıyla akan suların nympha'larından şiir ve müzik tanrılığına geçiş kolay olmuştur. Müzük ve müze sözcükleri onların adından gelmektedir. Bu dokuz peri, önceleri, hep birlikte yalnızca şiire ve müziğe esin verirlerdi; sonraları edebiyat ve sanat alanında her birine bir görev verilmiştir.
    Nike: Pallas'la Okeanos kızı Styks'ten doğmadır. Zeus'a titanlara karşı savaşında yardımcı olduğu için, her zaman onun yanında veya savaşçı kızı Athena'nın yanında zaferin simgesi, kişileştirimi olarak yer alır. Genellikle kanatlı olarak, defneden bir taç ve bir palmiye dalıyla, hızla uçan bir kız biçiminde tasvir edilir. Atinalılar, zaferin kentlerini hiç bırakmaması için, apteros denilen kanatsız bir Nike'ye taparlardı.
    İris: Yerle göğü birleştiren gökkuşağını simgeler. Zeus'un her an hazır ve hızlı ulağıdır. Altın kanatları, rüzgâr gibi hızlı ayakları vardır. Öteki tanrılar veya insanlarla Zeus arasında habercilik eder. Yeryüzüne inerek, denize dalarak, Hades'e girerek kutsal buyrukları iletir.
    Hebe: Zeus'la Hera'nın kızıdır. Gençliğin kişileştirimidir. Asıl görevi tanrılara içki sunmaktır. Daha çok ev işlerine eli yatkın bir kızdır. Annesi Hera'nın arabasını hazırlar, savaştan döndüğünde kardeşi Ares'i yıkardı. Ne var ki, tanrılara içki sunma görevi, sonradan, Zeus'un kaçırttığı Ganymedes'e geçmiştir. Hebe, Herakles'in karısı olmuştur. Güçlülüğün simgesi olan Herakles'in yanında, solmayan güzelliği temsil etmiştir.
    Eileithyia: Zeus'la Hera'nın kızı, Doğum tanrıçasıdır. Doğumun iyi veya kötü sonucu ona bağlıydı. Gebe kadınlara hem doğum sancısını, hem de kurtuluşu götürürdü. O gecikince, doğum zorlaşırdı. Nitekim Leto ve Alkmene onu çok iyi tanırlar.
    Tasvirlerinde baştan aşağı tülle örtülüdür. Bir elini yardım için uzatır, öteki elinde meşale vardır. Kimi zaman da diz çökmüş olarak gösterilir.
    Ganymedes: Frigya kralı Tros'un oğlu ve ölümlü insanların en güzelidir. Zeus ona aşık olmuş ve oğlan sevgilisini bir kartal sırtında kaçırmıştır. Başka bir söylenceye göre Zeus, Ganymedes'i, kendisi bir kartal biçimine girerek kaçırmıştır. Böylece ölümsüzlüğe ulaşmıştır Ganymedes ve tanrıların şarap sunucusu olmuştur. Babası ise çocuğuna karşılık Zeus'tan tanrıların kullandığı atlara benzer iki at armağan almıştır. Tasvirlerinde, anlattığımız öykünün unsurlarını taşır.
  • Kharit'ler (Üç Güzeller): Zeus'un Okeanos kızı Eurynome'den olma üç kızı. Çiçek ve yemiş veren doğanın olduğu kadar, insan yaşantısını güzelleştiren, hoş kılan şeyin de kişileştirimidir. Birinci özellikleri nedeniyle çoğun Hora'larla karıştırılırlar. İkinci özellikleri nedeniyle Aphrodite'nin ve Apollon'un alaylarında yer alırlar. Kharit'ler, sanat etkinliklerini esinleyen tanrıçalardır.
    Sayıları ve adları, çağlara ve bölgelere göre değişir. Hesiodos geleneğine bağlı kalınarak bundan da ''üç'' sayısı üstün gelmiştir. Aglaie (parlaklık) Kharit'lerin en gencidir; Euphrosyne (sevinci, neşeyi) ve Thalia (çiçeklenmeyi) temsil eder.
    Her türlü sanatın koruyucusu olan bu genç ve sevimli kadınlar, önceleri uzun giysiler içinde ve çiçekten taçla resmedilirlerdi. İ.Ö. IV. yüzyıldan itibaren çıplak olarak ve zarif bir kucaklaşma içinde tasvir edilmeye başlandılar.
  • Themis: Uranos'la Gaia'nın kızı, dolayısıyla dişi bir titan. Hesiodos'a göre Metis'ten sonra Zeus'un ikinci karısıdır. Homeros'ta ise durum değişiktir. Zeus'un tek karısı vardır, o da Hera'dır. Themis, Zeus'un danışmanlığını ve yardımcılığını yapar, törenleri düzenler, tanrıları toplantıya çağırır, insanlar arasındaki ahlak düzenini korur ve bu nedenle de hiçbir zaman Hera'nın kıskançlığını depreştirmez. Tapınmada, adalet tanrıçası olarak, Homeros'un Themis'i üstün gelmiştir. Soteira (Kurtarıcı) Themis, ezilenleri korudu. Themis, gelip geçici olmayan tanrısal yasadır.
    Heykellerinde görkemli, ciddi ve ağırbaşlı bir kadın olarak görülür. Ayırt edici işareti terazidir. Hesiodos geleneğine bağlı Themis, aynı zamanda Hora'ların annesi olarak gösterilir.
    Yunancada, zamanın bir bölümü demek olan 'hora' sözcüğü, mevsim, yıl, günün bölümü (saat) anlamına gelir. Hora'lar iklim ve zamanın üç tanrıçasıdır. Homeros'ta, Olympos'un kapılarını açıp kapamak ve Hera'ya hizmet etmek gibi görevler yüklenirler.
    Hesiodos'a göre bu üç Hora şunlardır: Eunomia (iyi düzen), Dike (hak ve adalet), Eirene (Barış). Hora'ların sayı ve adları zamanla değişmiştir. Örneğin, Helenistik dönemde, dört mevsime karşılık dört Hora olmuştur. Ellerinde birer çiçek, ya da yemişle canlandırılırlar. (Sayfa: 53-54)
  • h) Zeus ve Alkmene: Alkmene Amphitryon'un karısıdır. Güzel ve erdemli bir kadındır. Zeus, bu kez Amphityron kılığına girerek amacına ulaşır. Amphitryon'un zaferle sonuçlanan bir savaştan dönmesinin beklendiği bir gece, Zeus, o gelmeden bir kaç saat önce Alkmene'nin koynuna girer. Bir kaç saat sonra asıl kocası yatar Alkmene ile. Bu birleşmeden ikiz çocuk doğar. Herakles Zeus'un, İphikles ise Amphitryon'un oğlu sayılır.
    i) Zeus ve Ganymedes: Zeus'un güzel oğlan Ganymedes ile ilişkisi, ''Zeus'un Çevresindeki Tanrılar'' bölümünde anlatılmıştır.
    Zeus, tasvirlerinde, güçlü bir vücuda sahiptir; olgun bir adam görünüşündedir. Geniş alnı, ciddi ve derin bakışları vardır. Saçları gür ve dalgalıdır. Sakalları kvırcıktır.
    İlk tasvirleri dışında, çok seyrek olarak çıplak görülür. Çıplak tasvirlerde, sağ kolunu ve göğsünü açık bırakan bir pelerin taşır. Bir elinde asa ve bir elinde yıldırım tutar. Kutsal hayvanı kartal, kutsal bitkisi meşedir.
    Zeus'un bilicilik merkezi, bir meşeler ülkesi olan Dodona'da bulunur. Bu nedenle, kimi zaman alnında meşe yapraklarından yapılmış bir taç vardır.
    *
    Hera (Lat. Iuno): Zeus'un karısı ve kızkardeşidir. Zeus, bir kış günü, soğuktan titreyen bir kuş biçiminde görünür kardeşine. Kuşa acıyan Hera, onu avuçlarına alıp göğsüne bastırır. Hemen asıl kılığına giren Zeus, fırsatı değerlendirmeye kalkışır. Hera direnir önce. Sonunda, Zeus'un kendisiyle evlenmesi koşuluyla teslim olur.
    Bir başka efsaneye göre Zeus ile Hera'nın düğünü, Batı Kızları Hesperidler'in bahçesinde olmuştur. Gaia, bu vesileyle, Batı Kızları'nın bahçesinden gelen altın elmaları (bir başka söylentiye göre, doğurganlık simgesi olan narları) Hera'ya armağan eder. Hera da, bu elmaları kendi eliyle Batı Kızları'nın bahçesine eker. Bütün bu değişik anlatımlara karşın, gerçek olan şudur ki, Hera, Zeus'un ilişkide bulunduğu dişiler arasında, tanrılar tanrısının tek resmi karısı olmayı başarmıştır.
    Kıskanç, hırçın, inatçı, kavgacı kadın örneğini temsil eder Hera. Ciddi, olgun ve namuslu bir güzelliğe sahiptir. Güzelliğine çok önem verir. Bunun için de her yıl Kanathos ırmağına yıkanmaya gider. Kaynağın büyülü suları, ona her yıl bakireliğini geri verir.
    Paris kendisini en güzel seçmedi diye Troyalılara kini büyüktür. Bu dırdırcı kadına Zeus da tahammül edemez. Herakles'in peşini bir türlü bırakmadığı için, örs bağlar ayaklarına inek gözlü karısının, ellerine de altından zincir vurup, asar havaya baş aşağı. Hera, evliliğin ve gebeliğin koruyucusudur.
    Dolgun vücutlu genç kadın şeklinde tasvir edilir. Azametli ve vakur bir yüzü, ciddi ve düşünceli bakışları vardır. Çıplaklığını göstermeyen kıvrımlı bir giysi içindedir.
    Üstünde guguk kuşu bulunan bir asa taşır. Bu kuş, Zeus'la evlenişinin simgesidir. Tavuskuşu ve nar, işaretleri arasındadır.