Gözyaşlarımız yazgımızı alt etseler ağlayıp sızlayalım: günlerimiz inlemekle geçsin, uykusuz gecelerimiz perişan olsun; yaralı göğsümüzü parçalayalım ellerimizle, yüzümüzü de esirgemeyelim; kendimizi bu denli sağaltıcı bir umutsuzluğun deliliğine teslim edelim. Ama, hıçkırıklarımız ölüleri diriltmiyor, bütün üzüntümüz öncesizlik-sonrasızlığa göre değişmez ve sabit olan bir talihi değiştirmiyor, ölüm de avını bir an bırakmıyor, bu yararsız acıya bir ara vermiyor elbette.