Her bir ferdin kendi içinde tutarlı, ahlaklı, donanımlı ve cesaretli olmasına çalışacağız. Atmamız gereken ilk adım budur. Tarih bilen, coğrafya bilen, dil bilen, dünya sistemini bilen, ahirete taalluk eden sorumluluklarını bilen, kısacası varlık şuurunun farkında Müslüman bireyleri ne kadar çoğaltabilirsek işimiz de o kadar kolaylaşacak. Kendi başına ayakta duramayan, kendisinden ve dünyadan habersiz, nereye sürüklenirse oraya giden insan toplulukları, mevcut kaosu daha da derinleştirmekten başka bir işe yaramıyor. İnsan kalitemizi artırmak için sabırla ve sebatla çalışmak gerekiyor. Buna odaklanmadan, “Kudüs Müslümanlarındır!” sloganlarının altını doldurmak imkânsız.
Filistin halkının yaklaşık yüz yıldır karşı karşıya bulunduğu trajediler silsilesi, İslam dünyasının Filistin'le ilgili kararsızlığının sonucudur. Özellikle Araplar arasındaki bitmek tükenmek bilmez gerilimler, Filistin halkının acılarını ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramadı. Bugün de Filistin'e İsrail işgalinden daha fazla zarar veren şey, bu bölünmüşlük ve dağınıklıktır.
Evet, Kudüs’ü ziyaret etmek şarttır. Kudüs’e sahip çıkmak ancak bizzat orada yer alabilmekle, mescitlerinde saf tutabilmekle olur. Hiçbir şehri uzaktan kumandayla kontrol edemezsiniz. Kudüs’te bulunmak, oradaki Müslümanları ekonomik, siyasi ve duygusal yönden desteklemek şarttır. Kudüs’ü ziyaret etmek, tarihi köklerimizi hatırlamak ve bağlı bulunduğumuz manevi zincirin halkalarını daha da sağlamlaştırmak için de şarttır.