Zeynep Y. Kalyoncu

Zeynep Y. Kalyoncu
@zeynepp_
"خير الكلام قليل الحروف كثير القطوف بليغ الأثر" "En güzel söz; harfi az, meyvesi çok, etkisi derin olandır."
İstanbul
İstanbul
194 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
10/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2025 01:32
Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki şimdiye kadarki olan hayatımda Kuran-ı Kerim’den sonra beni bu kadar etkileyen başka bir kitap yoktur. Bitirdikten sonra bir müddet etkisinden çıkamadım. Şimdi bile hala aklıma gelir ve içimi cız eder. Zaten bu incelemeyi yazma sebebim de budur. Az önce misafirli ve tantanalı geçen bir akşamı uzun bir bebek uyutma ve ardından kalan bulaşıkları halledip sonlandırma niyetindeyken uykuya dalmama engel olan şey yine Martin Eden’dı. Bu denli acısını hissettiğim şey üzerine bir iki şey karalama hakkım olduğunu hissettim. İtiraf etmem gerekir ki kitabın kalınlığı başta gözümü korkutmuştu. Çünkü bebek sahibi olduktan sonra sayfa sayısı gözümü korkutup beni yıldırmasın ve yarım bırakmama sebep olmasın diye ince ve orta kalınlıkta kitaplar okumaya gayret ediyorum ama… Ama Martin Eden hiç bitmesin istedim. Kitabın konusuna gelirsek alt tabakadan, fakir ve hayatı boyunca sayısız işte çalışmış ve çalışmak zorunda olan bir gencin bir tesadüf eseri burjuva takımıyla tanışması ve (tabi ki) bir hanımdan hoşlanması sonucu, onun sınıfı na yükselebilmek için büyük çalışmalar ve gayretler göstermesi, bunu fazlaca başarması ve fakat insanlar tarafından kendisinin yazma konusundaki ısrarının, onca çabasının ve ulaştığı yerin hiçe sayılıp kendisi için istediği ve hayal ettiği şeye parası ve işi olmadığı için saygı duymamaları ve inanmamaları ve nihayetinde başardığında ve birden dünyaca ünlü olduğunda herkesin ona bir anda ihtimam vermesi sonucu yaşadığı içsel çöküş. Lütfen, lütfen okuyun.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,6bin okunma
Bu yorum görüntülenemiyor
Kederlerle kemalat arasında bir ilişki olmasaydı, Miraç, hüzün senesine denk gelir miydi?
Sayfa 73·Kitabı okudu
Alıntı
Bu alıntıyı paylaştığınız teşekkür ermek isterim. Bu cümleyi duymaya ve böylesi bir şey yaşamaya öyle ihtiyacım var ki…
Kederlerle kemalat arasında bir ilişki olmasaydı, Miraç, hüzün senesine denk gelir miydi?
Sayfa 73·Kitabı okudu
Alıntı
Bu alıntıyı paylaştığınız teşekkür ermek isterim. Bu cümleyi duymaya ve böylesi bir şey yaşamaya öyle ihtiyacım var ki…
Ne demek bu alıntı beni çok etkiledi, sizi de etkilemesine sevindim. İnşallah bizler de ferah günlerimizi görürüz🌸
1 yanıtı göster
#haram #diyanet #midye
Bakara 173.ayet Allah size yalnızca murdar eti, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkasının adına kesilmiş olanı haram kıldı. Ama biri zorda kalırsa, haksızlığa sapmadıkça, sınırı aşmadıkça kendisine
1000Kitap
Arkadaşlar paylaşımı ve yorumları okudum. Gerçekten öğrenmek isteyenler için yazıyorum. İnşaallah faydalı olur. Kimseyle laf kavgasına girmek için burada değilim. Bazı şeyler ben açıklamaya çalışsam da değişmeyecek bunu zamanla öğrendim ama yine de içimde muhasebe yapınca bildiklerimi yazmam gerektiğini düşündüm. Önce şunu söylemek istiyorum; gördüğüm kadarıyla malesef konu dine gelince doğru düzgün araştırmadan konunun dibine inmeden herkes mantığına yatanı söylüyor, kabulleniyor. Din bu değil ki. Şimdi asıl söylemek isteğim şeye geliyorum.. Bir adam Efendimize gelip, "biz deniz yoluyla sefere çıkıyoruz. Yanımıza az bir miktar su alıyoruz. Onunla abdest alsak susuz kalırız. Deniz suyuyla abdest alabilir miyiz?" Diye sorunca Efendimiz " Suyu temiz, içinde ölen canlıları (leşi) helaldir" buyuruyor. Mezhep imamları bu hadisten birçok hüküm çıkarıyor. Leş hükümleri bir tarafa bizim konumuza gelince Şafi ve Maliki mezhebi hem karada hem denizde yaşayan canlılar hariç, deniz canlılarının helal olduğunu söylerken Hanefi mezhebi, balığa benzeme şartı koymaktadır. Hanefi mezhebi der ki, balığa (şekline) benzeyen deniz canlıları helaldir. Benzemeyenler ise haramdır. Çünkü bu hükmü çıkardığı bir ayet vardır: "o peygamber onlara temiz şeyleri helal kılar, pis şeyleri haram kılar" Araf157 Hanefi mezhebine göre balığa benzemeyen su canlıları işte bu ayette geçen pis şeyler kategorisine girmektedir. Bunun da sebebi o hayvanların tabiatları gereği kendilerinde necaset (pislik) barındırmasıdır. Eminim doğru araştırma yaparsanız daha çok açıklama bile bulursunuz. Bir konunun Kuran'da geçmemesi ona istediğimiz gibi hüküm verebilme yetkisine bizlere vermez. Örneğin Kuran'da bir çok ayette içkinin haram olduğu yazar. Bunu hepimiz biliyoruz. Peki eroin? Bira? Ya da ismini bilmediğim içki çeşitleri? Bunların ismi kuranda hadiste yok diye helal diyor muyuz? Arkadaşlar din konularında biraz elimizi vicdanımıza koyalım ve diğer alanlarda yaptığımız gibi konuyu ehline bırakalım lütfen. Şimdi inşaallah kimse gidip bira falan içmez :) Selametle🌿
Önceki 4 yanıtı göster
Bu ayetin Araf suresi 157. Ayet olduğunu yazmıştım efendim. Yalnız dikkatinizi çekerim, ben kimsenin midye yiyip, yememesiyle ilgilenmiyorum. Ben aklımızca hüküm çıkarmayalım diyorum. Şunu da ekleyeyim; Eğer herkes her alanda konuşmayıp, kendi uzmanlarına bırakırsa, bu ülkenin geleceği ve gelişmesi hakkında güzel konular konuşulacaktır. Esselam... (Ayrıca bir önceki yorumunuzda maide 5te hamr ifadesi geçer demişsiniz. Ben hafızım efendim. Maide 5te hamr ifadesi yoktur.)
1 yanıtı göster
#haram #diyanet #midye
Bakara 173.ayet Allah size yalnızca murdar eti, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkasının adına kesilmiş olanı haram kıldı. Ama biri zorda kalırsa, haksızlığa sapmadıkça, sınırı aşmadıkça kendisine
1000Kitap
Arkadaşlar paylaşımı ve yorumları okudum. Gerçekten öğrenmek isteyenler için yazıyorum. İnşaallah faydalı olur. Kimseyle laf kavgasına girmek için burada değilim. Bazı şeyler ben açıklamaya çalışsam da değişmeyecek bunu zamanla öğrendim ama yine de içimde muhasebe yapınca bildiklerimi yazmam gerektiğini düşündüm. Önce şunu söylemek istiyorum; gördüğüm kadarıyla malesef konu dine gelince doğru düzgün araştırmadan konunun dibine inmeden herkes mantığına yatanı söylüyor, kabulleniyor. Din bu değil ki. Şimdi asıl söylemek isteğim şeye geliyorum.. Bir adam Efendimize gelip, "biz deniz yoluyla sefere çıkıyoruz. Yanımıza az bir miktar su alıyoruz. Onunla abdest alsak susuz kalırız. Deniz suyuyla abdest alabilir miyiz?" Diye sorunca Efendimiz " Suyu temiz, içinde ölen canlıları (leşi) helaldir" buyuruyor. Mezhep imamları bu hadisten birçok hüküm çıkarıyor. Leş hükümleri bir tarafa bizim konumuza gelince Şafi ve Maliki mezhebi hem karada hem denizde yaşayan canlılar hariç, deniz canlılarının helal olduğunu söylerken Hanefi mezhebi, balığa benzeme şartı koymaktadır. Hanefi mezhebi der ki, balığa (şekline) benzeyen deniz canlıları helaldir. Benzemeyenler ise haramdır. Çünkü bu hükmü çıkardığı bir ayet vardır: "o peygamber onlara temiz şeyleri helal kılar, pis şeyleri haram kılar" Araf157 Hanefi mezhebine göre balığa benzemeyen su canlıları işte bu ayette geçen pis şeyler kategorisine girmektedir. Bunun da sebebi o hayvanların tabiatları gereği kendilerinde necaset (pislik) barındırmasıdır. Eminim doğru araştırma yaparsanız daha çok açıklama bile bulursunuz. Bir konunun Kuran'da geçmemesi ona istediğimiz gibi hüküm verebilme yetkisine bizlere vermez. Örneğin Kuran'da bir çok ayette içkinin haram olduğu yazar. Bunu hepimiz biliyoruz. Peki eroin? Bira? Ya da ismini bilmediğim içki çeşitleri? Bunların ismi kuranda hadiste yok diye helal diyor muyuz? Arkadaşlar din konularında biraz elimizi vicdanımıza koyalım ve diğer alanlarda yaptığımız gibi konuyu ehline bırakalım lütfen. Şimdi inşaallah kimse gidip bira falan içmez :) Selametle🌿
Önceki 2 yanıtı göster
Kuranla yetinmediğinizi gördüm evet. Ancak yine de şunu fark ediniz ki bizler, kuran ve hadisten aklımıza yatanı ve nefsimize hoş geleni çıkarım yapamayız. Diyorsunuz ki, bira ve eroin aynı şey değil çünkü onların da haram olduğunu destekleyen ayet ve hadisler var. Ben de diyorum ki Hanefi mezhebinde midye, kalamar vs. De helal değil çünkü onların da haram olduğunu destekleyen ayet ve hadisler var. İlk yorumumda bunları zikrettim. Bira ve madde gibi herkesçe malum olan ve haram görülen bir şeye dil uzatmazken ve onlar hakkındaki ayetleri görüp inanırken, konu midyeye gelince niye böyle oluyor? Biraz düşünelim.. Mezheb imamlarının ne dediğine ve delillerine bakmadan, araştırmadan kuran böyle diyor hadis de böyle diyor o zaman bu şöyledir şeklinde korkusuzca fetva vermek inanın bundan kaç asır önce sahabelerin bile yapmadığı bir şey. Edille-i Şeriyye dörttür: Kuran, Sünnet (hadis olarak anlayabiliriz), İcma ve Kıyas. Bir konunun hükmü ancak bu dördüne bakmakla çıkarılabilir. Fıkıh alanında uzman olan Mezheb imamları bile ilk ikisiyle yetinmemiş kuran ve sünnette olmayanı icmada ve kıyasta aramış, ve biz avam tabakasının çıkaramayacağı hükümleri bizler için çıkarmış ve hizmete sunmuşlardır. Sadece bir konuya senelerce vakit harcamış ve ince eleyip sık dokumuşlardır. Neden? Çünkü konu mühim. Konu Allah'ın dini.. Kimse tıp alanında atıp tutmaz, konuyu uzmanlarına bırakırken kaldı ki bizler, konu dinimiz olunca imam kesilip üzerine beş dakika düşünüp bir iki ayet hadis okuyup bir fetvaya varabiliyoruz. Konunun tehlikesinin ve ehemmiyetinin bilmem farkında mısınız? Biz böyle olursak ileride bizim neslimiz ne olur? Her biri kendi İslam'ını yaşamaz mı? El insaf el vicdan...
3 yanıtı göster