Hayatım daha en başında karışmış bir yün yumağı gibiydi. Bir yanım kendimi onun ellerine bırakmak ve onun da beni sabırla sararak düzene sokmasını istiyordu. Evet, bunu gizliden gizliye arzuluyordum. Kendime bile itiraf edemediğim, en derinime sakladığım bir duyguydu bu. Ve biliyordum: Bu duyguya set çekmeliydim.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aykut içinde iki insan barındırıyordu: Bir yanı kimseyi sevemeyecek kadar vahşi ve yıkıcı, diğer yanı ise dokunulduğunda boynunu eğen bir küstümçiçeği kadar narin. Onun vahşi yanını kullanacak, kırılgan yanını ise yıllarca sevecektim.
Gülfem’in sözünü tutabileceğinden emin değildim. Hepimiz er ya da geç korktuğumuz şeye dönüşme olasılığı taşıyorduk; kimi kaçarak kimi kalmayı seçerek.
“Gülfem, seni anlıyorum. Bazen babanın yokluğu, varlığından daha az can yakar. Ama… Annelerin açtığı yaralar ömür boyu dikiş tutmaz” dedim.
“Annem bende açtığı yaraların farkında bile değil.”