Akşam Sanat okuluna gitmeden önce, tırnaklarındaki soluk ojeyi çıkarmak için küçük bir şişe aseton alan kızların, yıllar sonra, yavan bir evliliğin yavan bir mutfağında çocuklar ve torunlar arasında, mutsuzlukla İlk gençlik aşklarını hatırladıklarında... Hayal ettiklerimi anlattım.
Hafızanın bahçesi çoraklaşmaya başlayınca, demişti; `insan elde kalan son ağaçların ve güllerin üzerine titrer. Kuruyup gitmesinler diye, sabahtan akşama kadar onları sulayıp okşuyorum: Hatırlıyorum, hatırlıyorum ki unutmayayım!