Hayır, Freud; “Uygarlık, bireyin dürtülerini (cinsellik, saldırganlık, vs) kısıtlamak zorundadır; bu da bireyde sürekli bir hoşnutsuzluk ve gerilim yaratır.” der.
Örneğin ruhsal ve bedensel zorlamaların yükü altında kalmış ikinci Dünya Savaşı sürecinde nevrotik ve şizofrenik dediğimiz ruhsal bozukluklarda hiçbir artış olmadı sadece savaş stres ve reaksiyonları yaşandı(gençtan 1981) buna karşılık savaşı izleyen yıllarda toplumlar istenilen refah düzeyine eriştikçe depresyonda varoluş nevrozlarında artış oldu emeklilik depresyonu arttı yaşamın anlamsızlığından kökenini alan ruhsal bozukluklar ortaya çıktı.
nasıl savaş nevrozu yok.. (shell shock savaş nevrozu var), ayrıca psikolojik tanılama literatürü bu kadar gelişmiş değil.. bir de yazarın burada refah seviyesi dediği şey anlam boşluğu.. ama anlam boşluğunu depresyon için tek başına bir etken saymamamız doğru mu?.. bireyselleşme, yalnızlık, beklenti artışı, sosyal bağ zayıflığı görmezden gelinmemeli
Eserimizi anlamak için öncelikle Orwell'ın siyasi görüşünü ve toplumsal tespitlerini anlamakta fayda var.
O halde gelin önce eserin konusunu daha sonra yazarımızın bakış açısını