Yılmaz DALKIRAN
mesaj-gonder
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
TAKİP ET
Yılmaz DALKIRAN
@zinzinzibidi
meslek
Banka Çalışanı, Excel Eğitmeni, Profesyonel DCS World Pilotu, Veri Analizi Öğrencisi
egitim
Ekonometri
harita
İstanbul
v3_profil_bos
30 okur puanı
gecmis
09 Tem 2020 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
520 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Martin Eden üzerine
Amerikan Edebiyatına ilginiz varsa başlangıç için tavsiye ettiğim eserlerden biridir Martin Eden. Daha önce Salinger'in Çavdar Tarlasında Çocuklar eserini okumuştum; fakat bu eser başlangıç için daha uygun. Kitapta Martin Eden'in hayatı anlatılsa da aslında Jack London'ın hayatına tanık oluruz. Martin yoksul bir gençtir. Buna rağmen kendisini, özellikle dilini ve dilbilgisini geliştirir. Hayatındaki en büyük amacı yazar olmaktır. Bunu başarır da. Fakat yazarlık ona mutluluk getirmez. Tüm yaşamı boyunca burjuvazi ile olan gelgit dolu ilişkisi onu sosyalist bir adam yapar. Başlarda yazarlıkta çok para kazanamasa da inatla yazmaya devam eder. Nişanlısı Ruth Morse bile onu yazarlıktan uzaklaştırmaya çalışır. Fakat Martin sonunda başarır. Ünlü bir yazar olur. Kitap 1909'da basılmasına rağmen aslında oldukça entelektüel bir eser. İçeriğinde birçok yazar, filozof ve düşünürün eserlerine değinilir. Çevirmen Levent CİNEMRE bunu fark etmiş olacak ki kitabın sonunda dipnotları uzun uzun açıklamıştır. Herbert Spencer en sevdiği filozoftur Martin Eden'in. Kitap boyunca hayranlığını sıklıkla dile getirir. Nietzsche'den de söz eder. Bu sayede Martin'in hem bireyselci hem de nihilist olduğunu anlarız. Kitap çok akıcı değil fakat belirli bir kültür birikimi edinildikten sonra okunmalı. Özellikle Herbert Spencer ve Nietzsche hakkında ön bilgiye sahip olmadan kitaba başlanmamalı. Dili sade ve yalın. Olay betimlemelerine neredeyse hiç girilmemiş. Üslupta durum betimlemeleri tercih edilmiş. Bu sebeple durum romanlarını çok sevmiyorsanız okurken biraz sıkılabilirsiniz. Buna rağmen Amerikan Edebiyatını tanımak isteyenler için kesinlikle önereceğim kitaplar arasında Martin Eden. Kitabı Levent CİNEMRE'nin eşsiz çevirisi ile okuyabilirsiniz. Şimdiden keyifli okumalar!
Martin Eden
ucnokta_yatay-1
yildiz
9.2/10 · 51,8bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
1440 syf.
·
9 günde
·
8/10 puan
Monte Cristo Kontu Üzerine
Monte Cristo Kontu klasikler içerisinde okuduğum en uzun kitaplardan biri. Daha önce Savaş ve Barış'ı okumuştum ve bitirmesi iki haftamı almıştı. Bu kitap da 19. yy klâsik edebiyatın, yani edebiyatın altın çağının en iyi eserlerinden biri. Kitapta haksız bir suçlama sonucu If Kalesinde hapis tutulan genç bir adamın, hapishanenin bulunduğu adada olgunlaşmasını, kaçtıktan sonra kendisine komplo kuranlara karşı intikam almasını anlatıyor. Kitap özellikle ilk bölümlerde oldukça sürükleyici. Fakat kitabın ortalarına doğru çok fazla yan konunun anlatılması sebebiyle bu sürükleyicilik bir nebze de olsa azalıyor. Buna rağmen kitap okunurluğunu sonuna kadar devam ettiriyor. Kitapta dikkat çekici noktalardan biri çok fazla Türk halısından söz edilmesi. Sanırım o dönemde Türk halıları da altın dönemindeydi. Kitabın diline gelecek olursak... Sade ve yalın bir dille yazılmış. Sayfa sayısı çok olmasına rağmen birçok sayfada kısa konuşmalar var ve kitap akıcı bir şekilde okunabiliyor. Süslü ve derin anlatımlardan uzak durulmuş. Kişi betimlemelerine mümkün olduğunca az yer verilmiş. Kitabın neredeyse tamamı olay betimleri ile yazılmış. Eğer bu eseri okumak isterseniz Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları baskısı yerine Alfa Yayınları baskısını tavsiye ederim. Bunun tek nedeni çevirmenler. İş Bankası'nın çevirmeni Volkan YALÇINTOKLU iken Alfa Yayınlarının çevirmeni İsmail YERGUZ. Volkan YALÇINTOKLU hakkında çok fazla olumsuz yorum yazılmış. Özellikle ünlü kitap eleştirmeni İpek DADAKÇI da bu konuya bir videosunda değinmişti. İsmail YERGUZ ise en iyi Fransızca çevirmenlerden biri. Buna rağmen Alfa Yayınlarına ait kitapta birçok imlâ hatasının da olduğunu üzülerek belirtirim. Yine de okunurluğu çok fazla etkilemiyor. Kitabın 2002 yapımı filmi de bulunmakta. The Count of Monte Cristo adıyla yayınlanan filmi dileyenler Stremio gibi uygulamalardan izleyebilir. Kitap karakterleri için mini karakter sözlüğüne ihtiyaç duyuyorsanız aşağıdaki link'i kullanabilirsiniz: zinzinzibidi.com/blog/kitap/monte_cr... Şimdiden keyifli okumalar!
Monte Cristo Kontu
ucnokta_yatay-1
yildiz
9.2/10 · 16,7bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
331 syf.
·
1 günde
·
7/10 puan
Körlük Üzerine
Portekiz Edebiyatında okuduğum ilk kitap olan Körlük, José Saramago'nun 1998 Nobel Edebiyat Ödülü almasına vesile olan romanı aynı zamanda. Kitap, kırmızı ışıkta aracı ile bekleyen sıradan bir adamın aniden kör olmasıyla başlıyor. Ardından bu körlük etrafındaki herkese bulaşıyor. Kitap distopik bir dille yazılmış. Yani ütopik bir toplumun antitezini savunacak şekilde. Verilmek istenen mesaj, biz insanların kör olmak gibi uç durumlarda ne kadar vahşileceği. Gerçekten de kitap bunu başarılı bir şekilde yansıtıyor. En ahlaklı olarak bildiğimiz insanların bile nasıl canavarlaşabileceğini bizlere gösteriyor. "Beyaz Felaket"in, kitlesel körlüğün tüm insanlığa yayılması ve sonrasında gelişenleri okumak insanlığın gerçekte iyi mi yoksa kötü mü olduğunu sorgulamamıza neden oluyor. Portekiz Edebiyatının en popüler yazarı José Saramago. Bunun dışında Fernando Pessoa, Almeida Garrett ve Eça de Queiroz gibi önemli yazar ve şairleri de var. Fakat ne yazık ki çok da sevdiğim bir ülke edebiyatı olduğunu söyleyemeyeceğim. Kitap sade ve akıcı bir dille yazılmış. Hatta Saramago'nun sadece nokta ve virgül ile oluşturduğu üslup okunmaya değer. Evet, yazar tüm kitap boyunca noktalama işaretlerinden sadece nokta ve virgül kullanıyor. Fakat kitabı okurken bu üslubun bile tam olarak yeterli olmadığı izlenimi ediniyorsunuz. Biraz alttaki yazınsal sözcüklerin azlığından da bunu anlayabilirsiniz. Diğer bir tuhaf durum, kitap artık nokta ve virgül tercihinden dolayı mı bilmiyorum fakat o kadar hızlı okunuyor ki üç yüz küsür sayfayı dört - beş saatte bitirebilirsiniz. Bu yönüyle de oldukça ilginç bir kitap Körlük. İçeriğindeki bazı yoğun açık seçik betimlemeler yüzünden kitabı otuz yaş ve üzeri kitleye öneriyorum. Ben çok ısınamasam da Portekiz Edebiyatına meraklı olan tüm okurlara öneririm. Kitabı Işık ERGÜDEN'in eşsiz çevirisi ile okuyabilirsiniz. Kitabın ayrıca aynı isimli 2008 yapımı filmi de bulunmaktadır. Şimdiden keyifli okumalar!
Körlük
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.6/10 · 72,1bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
632 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Jane Eyre Üzerine
Jane Eyre sanırım İngiliz Edebiyatında okuduğum en iyi kitap. Daha önce Emily Brontë'nin Uğultulu Tepeler kitabını okumuştum. Bildiğiniz üzere Emily Brontë, yazar Charlotte Brontë'nin kardeşi. Kitabın Uğultulu Tepeler gibi biraz yorucu olacağını ve sıkılıp yarım bırakabileceğim ihtimalini düşünmüştüm. Fakat tam tersi bir şekilde Jane Eyre o kadar akıcı ve sürükleyici bir kitap ki altı yüz küsür sayfanın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Kitap, Jane'in ağzından ve kendisinden nefret eden yengesi Bayan Reed ve çocukları ile yaşadığı hayat ile başlıyor. Sonrasında yatılı okula gitmeye zorlanıyor ve ilk fırsatta mürebbiyelik eğitimi için okuldan ayrılıyor. Olaylar ise Bay Rochester'ın malikanesinde mürebbiyelik yapmasıyla gelişiyor. Daha fazla spoiler vermeden Jane Eyre'in, İngiliz Edebiyatına ilginiz olsun ya da olmasın, okumanız gereken önemli yapıtlardan biri olduğunu belirtmeliyim. Dili oldukça sade ve yalın. Süslü, yoğun anlatımlardan mümkün olduğunca uzak durulmuş. Kitabın ilk kez 1847 yılında, yani edebiyatın altın çağında basıldığını da özellikle belirtirim. Zaten bu dönemin eserleri, ki biz onları klasikler olarak biliyoruz, edebiyattan en çok keyif alacağınız şekilde yazılmış ölümsüz eserler. Kitap hakkında daha çok şey yazılır fakat sizi sıkmak istemiyorum. Roman karakterleri kimi yerlerde kafanızı karıştırabiliyor. Ama bu çok nadir bir durum. Örneğin ben okurken "Sophie de kimdi?" sorusunu birkaç kez kendime sordum. Benim gibi aynı zorlukları yaşamamanız için biraz aşağıda romanın mini karakter sözlüğünü ve yazınsal açıdan da birçok güzel kelimeyi bulabilirsiniz. Ayrıca kitabı Arzu ALTINANIT'ın eşsiz çevirisi ile okuyabilirsiniz. Kitabın güzeller güzeli aktris Mia Wasikowska'nın oynadığı 2011 yapımı filmi de bulunmaktadır. Şimdiden keyifli okumalar! Mini Karakter Sözlüğü: zinzinzibidi.com/blog/kitap/jane_eyr...
Jane Eyre
ucnokta_yatay-1
yildiz
9.1/10 · 18,4bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
195 syf.
·
2 günde
·
7/10 puan
Tütüncü Çırağı Üzerine
1937 yılında iş sahibi olabilmek için annesinin yanından ayrılan ve Viyana'ya göç eden küçük Franz'ın hayat hikayesinin anlatıldığı Tütüncü Çırağı, yazar Robert Seethaler'in 2012'de yayınladığı ilk romanı. Aslına bakılırsa okuduğum tüm romanlar içerisinde 2000'den sonra yazılan ilk yabancı roman olma özelliğini taşıyor Tütüncü Çırağı. Dili oldukça sade ve yalın. Yoğun ve süslü anlatımlardan uzak durulmuş. Çok fazla yazınsal kelime bulunmamakta. Edebî açıdan kalıcı mı derseniz? Hayır, derim. 195 sayfada anlatılmak istenenler başarılı bir şekilde aktarılmış; fakat kitabın sonu biraz hızlı geçiştirilmiş izlenimi edindim. Son kısımlar biraz daha uzun ve detaylı anlatılabilirdi. Bunun dışınca Franz'ın Tütüncü Otto Trsnjek ve Psikanalist Sigmund Freud ile olan arkadaşlığı, hoş sohbetleri okunmaya değer. Spoiler veremeyeceğim fakat sonlara doğru duygulanmadım değil. Nazilerin bir şehrin tüm düzenini nasıl alaşağı ettiğini görebiliyor ve hissedebiliyorsunuz. Kitapta en çok hoşuma giden ise Franz ve annesinin mektuplaşmaları. Mektupları okuyucunca 20. yüzyıl ortalarında aile ve insan ilişkilerin ne kadar samimi ve güzel olduğuna şahit oluyorsunuz. Günümüzde internetten dolayı artık bu tür bir samimiyet ortamı kalmadı. Tütüncü Çırağı hakkında daha çok yazılır; fakat beni pek de etkilemediğini esefle belirtirim. 25 yaş ve üzeri okuyuculara öneriyorum. Kitabı Oktay DEĞİRMENCİ'in eşsiz çevirisi ile okuyabilirsiniz. Keyifli okumalar!
Tütüncü Çırağı
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.0/10 · 818 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle