“Senin varlığın benim için gölgesinde sükûn bulduğum bir dağ gibiydi. Şimdi beni yakıcı güneşin altında yalnız bıraktın. Artık zorluklara katlanacağım. En üstün süvarilerimin göçtüğünü, silahın elimden çıktığını biliyorum. Ölümünle beni musibetlerin eline bıraktın, kötü olaylar takatimi tüketmiş, kırmıştır. Ey göz, göz yaşı yağmurunu indir. Kanlı gözyaşı dökmekten kaçınma. Ey Allah’ın elçisi, ey halkın seçkini! Ey öksüzlere ve zayıflara sığınak! Dağlar, vahşi hayvanlar, kuşlar, yer ve gök sana matem tutarak ağladı. Ey başımın tacı! Senin ölümünle hücûn, Meş’ar, ...hepsi ağladı. Senden sonra İslâm, garip kaldı...”