• Evlat annenin eseri… Toplumumuzda, geleneğimizde, erkeğin rolü şu; Bunu kendimden bilerek söylüyorum. 20’sine kadar annesinin eline bakan, 20’sinden sonra eşinin eline bakandır. Onlar himmetini eksik etse, onlar dik durmasa, bu cefayı çekmeseler hiçbir şeyi konuşamayız bile. Bugün karşınızda bulunuyorsam, birtakım hizmetler nasip olduysa bu iki kadının eseridir. Annem ve Eşim.

    Annemin okuma yazması yoktur, Eşim ilkokul mezunudur. Ben okula gidiyorum Annem benimle beraber okuyor. Okuma yazma bilmediğini 3. sınıfa geldiğimde fark ettim. Bana hiç hissettirmeden aynen benimle beraber ders çalışıyor. Beni götürüyor öğretmenim gibi ilgileniyor.

    10-11 yaşında yatılı okula gidiyorum. Ağlıyorum… Uzak geliyor bana. Anne ben vazgeçeceğim gelip burada okuyacağım diyorum. Rezil olmadan Vezir olunmaz oğlum diyor. Annemin okuma yazma bilmemesine rağmen bu medeniyetten tahsil ettiği bir hikmettir. Rezil olmadan Vezir olunmaz ve ben çileye katlanıyorum.

    Rahim insanın doğduğu yer. Allahüteala’nın bir ismidir bu kelime değil mi? Kime ne vesileyle veriliyor? Lütfen dikkat! Yani Bismillahirrahmanirrahim ve sen orada dünyaya geliyorsun. Orada gördüğün muameleye bak. Devamlı çile Anne için. Senin için ise sıfır risk, ekmek elden su gölden.

    Ben bugüne kadar Annelikten daha zor bir iş yapan insan görmedim. Gören varsa söylesin. İnsafsız alacaklı gibidir çocuk… Ana rahmine düştüğü andan itibaren başlar Annesini kusturmaya ömrü boyunca kusturur. Onun o kahrını çeken kim? Anne… Şimdi yerine ne koyuyorsun? Onu başka bir yere sevk edince… Anaokulu… Anaokulunda ana yok, huzur evinde huzur yok…

    Eğer insanoğlunda Meleğin bir timsalini görmek istiyorsanız Anneden başka örnek gösteremezsiniz… Merhametin ne olduğunu, şefkatin ne olduğunu, insan burada tanıyor görüyor… Nasıl bir şey Anne?

    Çocuklar üçer beşer yaşındayken birer elinden tutuyor. Benim Annem, benim Annem diye çekiştiriyor. Onlar (çocuklar) 30’ar yaşına gelip Anne 60-70 yaşına gelince de, senin Annen, senin Annen diye itiyor, o baksın diye… Bunu da Anne biliyor. Bilir yani. Evlat o şefkati gösterecek değil. Ama tamamen karşılıksız hiçbir şey beklemeden, sadece Cenab’ı Hakk’ın Rahmet sıfatının insandaki muhteşem tecelligahı Anne. Bize, Allah’ın Rahmetini de hatırlatmak bakımından muazzam bir muallimdir aslında. Yerine hiçbir şey koyamazsınız…

    Hiçbir profesyonel yardım O’nu tarif edemez… Yanına bile yaklaşamaz… Annelik gözden düşüyor sanki… Evde olmak sanki pek övünülecek bir şey değilmiş gibi… Hayır hayır bu büyük hata olur… Allah göstermesin, yapabileceği hiçbir iş bundan (Anne olmaktan) daha önemli değil… Beşiği sallayan dünyayı sallar…

    Genç bir Kaymakam dostum Vali bey’in yanında bizim hanım çalışmıyor dedi… Vali beyin yanında bozmak doğru olmazdı ama niyetim de bozmak değil zaten. Hanımı ev hanımı, onu demek istiyor anladım ben… Üç çocuğu da var… Bu gömleği kim ütüledi? dedim. Hanım dedi… Kahvaltıyı kim hazırladı? Hanım… Çocuklara kim baktı? Hanım… Çamaşırları kim yıkadı? Hanım… Ve çalışmıyor öyle mi? Allah taş eder adamı… Ne diyeyim hocam dedi ev hanımı… Annelik yapıyor diyeceksin! Ve diyeceksin ki dünyadaki en ağır işi yapıyor…

    Ayağının altında Cennet olan insan hakkında ileri geri konuşulmaz… Karşısında el pençe divan durulur. O’nun duası istenir, O’nun rızası kazanılmaya çalışılır. Gönlü okşanır öyle olmalıdır… Şunu söylemek lazım Cennet Annelerin ayağı altındadır. Kadınların değil, Erkeklerin değil, Babaların değil, Annelerin ayağı altındadır.

    Babanın rolü nedir? Problem olmasın yeter. Bu bir… İkincisi; Bir babanın evladına yapabileceği en büyük iyilik Anasına iyi davranmaktır. Onu el üstünde tut, baş tacı olduğunu bildir, hissettir… O Anne o moralle Allah’ın izniyle dağları yüklenir hiç de yüksünmez götürür. Zerreden küreye, molekülden galaksiye her yer ibret dolu amma bakmadan geçersin. Kaybeden de sen olursun. İbretle bak… Bir tohumdan neler zuhura geliyor… Bir damla su neyi ifade ediyor… Allahüteala’nın kudretini seyret. Çünkü;

    ‘Cihan ara cihan içindedir arayı bilmezler, O mahiler (balıklar) ki derya içredir deryayı bilmezler.’

    Cenab’ı Hakk’ın kudretini bütün eserlerinde görebilirsin, fakat insan genellikle balık gibidir. Denize girer de denizi bilmez.”

    Üstat Hayati İnanç’ın Anne’yi tarifi muazzam..🌹

    Anne Merhametin Cisim bulmuş halidir..🌹

    https://youtu.be/fZlviAF2wHU

    Hayati İnanç..🌹
  • En yakın arkadaşım,
    Dostum,
    Kardeşim,
    Canım.......
    Kendisi intihar ettiğinde ki benim bu kelimeyi tam anlamıyla ifade etmem tam 10 yılımı aldı.
    Yaşasaydı şuan ne durumda olurduk bilemiyorum ama dünya hayatımda içine sinme diye bir kelime varya O'ydu.
    Herşeyimiz ortak beraber birlikte.
    Kabullenemiyor insan sizin kıyamadığınız bir insanın kendi canına kıymasını.
    Ahhhhh nasıl yangın.
    Nasıl zor.
    O günden sonra hep düşündüm.
    Senin o ümidin niye bu kadar azdı.
    Kadere engel olunmazdı yazılmıştı Zaten senin vuslatın.
    Ama insanda kendi celladı olmazdı be güzelim.
    Bir dursaydın yarın olsaydı bir gün daha görseydik gül cemalini.
  • DAĞ BAŞINI DUMAN ALMIŞ

    "Dağ başını duman almış
    Gümüş dere durmaz akar..."
    Türkeli'ne kâfir dolmuş
    Dadaş ağlar, uşak ağlar, er ağlar!
    Efkâr efkâr üstüne basmış da Mustafa'yı,
    Küsüvermiş ne varsa düşmanına, dostuna
    Sürüvermiş takayı bir kâbus diyarından...
    Ayrılık bir şey değil çekilir dostum, amma
    Vatan mahzun bir yandan...

    Samsun'un kıyıları dalgalarla hareli,
    Çayır, çimen başağı, yeşilinden yaralı
    Düşmanın allar giyer, Anadolu'm karalı!
    Gel gidelim Mustafa'm Erzurum illerine;
    Toz olalım Mustafa'm bu vatan yollarına!

    "Güneş ufukta şimdi doğar,
    Yürüyelim arkadaşlar..."
    Yürüyelim uşaklar, yürüyelim dadaşlar;
    Bugün 19 Mayıs
    Bir tarih burada biter, bir tarih burda başlar!

    Niye deniz dalgalı?
    Niye dağlar gölgeli?
    Niçin öksüz çiçekler?
    Deniz mahzun, dağlar mahzun, gök mahzun;
    Düşman gelmiş, vaktimiz yok, yol uzun...
    Gel koşalım Mustafa'm Sivas sokaklarına;
    Karışalım Mustafa'm vatan topraklarına!...

    "Ankara, Ankara! Güzel Ankara!
    Seni görmek ister her bahtı kara!"
    Fakat öyle müthiş ki içimizdeki yara;
    Sarmadıkça yurdumu al renkli bayraklara
    Yatmam bu topraklara, yatmam bu topraklara...

    Telefon direkleri
    Hayırlı haber taşır;
    Aydın'daki efeler
    Silâhlarla oynaşır...
    Ve İstanbul gökleri
    Gözü nemli dolaşır...

    Dur bakalım Mustafa'm şu dünyanın haline
    Düşmeyelim Mustafa'm cümle âlem diline...

    "Şu İzmir'den aman efem, ayva gelir, nar gelir..."
    Dökmezsen iki günde şu Yunanı denize,
    Ar gelir be Mustafa'm, ölüm sana ar gelir...
    Bizim gibi göklerde ay-yıldız indirene,
    Ellerin emelini bir anda söndürene
    Kılıcın kabzasında hıncını dindirene,
    Zor gelir be Mustafa'm, esaret çok zor gelir...

    Bu dipçik, bu da namlu;
    Bu Sakarya, bu Dumlu...
    Gel uçalım Mustafa'm hedefimiz Akdeniz;
    Asil doğduk Mustafa'm biz hürriyet isteriz!..

    "İzmir'in dağlarından çiçekler açar..."
    Bugün 19 Mayıs:
    Bir tarih burda biter, bir tarih burda başlar!

    Bahar sabahında biz:
    Dağlardaki çiçekler,
    Uçuşan kelebekler;
    İhtiyarlar ve dinçler,
    Bel bağladığın gençler
    Yoluna andiçeriz!

    "Sesimizi yer, gök, su dinlesin,
    İnlesin be Mustafa'm arş-ı âlâ inlesin!..."

    Muzaffer ENDER
  • Doğru,
    Dürüst,
    Güvenilir,
    Namuslu,
    Ve
    Sadakatli insana rastlamak
    zor be dostum...
  • Doğru,
    Dürüst,
    Güvenilir,
    Namuslu,
    Ve
    Sadakatli insana rastlamak
    zor be dostum...