Üye olduğum platform tarafından gönderilen kitaplar içindeydi. Saçma bir aşk romanı olacağını düşünerek de burun kıvırmadım değil. Okumaya başlayınca çok beğendim. Şule Toptaş nasıl mükemmel bir kalemi var, okuyucuyu içine çeken, akıp giden, zaman geçişlerini sezdirmeyen, konu bütünlüğü ile okuyucuyu sarıp sarmalayan….Belki Bir Gün Ben De kitabı bir günde okudum diyebilirim. Öğretmen olduğum için öğrencilerimin hayatlarını ya da benzerlerini okuduğumu düşünerek beni sarstı. Özellikle iki yerde hüngür hüngür ağladım. Şule Toptaş ben elli senelik yazarım deyip, son zamanlarda çıkardığı kitaplar ile okuyucusunu hüsrana uğratan yazarları Belki Bir Gün Ben De kitabı ile cebinden çıkarmış. Çok iyiydi. Tek içime sinmeyen tarafı sonu oldu, sonunda daha vurucu bir son ile okuyucuyu daha iyi bağlayabilirdi. Şule Toptaş iyi bir ekip ve özellikle kitap kapağı tasarımcı ile çalışmalı diye düşünüyorum. Kapak tasarımı insanda bir önyargı oluşturuyor.
“Sanatla,edebiyatla ilgilenen bir devrin entelektüellerinde şöyle bir durum tespit ettim, bilmem yanılıyor muyum, sanki manzaranın güzelliğine bakınca algılayamıyorlarmış da mutlaka o manzarayı anlatan cümleleri okumaları ya da tuval üzerinde görmeleri gerekiyormuş.”
“İnsan bazen iki eliyle kulaklarını kapatıp boğazında, göğsünde titreşimler hissedene kadar bağırmalıydı. İçinde bir yer yırtılır ve seni hasta eden şeyler çığlığınla dışarı akar gider. “