gece kuşağı'ın Kapak Resmi
gece kuşağı, Muazzam Muazzez'i inceledi.
15 Kas 02:00 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Bugün 104 yaşında bir Cumhuriyet çınarı Muazzez İlmiye Çığ, 102 yaşındayken bu kitap için Sedef Kabaş ile söyleşi yapıyor. Kurtuluş savaşı dönemi ailesiyle yaşadıklarından, eğitimine ve bugünlere kadar yaptığı çalışmalara, hayatına dair dolu dolu keyifli bir kitaptı. Var olsun.

"SEDEF KABAŞ: En çok nasıl hatırlanmak istersiniz?

MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ: Atatürk aydınlanmasının bitmez tükenmez bir neferi ve savunucusu olarak hatırlanmak isterim. Hayatım boyunca bir kadın ve bir birey olarak elde ettiklerimin, yani aldığım eğitimin, sahip olduğum iş imkanlarının Cumhuriyetimiz sayesinde olduğunun bilincinde oldum. Emekli olduktan sonra entellektüel birikimimi kitaplar yazarak ve konuşarak insanlarımızla paylaşmaktan çok mutlu oldum. Toplulumumuza pozitif yönde bir sağlayabildiysem, insanların hayatını iyi yönde değiştirebildiysem, bu toplumun aydınlanmasına yardım edebildiysem benden mutlu insan yok. "

gece kuşağı, İran Devrimi - Din, Anti-Emperyalizm ve Sol'u inceledi.
 08 Eki 18:35 · Kitabı okudu · 39 günde · 5/10 puan

Kitabı derleyen Dr. Serpil (Üşür) Sancar'ın giriş yazısındaki tanımlamasına göre; "İran'da yaşanan süreç Pehlevi'nin monarşik diktatörlüğünün yerini mollaların teokratik "popülist" diktatörlüğünün alması sürecidir."... "Teokratik Şii İslamcılığı, kapitalizmin ekonomik işleyişine dokunmadan, ona yerel özelliklere uygun bir siyasal ve ideolojik üst-yapı getirmiştir..."

"Bu derleme, İran Devriminin bazı yönlerini kavramayı kolaylaştıracağı umulan çalışmalardan bir seçme olarak oluşturulmuştur."

Kitapta bulunan makaleler;

İram devrimi: Eşitsiz gelişme ve dinci popülizm. Fred Halliday.
Rantiye devlet ve İran devriminde Şii İslam. Thoda Skocpol
Skocpol üzerine yorumlar, Eqbal Ahmad
Scocpol üzerine yorumlar. Nikki R. Keddie
Anti Emperyalizm mi, Sosyalizm mi? İran'da devrim ve sol. Val Moghadam.
İran'da Şii ulema ve devlet. Mansur Muaddel.

gece kuşağı, Yunus Emre'yi inceledi.
06 Ağu 01:25 · Kitabı okudu · 47 günde · 10/10 puan

Yunus Emre'ye dair gerçek bilgi ve araştırmalar ışığında yazılmış bir kaynak kitap. Kitabın girişinde 73 sayfa ile anlatılan Yunus Emre biyografisi ve incelemeleri Yunus'a dair çok güzel bilgiler içeriyor. Şiirlerini bitirmek öyle hemen mümkün değil tabi o anlamda okumalarım devam edecek. Yazar Rahmetli Cahit Telli büyük bir titizlik ve emekle hazırlamış. Çok değerli bir kitap.

Buradan Yunus Emre'nin Karaman Sarayında sözü geçen bir Türkmen Kocası olduğunu, siyasi olaylara karıştığını, Karamanoğlu Süleyman Bey'in bir hükümet devirme olayına karıştığını ve devrilmek istenen Alâeddin Ali Bey'in yokluğunda gerçekleşen darbeyi dönünce bastırıp yöntemini tekrar geri aldığını ve darbeye karışanlar arasında ismi sayılan Yunus Emre'nin idam edilerek öldüğünü öğrendim. Mezarı Karaman'dadır.

gece kuşağı, bir alıntı ekledi.
29 Tem 20:25 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

YUNUS'UN DİN GÖRÜŞÜ
Bu konu bütün mistiklerde, ham sofulara ve şeriat bilgilerine karşı gösterilen tepki ve protestolarla önemli bir özellik gösterir. Yıllarca tarikat adamlarıyla şeriat adamları biririyle anlaşamamışlar, birincilerin daha hür, geniş ve esnek düşüncelerine karşı, ikinciler, hoşgörüden yoksun bir kin ve nefretle bu gönül adamlarını kâfirlikle suçlamışlardır:

Oysa bütün mistikler mensup oldukları dinin esaslarına bağlıdırlar. Fakat onlar dini dar anlamında ve sadece ibadetten ibaret saymazlar. hatta bu formalitelere fazla değer vermezler. Varlığın birliğine inandıklarından, kendilerinin de kusallığına inanan mistiklerce din, yetkin insandan ziyade halk için manevi disiplinden başka şey değildir. Bu yüzden, Yunus Tanrı'yı görmek için dinin ve kutsal kitapların yetersizliğine inanmaktadır.

Gökten inen dört kitap günde bin kez okurısan
Erenlere münkir isen, dîdâr ırak senden yana

Yetkinliğin yolu O'na göre din yada şeriat değil aşktır. Bu itibarla:

Aşkı olmayana din ve iman gerekmez

fakat o, hakikatte din düşmanı değildir:

Kimse dinine biz hilaf etmeziz
Din tamam olıcak doğar muhabbet

Din formalitelerine anlamadan bağlanmış olan sofuların ham imanları yerine Aşk imanını savunan şairimizin nazarında:

Din ve millet sorarisen, âşıklara din ne hacet
Âşık kişi harap olur, âşık bilmez din diyanet

Zira onlar,dost yüzün görür görmez "şirk yamalanmıştır"; o cennete kavuşmak, cehennemden korunmak için ibadette kusur etmeyenlerin dininden şüphe eder:

Başında aklı olan ücretle amel etmez
Hurilere aldanmaz, göz ile kaştan geçer

Bu itibarla din adamları:

Erenler nazarında sofuluk satmayalar
İhlas ile bu aşka riyayı katmayalar

Zaten Yunus'a göre "kimin müslüman veya kafir olduğunu ancak Hak bilir."

Bütün bu kuşbakışı açıklamalardan büyük şairimizin nasıl bilgece bir cesaretle, mesup olduğu tarikatın duygu ve inançlarını savunduğu ve bunlara kendi kişiliğinden neler katmış olduğu fark etilmiştir, umudundayız.

Yunus Emre, Cahit Öztelli (Sayfa 60)Yunus Emre, Cahit Öztelli (Sayfa 60)
gece kuşağı, bir alıntı ekledi.
 26 Tem 02:19 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

YUNUS'UN BİLGİ VE BİLİM GÖRÜŞÜ
Yunus Emre'nin hayatı hakkında yapılan bilimsel araştırmalar ile başlayan kitabın başlarından bir bölüm;

"Bir manzumesinde şeriat, tarikat, marifet, ve hakikat gibi dört bilgi derecesinden söz eden Yunus, hakikatın kolayca elde edilemeyeceğinden emindir; şüphesiz ki, O bir bilgi teorisi ile uğraşmamıştır. Felsefede bu teori bilginin kaynak ve değeri gibi iki ana konuyu kapsar. Akılcılarla görgücüler arasında türlü tartışmalara sebep olan bu konu mistikler ve dolayısıyla şairimiz için dış alemin olay ve varlıklarında daha derine inemez. Gerçek bilim ise, bâtın bilimidir ve hakikat bu bilmde saklıdır."

"En yüce hakikat olan Tanrı'yı kavramak için bütün laik bilimlerden, hatta şeriat bilimlerinden vazgeçmek lazımdır. Yunus, bunların Tanrı ile kulun arasını açacağına, birliği ikiliğe çevireceklerine inanır. Zira, o bilimler dış alemdeki çoklukla uğraşırlar. Çokluktaki birliği görmek için ise, evvela bireysel ve teorik aklı terketmelidir. Zira, insan aklı yalancı bir fakültedir. Mutlakı kavramaya engel olur. Ve tümel (külli) aklın bildiğini ve bildirdiğini elde edemez."

Nereye vardın ey akıl, bir ağızdan cümle dil
Cüz'iyyat-ı müselsil haber verir akl-ı kül

Bilime gelince:

İlim hod göz hicabıdır; dünya ahret hasabıdır
Kitap hod ışk kitabıdır, bu okunan varak nedir

Yunus, dervişi hakikata ulaştıran bu aşk kitabının kağıtlarda değil, gönüllerde yazılı olduğunu bildirir;

Alimler kitap düzer, karayı aka yazar
Gönüllerde yazılı bu kitabın sûresi

Esasen bilimden ve okumaktan maksat bir taraftan ibret almak, bir taraftan da kendini bilmektir. Nitekim Yunus:

İlim okumaktan gerek, kişi kendin bilmektir
Pes kendini bilmezsen bir hayvandan betersin

demektir. Şarimize göre ilimlerin mutlak hakikati kavrayamamasının sebebi yalnız çoklukla uğraşmaları değildir. Bilginlerin mistik aşktan mahrum olmaları, aşk kitabından habersiz bulunmalarıdır:

Ey çok kitaplar okuyan, çünkim tutarsın bana dak
Oku isen sırrı ıyan, gel aşktan oku bir varak

Yüce hakikatin açıklanmasında O'na göre yorumlamalara ve diğer düşünce oyunlarına (tevillere) ihtiyaç olmadığından kutsal kitaplar ve onlara uygulanan metotların hiçbir değeri yoktur:

Dört kitabı şerh eden hakikatte âsidir
Zira tefsir okuyup mânisin bilmediler

Yunus'un kendisi de dört kutsal kitabı okumuştur. Ama onların aradıkları yüce hakikati medresede değil, harâbatta (meyhane-tekke) ve varlıkta bulmuştur.

Tevrat ile İncil'i, Furkan ile Zebur'u
Bunlardaki beyanı, cümle vücutta bulduk

Şu halde mutlak birliği algılamak için din ve dünya bilimlerine değil, başka ve daha derin ve geniş bir bilgiye yani aşk bilgisine ihtiyaç vardır: "İlm-i hikmet okuyanların da aşktan mahrum" olduklarını "Işkın ise bir uzunca hece" olduğunu söyleyen Yunus:

Hak bir gönül verdi bana, ha demeden hayran olur
Bir dem gelir şâdi kılur, bir dem gelir giryan olur

beytiyle başlayan manzumesinde âşıkın geçirdiği ve yaşadığı türlü ruh hallerini tasvir eder ve ondan daha üstün bir yücelik ve hazzın bulunmadığına inanır:

Nice yüksek yürür isem aşk başımdan aşagelir

zira bu aşk yalnız yüce değili aynı zamanda büyük ve geniş bir hayat kaynağıdır ve kendisi onsuz yaşayamaz:

Senin ışkın deniz, ben bir balıcak
Balık sudan çıksa hemen ölüdür

Esasen ona göre, âşık olmaanlar "bir kuru ağaca benzerler." Böylece ağaçlar ise, kesilip yakılmadan başka bir işe yaramazlar. Demek, mutlak hakikat olan mutlak birlik akılla pratik veya teorik bilimlerle nesnel olarak elde edilebilen bir ürün değil, aşkın kudreti kazanılabilen ve yaşanılan bir dinler haldir. Bunun içindir ki mistiklere hâl ehli denilir. Zira, aşkın kendisi bir bilimdir. Hem de okuması güç bir bilim.

Bildi ise ilmi tamam, gel ışktan oku bir sabak

Şairimiz,

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır

beytiyle başlayan manzumesinde okumaktan maksadın yalnız kendini bilmek değil, Hakk'ı bilmek olduğunu anlatırken başka bir manzumesinde:

Kendi miktarın bilen, bildi kendi halini

der. Ancak bu bilgiye ulaşan insanın gözünde din, mezhep, millet farklarıyla iyi ve kötünün kaybolacağına inanır. Zira, bütün bunlar Tanrı'dandır ve Tanrı'dır. Yunus'a göre bilimlerin gerçek ödevi insanın ahlâki aksiyonlarını düzenlemeye hizmet etmektir. Bunu anlatan şu ihtarları ayrı bir değer taşır:

Okuma bu ilmin yüzün, ilmiyle amel eyle güzin

ve bilimin insanı böbürlenmeye değil, alçak gönüllülüğe hizmet etmesi gerekir:

İlmin var diye mağrur olmagıl

zira, Tanrı kefen soyanı bile bağışlamaktadır.

Okudum yedi mushafı, taat gösterir ol şofi
Çünkü amel eylemedin gerekse var yüz yıl oku.

Yunus Emre, Cahit Öztelli (Sayfa 50)Yunus Emre, Cahit Öztelli (Sayfa 50)

"Ee oğlum paranın hüküm sürdüğü yerde, güzel söze ve güzelliğe yer kalmaz."
Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov.