gece kuşağı'ın Kapak Resmi
gece kuşağı, Deniz - Yaşamı ve Mücadelesi'ni inceledi.
22 May 15:55 · Kitabı okudu · 88 günde · 10/10 puan

Deniz Gezmiş ülkemizde Türkçü, Kürtçü, solcu birbirine zıt kitleler tarafından sahiplenilerek simge haline gelmiş bir isim. Hakkında çok şeyler söyleniyor ama tam anlamıyla onu anlatan bir yayın veya kaynak bulamamıştım. Bu kitaba kadar gerçekten ne amaçla ve nasıl bir eylem içinde olduğunu anlayamamıştım. Özgür Erdem tarafından Deniz Gezmiş'in söyledikleri kaleme alınmış. Sağ sol çatışması nasıl ortaya çıkmış ve Denizin kişiliği bu döneme nasıl damga vurmuş. Gençlik, asilik, gözü karalık ve pervasızca sevilen vatan duyguları ile sadece 20 li yaşlarının başındaki gençlerin Deniz'in, Mahir'in, Hüseyin'in , Cihan'ın, Ulaş'ın, ikinci kurtuluş savaşı ideali uğruna verdiği mücadeleyi, Denizleri anlatan bir kitap. Denizlerin idamı için mecliste yapılan oylamada olanları anlatan bölümler özellikle okunması gereken kısımlardan.

gece kuşağı, Atatürk Babam ve Ben'i inceledi.
22 May 15:46 · Kitabı okudu · 64 günde · 10/10 puan

Atatürk'ü yaşarken görmüş, onunla sohbet edebilmiş ve hala yaşayan bir kaç değerli isimden biri olan Orhan Karaveli'nin bu değerli anlara ve cumhuriyetin ilk yıllarına dair anıları ile birlikte dünü bugünü Atatürk'ü değerlendirişi. Her satırı okumaya değer, neslimizin çocuklara şevkle okutması gereken bir anı kitabı. Atatürk sevgisini çok güzel dile getiriyor. anılarında çarpıcı detaylar var. Kalemine yüreğine sağlık Okuyun okutturun.

gece kuşağı, bir alıntı ekledi.
20 Mar 23:55 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

ATATÜRK ANKARA ADININ KÖKENİNİ ANLATIYOR
"Takvimler 17 ekim 1937 Salı gününü göstermekteydir. Vakit öğleden sonrası, yer Ankara'nın Çankaya'sındaki Gazi Köşküydü. Sevgili Cumhurbaşkanımız yüce Atatürk komşu Yunanistan'ın başbakanı ve güçlü adamı General Metaksas'ı "huzur"a kabul etti. O gün Ankara'nın üzerini pırıl pırıl ve masmavi bir gökyüzü kaplamıştı. Çok değil daha 15 yıl önce iki ülkenin orduları Anadolu toprağı üzerinde bir ölüm-kalım savaşı vermişlerdi. Sonuçta yurdunu savunan Türk tarafının askeri işgalci Yunan ordusunu bozguna uğratıp denize dökmüştü. Ne var ki o düşmanlık dönemi artık 15 yıl öncesinde kalmıştı. İki ülkenin en yetkili yöneticileri bir masa başına karşılıklı oturmuşlar, kendi ülkelerinin ve dünyanın sorunlarını dostça görüşüyorlardı.

Bir ara Atatürk, "Ekselans" dedi, "Siyasetle ilgili karşılıklı görüş ve düşüncelerimizi belirtmiş bulunuyoruz. Şimdi biraz da tarihten söz edelim. Konumuz başkentimizin adı olsun. Bu adın nereden geldiğini sizler acaba bilir misiniz?.."

Yunan Heyetindekiler bir süre kendi aralarında konuştular ama bu konuda olumlu bir yanıt veremediler. Yunanistan'ın Ankara'daki büyükelçisi de sessiz kalmıştı.

Atatürk, bunun üzerine ayağa kalktı ve konuklarını büyük bir masa üzerine önceden yayılmış dünya haritasının başına davet ederek, "Ankara adının Rusya'daki görkemli tatlı su gölü Baykal ile yöresinden geldiğini" söyledi. Çevresi çok zengin ve yerleşmeye elverişli bir bitki örtüsüne, derin ve tertemiz suları ise yüzlerce tür balık ve benzeri canlıya sahip olan Baykal Gölü'nü besleyen ırmaklardan biri "Turka" idi. Diğer ırmak "Angora" da fazla suları boşaltıyordu. Haritada bütün bunlar Atatürk tarafından gösterildi. Gene Rusya'nın Baykal Gölü Kıyısında Baikent Ankara ile aynı adı taşıyan bir de kent vardı.

Atatürk sözlerine devam etti:

"Tarih öncesi dönemlerde Orta Asya'dan Batı'ya göç eden Türkler Anayurtlarındaki Seyhun ve Ceyhun isimlerini Seyhan ve Ceyhan olarak nasıl Adana bölgesindeki ırmaklara vermişlerse bir zamanlar yaşadıkları Baykal Gölü çevresinden de Ankara adını getirmişlerdir."

Atatürk Babam ve Ben, Orhan Karaveli (Sayfa 19)Atatürk Babam ve Ben, Orhan Karaveli (Sayfa 19)

"Milli Mücadeleye destek olmak için canı pahasına savaşan Karakol Cemiyeti'nden Yenibahçeli Şükrü'ye, Hamza Grubu'ndan Yüzbaşı Seyfettin'e, Mim Mim Grubu'ndan Topkapılı Mehmet Cambaz'a selam olsun. İmalat-ı Harbiye'den Eyüp Bey'e, Berzenci Grubu'ndan Ahmet Berzenci'ye, Ferhat Grubu'ndan Mustafa İzzet'e selam olsun. Kuva'cı kahramanlar; Yahya Kaptan'a, Ali Çetinkaya'ya, Şahin Bey'e, Sütçü İmam'a ve Ahmet Hulusi Efendi'ye selam olsun. Kadınlarımız Ayşe Çavuş'a, Halime Çavuş'a, Asker Saime'ye, Melek Hanım'a, Tayyar Rahime'ye, Kara Fatma'ya ve Gördesli Makbule'ye bin selam olsun. Daha önce Çanakkale'de, Conkbayırı'nda, Kemalyeri'nde ve daha sonra Adana'da, Maraş'ta, Sakarya'da, Urfa'da, Afyon'da, Antep'te ve İzmir'in dağlarında Mustafa Kemal'lere selam olsun, selam olsun, selam olsun..."

https://www.youtube.com/watch?v=7jxuiDKBxg4

gece kuşağı, bir alıntı ekledi.
 11 Mar 00:28 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Devrimci Hukuklular Örgütü'nün ilk eylemi
DHÖ'nün tek başına düzenlediği ilk eylemi 20 Mayıs'ta gerçekleşir. 19 Mayıs'da AP'nin gençlik kolları Taksim Cumhuriyet Anıtı'na çelenk koymuştur. Ertesi gün Deniz önderliğindeki 200 kadar genç AP'nin çelengini yakar. Deniz eylem sırasında yaptığı konuşmada şöyle der:

"Atatürk ilkelerinden sapmış ve sömürgecilerin Türkiye'de temsilciliğini yapan bir iktidar partisinin çelengi Atatürk Anıtı önüne konulamaz."

Deniz - Yaşamı ve Mücadelesi, Özgür Erdem (Sayfa 35)Deniz - Yaşamı ve Mücadelesi, Özgür Erdem (Sayfa 35)
gece kuşağı, bir alıntı ekledi.
 11 Mar 00:20 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

...DEVRİMCİ HUKUKLULAR ÖRGÜTÜ
Hukuk Fakültesi'ndeki öğrenci birliğini sağcılara kaptıran, Fikir Kulübü'ndeki TİP'li yönetimle de anlaşamayan Deniz'ler başka seçenek kalmadığını düşünerek yeni bir dernek kurmaya karar verir. Devrimci Hukuklular Örgütü (DHÖ) Tarih 30 Ocak 1968'dir.

DHÖ'nin tüzüğünde derneğin amacı şu şekilde yer alır;
"Derneğin amacı: Türkiye'nin ulusal tam bağımsızlığı ve Türk halkının her türlü sömürüden uzak olarak en ileri uygarlık düzeyine ulaşması için, Atatürk Devrimi doğrultusunda elinden gelen katkılarda bulunmaktır."

Amaç bölümündeki "Atatürk Devrimi doğrultusunda" ifadesi TİP'li gençlere duyulan Atatürkçü tepkinin ürünüdür.

DHÖ isminde "Devrimci" kelimesini kullanan ilk öğrenci örgütüdür. Derneğin "devrimci"liğine yapılan vurgu diğer öğrenci örgütleriyle aradaki temel ayrımı koymak açısından önemlidir. Deniz, üniversitede artık devrimci örgütlenmenin vaktinin geldiğini düşünmektedir. Bunu başka çatılarda yapamadığını görmüş ve son çare kendi örgütlenmesine girişmiştir...

Derneğin resmi başkanı olmamasına karşın doğal lider Deniz'dir. Derneğin bir başka önde gelen üyesi Cihan Alptekin'dir.

Cihan, devrimci mücadele sırasında sonuna kadar Deniz'in yanında yer alacaktır. Nitekim çok sonra, 1971'de Mahir Çayan'ların Deniz'lerin idamını engellemek için düzenlediği Kızıldere eyleminde yaşamını yitirenler arasında yer alacaktır.

Deniz - Yaşamı ve Mücadelesi, Özgür Erdem (Sayfa 34)Deniz - Yaşamı ve Mücadelesi, Özgür Erdem (Sayfa 34)
gece kuşağı, bir alıntı ekledi.
11 Mar 00:06 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

GENÇLİK İÇİNDE MDD-SD AYRIŞMASI
" İstanbul'daki devrimci gençler bir yandan Türk Milli Talebe Federasyonu (TMTF) çatısı altında faaliyet yürütürken bir yandan da kendi okullarının öğrenci derneklerini sağcılara kaptırmama çabasındadır.

Deniz'de kendi okulu olan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Talebe Cemiyetine üye olur. 23 Şubat 1967'de yapılan başkanlık seçimini solcuların adayı oyların %80'ini alarak kazanır. Ancak sağcılar Hükümet Komiserini araya sokarak kongre kararını iptal ederler.

Sağcılar kongreyi gizlice 14 Mayıs 1967'de Kadırga Öğrenci Yurdu'nda yeniden toplar. Ancak Deniz'in de arasında bulunduğu bir grup devrimci öğrenci kongreyi basar. Çıkan kavgada kongre bir kez daha ertelenir.

Yıl boyunca kongreler bu şekilde ertelenir. Bunun üzerine devrimci gençler başka arayışlara girer. Önlerinde bir seçenek Fikir Kulübüdür. Ancak TİP'lilerin elinde olduğu için tercih edilmez. Çünkü Deniz'in önderliğini ettiği grup, TİP'lilerle Atatürk üzerine sert bir tartışma yaşamıştır. TİP'li gençlerin bir kısmı Mustafa Kemal'i Mustafa Suphi'yi öldürttüğü iddiasıyla eleştirmiştir. Deniz'ler Atatürk'in eleştirilmesini kabullenememiştir.

Zaten öğrenci örgütleri içinde TİP'lilerle Ulusal Kurtuluşçu-Atatürkçü gençler arasında büyük bir mücadele başlamıştır. TİP'li olmayanlar kendilerini Milli Demokratik Devrimci (MDD) olarak adlandırmaktadır. Ankara'da Mahir Çayan, Sinan Cemgil, Hüseyin İnan gibi öne çıkan MDD'ci gençler ODTÜ ve Ankara Üniversitesi'ndeki Fikir Kulüplerini yönlendirmektedir. Fikir Kulüplerinin Türkiye çapındaki federasyonunun (FKF) genel merkez yönetimi de MDD'cilerin elindedir.

Bu mücadelede İstanbul'da hakim olan ise kendilerini Sosyalist Devrimciler (SD) olarak tanımlayan TİP'li gençlerdir. İstanbul'daki pek çok Fikir Kulübünün yönetimi ve FKF İstanbul sekreterliği ellerindedir.

Gençlik içindeki MDD'ci ve SD'ci ayrışması bir kaç yıldır Türkiye'de yaşanan "Nasıl bir sosyalizm" tartışmasının yansımasıdır. MDD'ciler Atatürkçülükle Sosyalizmi birlikte savunmaktadır. Ve Türkiye'nin tam anlamıyla kapitalist bir ülke olmadığı, emperyalizmin yarı-sömürgesi konumunda olduğu ve Atatürk döneminde olduğu gibi yeni bir Kurtuluş Savaşı'nın verilmesi gerektiğini savunmaktadır.

SD'ciler ise TİP içindeki hakim olan klasik Batıcı-Marksist tezleri savunmaktadır. Türkiye hali hazırda kapitalist bir ülkedir ve bağımsızlık mücadelesine değil, işçi sınıfı önderliğinde bir Sosyalist Devrime ihtiyaç vardır.

İki kesimin Atatürk'e bakışları ise bambaşkadır. MDD'ciler Atatürk'ü de savunan bir Sosyalizm arayışındadır. Atatürk'ün başlattığı mücadelenin devamcısı olduklarını söylemektedirler. Zaten kendilerini de İkinci Kurtuluş Savaşçıları olarak tanımlamaktadırlar. İkinci Kurtuluş Savaşçısı olmak hem Atatürkçü olmak demektir hem de dünya çapında süren ulusal kurtuluş mücadelelerini savunmak. Zten o yıllarda Küba'da Castro ve Che'nin, Vietnam'da Ho Şi Minh'in ve başka Üçüncü Dünya ülkelerinin yürüttüğü ulusal kurtuluş hareketleri dünya gençlik harekerinin dillerindedir...

SD'ciler ise Atatürk'ü Marksist kalıplar içinde değerlendirmekte ve bir burjuva devrimcisi olarak nitelendirmektedir. Atatürk saygı duyulması ama aynı zamanda "aşılması" gereken biridir onlar için.

TİP'in de gençlik örgütünü oluşturan SD'ci gençler, süreç içerisinde gençlik eylemlerini küçümsemeye başlayacak ve hızla gençlik hareketinden kopacaktır. Deniz'in de içinde yer aldığı MDD'ciler ise hem daha eylemcidir hem de ideolojik açıdan daha doğru bir yerde konumlanmaktadır. Bu nedenle Deniz'lerin önderlik ettiği öğrenci hareketi hızla kitleselleşecek ve devrimci bir halk hareketine dönüşecektir. "

Deniz - Yaşamı ve Mücadelesi, Özgür Erdem (Sayfa 31)Deniz - Yaşamı ve Mücadelesi, Özgür Erdem (Sayfa 31)

Doğan Cüceloğlu konuşmalarından kendime notlar yazıma bir güncelleme ekledim:

Doğan Cüceloğlu; "Yaşam bir dans, yaşam kavga ve güreş değil.
İnsanların ilişkide bu 6 şeyi yaşaması çok önemli. Bu her türlü ilişkide eş, ana baba çocuk, öğretmen öğrenci ilişkişi ama esas itibariyle dansta ( eşiyle olan yaşam dansı yani :)
Baktığın zaman şunu göreceksin:
1- Ben önemliyim. Sen önemlisin
2- Ben değerliyim. Diyor ki hayatımda senin yerini dolduracak başka kimse yok. Sen değerlisin...
3- Beni olduğum gibi kabul ediyor. Seni olduğun gibi kabul ediyorum.
4- Bana güveniyor. Sana güveniyorum. Hata yapabilirsin hatasız kul olmaz ama eninde sonunda doğruyu bulacağına güveniyorum.
5- Senin mutluluğun için emek ve zaman vermeye değersin çünkü seni seviyorum.
6- Sen benimsin ve ben seninim ama şunu biliyorum; senin mahrem bir tarafın var o sana ait kesinlikle saygım var orada dururum. Benim mahrem bir tarafım var o bana ait orada durursun...
Biz hem özgürüz hemde birbirimize bağımlıyız.

Bu 6 şeyi yaşattığınız andan itibaren yaşam dansı başlar. "

Okumamış olanlar için devamı: http://kalbimdentemizbiryaprak.blogspot.com.tr/...endime-notlar-2.html

gece kuşağı, bir alıntı ekledi.
 24 Şub 16:22 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Bir Cumhuriyet Çocuğu Deniz
Bir Cumhuriyet Ailesinin Kemalist Düşünceyle Yetiştirdiği Oğlu

"Baba sana müteşekkirim, Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni" diyordu Deniz Gezmiş bir mektubunda babasına. Ve şöyle devam ediyordu;

"Küçüklüğümden beri evde devamlı Kurtuluş Savaşı anılarıyla büyüdüm ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim."
...

Babası Cemil Gezmiş, ilköğretim müfettişidir. Rizelidir. Annesi Mukaddes Gezmiş ise ilkokul öğretmenidir. Erzurum'un Tortum ilçesindendir.

Deniz'in annesini ve babasını Cumhuriyet yetiştirmiştir. Dedeleri ise o Cumhuriyeti kuran kuşaktır. Kurtuluş Savaşı'na katılmışlardır.

Deniz'in dedeleriyle ilgili bilgi bizzat Cemil Gezmiş tarafından açıklanmıştır. 12 Mart'tan sonra Sıkıyöntem'in Deniz'i aradığı dönemde sağcı basında yalan yanlış pek çok haber yer almaktadır. Bunlardan biri Deniz'in "Ermeni" olduğudur. Cemil Gezmiş en çok bu habere içerler. Ve Deniz'in sülalesinin "Türklüğü" üzerine şu demeci verir:

"Anne tarafından deden, Balkan Savaşına askeri lise öğrencisi olarak katılmış, Kurtuluş Savaşı'nda yaralanmış ve İstiklal Madalyası almış şerefli bir subaydır. Baba tarafından deden şimdi seni Ermenilikle itham eden zibidilerin var olması için Sarıkamış Muharebesi'nde Moskof ordularına karşı savaşırken esir düşmüş ve üç yıl Sibirya ormanlarında işkence çekmiştir. Sen bilir misin Gezmişoğulları Birinci Dünya Savaşı'nda onaltı şehit vermiş bir ailedir. Babanın üç dayısı Erzurum'un geri alınmasında Ermeniler tarafından şehit edilmiştir..."

Deniz - Yaşamı ve Mücadelesi, Özgür Erdem (Sayfa 10)Deniz - Yaşamı ve Mücadelesi, Özgür Erdem (Sayfa 10)
gece kuşağı tekrar paylaştı. 22 Şub 02:54
Yüksel Çetin, bir alıntı ekledi.
 12 Nis 2016

''Sizler,
Yani yeni Türkiye'nin genç evlatları!
Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz...
Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar.
Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.''

Nutuk, Mustafa Kemal AtatürkNutuk, Mustafa Kemal Atatürk