gece kuşağı'ın Kapak Resmi

ATATÜRK'ÜN MECLİS AÇILIŞ KONUŞMALARI

ATATÜRK; "Türkiye tek adam devleti değil bir halk devletidir. Tek adam rejimleri yıkılmaya mahkumdur."
" Tarih 1920... Anadolu işgal altında...# Atatürk'ün yaptığı ilk iş Meclisi kurmak.
"O karışıklık ve belirsizlik içinde İstanbul'da düşman askerleri tarafından kapatılan Meclis-i Mebusan'ı Ankara'da toplamaya çağırıyor. Ve Kurtuluş Savaşı'nı bu meclisin liderliğinde gerçekleştiriyor. Halbuki o karmaşa döneminde direnişçi subaylar arasında en üst rütbeli en tanınmışı Atatürk'tü. Sadece bu bile Kurtuluş Savaşı'na önderlik etmesi için yeterli olabilirdi. Ancak Atatürk bir avuç subayın önderlik edeceği bir direniş değil topyekün Türk milletinin ayağa kalkacağı bir Kurtuluş Savaşı peşindeydi. Doğrusu da buydu..."
MECLİS NASIL KURULDU VE EN YETKİLİ KİŞİNİN YETKİLERİ NELERDİ? Bugün işgal altında kurulan ve tüm kurucularının Kurtuluş Savaşı'nda Türk ordusunda savaştığı Gazi Meclisin tüm yetkileri ve gücünü 20 yıldır kandırılmış tek kişinin eline almak istediği zamanlarda bu sorunun cevabını bilmek çok önemli.
.
Atatürk'ün Meclis Açılış Konuşmaları Özgür Erdem tarafından yayına hazırlanan tarihi önemde bir kitap. Atamızın bu kitapta yer alan sözleri Nutuk'dan sonra okunması gerekenlerden önemli ve gerekli bir çalışma.

MİT VE ANLAM - CLAUDE LEVİ-STRAUSS

Claude Levi-Strauss Avrupa merkezci medeniyet tanımlamasının yanlış olduğunu düşünüyor. O'na göre tarih tek bir doğrultuda ilerlememiştir ve farklı sosyal dokuların farklı uygarlık yapıları vardır.

"...İlkel denilen insanların hafızaları, düşünme tarzları, mantık kategorileri ve kültürel tasnifleri ilkel değildi; sadece kendini insanlığın ve evrensel uygarlığın kaçınılmaz yazgısı olarak takdim eden Batı'dan farklıydı..."

Okumaya devam...

gece kuşağı, Psikanaliz ve Zen Budizm'i inceledi.
 19 Mar 22:34 · Kitabı okudu · 138 günde · Puan vermedi

Kitabın bir özeti sayılabilecek, altını çizdiğim kısımları es geçmeden buraya da aktarmak istiyorum. Benim için yabancı olduğum psikanaliz ve zen konusunda öğretici ve ufuk açıcı bir kitap oldu. Bu yazımın kitabın konusu hakkında fikir edinmek isteyen veya bir özet edinmek isteyenler için faydalı olacağını düşünüyorum ama öncelikle geriye dönük okumalarımda bana da hatırlatma olması amacıyla kendim için aldığım pekiştirme notlarımdan oluşmaktadır;

Kitabının sonunda Batı Psikanalizinin Zen'den yararlanabileceği görüşünden bahsediyor. Çeviri İlhan Güngören tarafından başarılı bir Türkçeleştirmeyle yapılmış. Özellikle bilimsel terimlerin Türkçeleştirilmesini çok başarılı buldum. Çevirmen kitabın sonuna Fromm'un vefatından bir kaç ay önce yaptığı son basın söyleşisini almış. Bu son söyleşiyi okumuş olduğuma ne kadar çok mutlu oldum anlatamam, böyle bir okumanın ardından değerli bir bilim adamının son sözlerini okumak, okuyucu için gerçekten çok güzel bir armağan. Eric Fromm mesleğinde daima terapilerinde incelediği kişinin bir insan olduğu gerçeği ile hareket etmiş, bunu en önde tutmuş, buna daima önem vermiş bir bilim adamı olduğunu söyler, insan bir makina değil duyguları olan bir varlık, gerçek oldukça sade ve ona bu gözle bakmak anlamak için yeterli. "Bana göre yalan sadece yalandır" der.

Söyleşinin son soru cevap kısmı ile yazımı bitiriyorum. Fromm'un ölümünden önce söylediği son sözleri gerçekten büyük bir hayat dersi veriyor... Kitabı okuyun :)

KİTAP HAKKINDA YAZDIĞIM YAZIMIN TAMAMINI OKUMAK İSTERSENİZ.

http://kalbimdentemizbiryaprak.blogspot.com.tr/...z-ve-zen-budizm.html

PSİKANALİZ VE ZEN BUDİZM, ERİCH FROMM
Bir süredir elimde özenle evirip çevirdiğim, sindire sindire okuduğum ve ilk defa kıyıp satırlarının altını 'kurşun kalemle' çizdiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Psikanalist Erich Fromm'un (1900-1980), Psikanaliz ve Zen Budizm başlıklı kitabından. Ünlü Psikanalist ilk basımı 1960 tarihinde yapılmış bu kitabında Batı Psikanaliz teknikleri ile Doğu Zen Budizminin yöntemlerini inceler.

Fromm Psikanalizin ve Zen Budizm'in insanın sorunlarına nasıl yaklaştığını ayrı ayrı ele aldıktan sonra karşılaştırmasını yapar. Zen Budizm incelemesinde Japon budist ve bilgin Daisetz Teitaro Suzuki'nin bu konuda yapılmış çalışmalarını referans almıştır.

Kitabın bir özeti sayılabilecek, altını çizdiğim kısımları es geçmeden buraya da aktarmak istiyorum. Benim için yabancı olduğum psikanaliz ve zen konusunda öğretici ve ufuk açıcı bir kitap oldu. Bu yazımın kitabın konusu hakkında fikir edinmek isteyen veya bir özet edinmek isteyenler için faydalı olacağını düşünüyorum ama öncelikle geriye dönük okumalarımda bana da hatırlatma olması amacıyla kendim için aldığım pekiştirme notlarımdan oluşmaktadır;

Kitabının sonunda Batı Psikanalizinin Zen'den yararlanabileceği görüşünden bahsediyor. Çeviri İlhan Güngören tarafından başarılı bir Türkçeleştirmeyle yapılmış. Özellikle bilimsel terimlerin Türkçeleştirilmesini çok başarılı buldum. Çevirmen kitabın sonuna Fromm'un vefatından bir kaç ay önce yaptığı son basın söyleşisini almış. Bu son söyleşiyi okumuş olduğuma ne kadar çok mutlu oldum anlatamam, böyle bir okumanın ardından değerli bir bilim adamının son sözlerini okumak, okuyucu için gerçekten çok güzel bir armağan. Eric Fromm mesleğinde daima terapilerinde incelediği kişinin bir insan olduğu gerçeği ile hareket etmiş, bunu en önde tutmuş, buna daima önem vermiş bir bilim adamı olduğunu söyler, insan bir makina değil duyguları olan bir varlık, gerçek oldukça sade ve ona bu gözle bakmak anlamak için yeterli. "Bana göre yalan sadece yalandır" der.

Söyleşinin son soru cevap kısmı ile yazımı bitiriyorum. Fromm'un ölümünden önce söylediği son sözleri gerçekten büyük bir hayat dersi veriyor... Kitabı okuyun :)

http://kalbimdentemizbiryaprak.blogspot.com.tr/...z-ve-zen-budizm.html

gece kuşağı, Hidayetname'yi inceledi.
17 Mar 03:03 · Kitabı okudu · 31 günde · Puan vermedi

Sadık Hidayet insana, yaşama, var olmaya karşı olan sorgulamaları ve çabaları olan, dünyanın dertleri ile dertlenen insan portresi çizer. Bu kitapta yazara ait çeşitli öykü, deneme vb yazıları bulacaksınız. Ben kitabı keyifle okudum ve bu sayede farklı bir yazarı da tanıma fırsatı buldum. Tavsiye ediyorum. Bundan sonra yazarın en önemli eseri olarak gösterilen "Kör Baykuş" romanını da aldım. Okunması gereken bir yazar ve bence bu kitap yazarı tanımak için güzel bir başlangıç.

"Hidayetname "Bir Eşeğin Ölüm Vakti Hal Diliyle Söyledikleri" ile başlayan kısa hikayesinde; ah bir dili olsa da konuşsa denilen, insanoğlu tarafından eziyet edilen zavallı bir eşeği konuşturarak, O'nun dilinden derdini anlatır: "Hayvanlara acımak temel olarak Doğu'da gelişen bir düşünce. Ayrıca, bütün peygamberler hayvanlara karşı zulmü yasaklamıştır. Okumuşlar, bilgeler, manevi değerler üzerine yazan yazarlar ve hatta şairler hayvan hakları konusunda birleşiyor. Örneğin Hakim Firdevsi, Allah ruhuna huzur versin, şöyle diyor: "Sırtında tohum taşıyan karıncaya işkence etme, çünkü o yaratık canlıdır ve hayat onun için tatlıdır." Ama bütün bu sözler, insanların acımasızlığını, sınırsız tamah ve hırsını önleyip sınırlayacak bir yasa olmadığı için, hiçbir sonuç vermedi..." "....Bu iki ayaklı yaratığın köleleştirdiği dilsiz bir hayvanın hayatının berbat sonucu bu..." Yazar, adaletsizliği, zulmü anlatırken bir yandan da ölüm düşüncesine takıntılıdır, bu düşünce Sasan Kızı Pervin, Ölüm, Sampinge ve Aysar öykülerinde kendini gösterir. Diğer yandan sizi 1932 yılının İsfahan şehrine doğru bir gezintiye götürürken, bir başka yazısında İran halk yaşayışında yer alan düğün, dernek ve halk inanışların ritüellerini inceler.

Kitabı okurken zaman zaman ara verip, yazıda bahsedilen İsfahan şehrine ait yerleri incelemeye koyuldum, yazarın alıntılarının peşinden gidip Mevlâna'ya ilham olmuş Ömer Hayyam'dan ilham almış Feridüddin Attar'ın Esrarnâme'sine ulaştım. Kitapta Kafka'nın Mesajı, (Peyami Kafka) başlığı ile yer alan inceleme Sadık Hidayet'in ömrünün son yıllarında yazdığı (1948) eserlerinden biri olup Kafkanın eserlerinde var olan ruh halini anlatır. Satır aralarında Hidayet'in insanın yaşamdaki yerine dair sorgulamalarına da tanık olursunuz;"

DEVAMI VE DAHA FAZLASINI SAYFAMDA YAZDIM OKUMAK İSTERSENİZ

http://kalbimdentemizbiryaprak.blogspot.com.tr/...yetname-ve-iran.html

KÜÇÜK KARA BALIK, HİDÂYETNAME VE İRAN EDEBİYATI ÜZERİNE OKUDUĞUM SON KİTAPLAR HAKKINDA BİR İNCELEME YAZISI.

"Günümüzde insanlar hilesiz hurdasız adalete ve sağlam bir düzene susamıştır ve yeni gerçekleri dört gözle beklemektedir" SADIK HİDAYET

"...İnsanoğlu yapayalnız ve korumasız. Adı sanı belli olmayan, kendi yurdu olmayan uyumsuz topraklarda yaşıyor. Kimseyle bir ilişki, gönül bağlılığı kuramıyor. Kendisi de biliyor bunu. Bakışlarından belli çünkü. Bir şeyleri örtbas etmek, kendini kandırmak istiyor. Diyelim ki kişiliği ifşa oldu; biliyor ki ortada bir şeyi yok. Hatta düşüncelerinde, davranışlarında bile özgür değil. Başkalarından çekiniyor; aklamak istiyor kendisini. Bir delil uyduruyor; delilden delile atlıyor. ama delilinin tutsağı oluyor. Çünkü etrafına örülen çitten dışarı atamıyor adımını.

Önümüze sayısız tuzaklar kurulmuş bir dünyada kaybolmuş gitmişiz. Tek rastladığımız şey saçmalık. Bu da korkuyu, ürküntüyü doğuruyor. Bu topraklarda kentlere, insanlara, ülkelere ve zaman zaman bir kadına rastlıyoruz. Ama sıkışıp kaldığımız bu koridordan başımız önde geçmemiz gerek. Çünkü iki yanımızda duvar ve burada her an yolumuzun kesilip tutuklanmamız mümkün..."

http://kalbimdentemizbiryaprak.blogspot.com.tr/...yetname-ve-iran.html