Bir insan kendi içindeki dağları kazııp da kendi gönlündeki hazinelerle, kendi yanındaki definlerle tanışmamışsa, kitapta mücevhere bile rastlasa, zaten onun kadrini bilemiyor ki, taş sanıyor. Peki kitap okunmayacak mı? Okunacak. Bazı kitap haritadır, pusuladır, kandildir, içindeki defineyi bulmana yardımcı olacak, yolunu işitacak. Ama içteki defineyi tanımamış olan, dış da cevher bulsa, onu taş sanıyor. Mesele içtedir. Okumaktan mana ne, demiş ya Yunus.