Herkesin uzun yaşamak istediği ama kimsenin yaşlanmak istemediği çelişkili zamanlardaydık. İnsan ömrü sanki bebeklik, çocukluk ve ergenlik olarak üç çağdan oluşuyordu. Yaşlılık yoktu. Birileri daha az gençti, birileri yaş almıştı, birileri yaşını hiç göstermiyordu, ama kimse yaşlı değildi. Yaşlılık "estağfurullah"tı, "yok canım"dı, "daha dur"du. İnsan tüm çabalarına rağmen hâlâ ölümlüydü, doğaya bu kadar kibirle meydan okumak nafile bir girişimdi.