Akşam Yıldızı

7,0/10  (3 Oy) · 
12 okunma  · 
2 beğeni  · 
678 gösterim
Kaderin zalim bir cilvesi Simon Blackwell'in hayatını onarılmaz biçimde değiştirdi. Yoğun tutkuların adamı, bozkırın vahşi doğasını kendine sığınak edip bütün dünyayla bağlantısını keserek, duygu ve arzularını sonsuza kadar yadsımaya kararlıydı. Ama insanın aklını başından alacak kadar güzel bir yabancı, adamın karşı durmaya yemin ettiği cinsel güdülerini harekete geçirdi. Simon Blackwell hiçbir kadının onu cezbedebileceğine inanmıyordu.

Annabel McBride dışında... hiçbir kadın.

Olağanüstü bir yazar.
-Lisa Kleypas

SAMANTHA JAMES HEYECAN DOLU, NEFİS ROMANSLAR YAZIYOR.
-Publishers Weekly

"SAMANTHA JAMES KALBİMİZİN EN GÜÇLÜ HİSLERİYLE UĞRAŞIYOR."
-Catherine Anderson

OKUYUCULAR ONUN SEVİMLİ, ÜÇ BOYUTLU KARAKTERLERİNE BAYILACAK.
-Romantic Times

SAMANTHA JAMES TAM DA OKUMAYI SEVDİĞİM TÜRDEN KİTAPLAR YAZIYOR.
-Linda Lael Miller
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2011
  • Sayfa Sayısı:
    320
  • ISBN:
    9786054456116
  • Orijinal Adı:
    The Secret Passion Of Simon
  • Çeviri:
    Esra Doyuk
  • Yayınevi:
    Pegasus Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ahmed Yasir Orman 
28 Eyl 2015, Kitabı okudu, 8/10 puan

(Yorum ağır spoiler içerir. Sonradan bana okuup da spoiler yedim diye kızmayın.) Kitabı bundan bi 20 gün önce bitirdim. Sıcağı sıcağına bu yorumu yapabiseydim keşke daha sağlıklı olurdu. Ama ne yapalım geç de olsa sizleri kitapla ilgili bilgilendirmeye çalışacağım.
Öncelikle bu tarz aşk kitaplarının kapak fotoğraflarına kızıyorum. Çoğu zaman bir kadın ve bir tarafları açık hatta bazen her yeri açık! Bu okuyucuya ve kitaba hakarettir. Bu kapaktan anlaşılan şudur: Kitap hiçbir edebi değere sahip değil, bu kapakla daha fazla satmasını umuyoruz. Hem bir de böyle kapak yüzünden kitabı otobüste trende rahat okuyamıyon. heralde derdi mi anlatabilmişimdir. Hiç uzatmadan kitaba geçeyim.
Yazar 1800leri çok iyi anlatmış. Adeta 19. yüzyıl İngiltere'sinde buluyorsunuz kendinizi. Kitap bir tesadüf üzerine kurulu. Önceden kızardım bu tesadüflere ama şimdi kızmıyorum bu tesadüfler olmasa aşk romanları yazılmaz. Hem bazen gerçek hayatda da tesadüflerle karşılaş mıyormuyuz? Anna tesadüf üzerine Simon adlı kendisinden büyük yakışıklı biriyle karşılaşırız. Anna karşılaştıkları nedenden dolayı bu adamdan nefret eder ama cazibesinden de kendini alıkoyamaz. Bir partide bu ikisi birbirlerine yakınlaşırlar bunu gören Annanın abisi olaya müdahil olur ve dedikodu çıkmasın diye evlenmeye zorlar onları. Bura da vay be demeden kendimi alıkoyamadım. Bu abinin kanında heralde Türk kanı var nasılda erkek gibi koruyor kardeşini. Bunlar evlendikten sonra da Simonun yaşadığı yere taşınıyorlar. Anna gurbet acısı çekiyor burada aynı bizim ülkede başka köye gelin olarak giden kızlar gibi. Simon bu evliliğin süremiyeceğini söylüyor. Nedenmiş ölen eşi ve çocukları yüzünden. Burası biraz bana garip geldi. Geçmiş geçmişte kalmış. Tamam karın ve çocuklarının ölümünden kendini suçlu buluyorsun ama suçlu buluyon diye de kendine hayat boyu acı çektirmenin lüzumu yok. Acı çekerek hep hayat geçmez. Senin evine her girdiği ortama neşe saçan bir kız gelmiş şimdi. Ne suçu var bu kızın senin geçmişte yaptığın hataların cezasını çekmeye. Tabi Anna hiçbir zaman pes etmiyor ve Simon2un sevgisini de kazanıyor.
Yazar karakterleri anlatırken çok değiştrebiliyor kişiliklerini. Mesela Simon bi yerde kaba biiriymiş gibi gösterirken bir yerde çok iyi biri yapabiliyor. Ya da Anna'yı normal bir güzellikte anlatırken kitabın ilerleyen bölümlerinde güzeller güzeli bir kızmış algısı yaratıyor. Tabi bunları ustalıkla yapmış.
Kitap sürekleyici. Okudukça okuyası geliyor insanın. Zaten bu tarz bestseller romanlar insanın merak duygusu sebebiyle bir çırpıda okunuyor. Daha lafı uzatmaya gerek yok heralde. Kitabı beğendim. boş vaktiniz olduğu birgün alıp okumanızı tavsiye ederim.

Seher 
06 Oca 02:35, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 8/10 puan

Tavsiye üzerine aldığım bir kitap.
Okumaktan keyif aldım.
Aşkı ve romantizmi yumuşak bir anlatımla okurlarına geçirmeyi başarıyor ve kararlı bir insanın açamayacağı kalp yoktur mesajını üstelik insanların başına ne gelirse gelsin hayallerinin ve umudun tükenmediğini anlatıyor.