İstanbul Yıldızı

4,0/10  (1 Oy) · 
2 okunma  · 
1 beğeni  · 
478 gösterim
Aşkın, hırsın, kaybedişin ve tutkunun hikâyesi. Beş yüz yıl öncesinden günümüze uzanan…



Kanuni Sultan Süleyman’ın miğfer-tacı… Cellat pazarına düşen mücevher saat… Kösem Sultan boğulduğunda kulağından çalınan paha biçilmez küpeler… İkinci Abdülhamid’in Paris’te satılan mücevherleri…



Ve günümüzde kıyasıya çekişmeyle geçen bir müzayede… Hepsinin ortak yanı İstanbul Yıldızı denen göz alıcı elmas.



Aşkın, hırsın, kaybedişin ve tutkunun hikâyesi. Beş yüz yıl öncesinden günümüze uzanan…



“Değerli Gül İrepoğlu yeni eseri İstanbul Yıldızı’nda görkemli bir elmasın peşine düşerek, adeta ‘elmaslı bir Osmanlı tarihi’ kaleme getirmiş. Öyle bir elmas ki, dört bir yanı daima ‘mavi bir ışığa’ boğuyor. Ve bu mavi ışığın parıltısında Kanuni’nin benzersiz miğfer-tacından II. Abdülhamid’in Paris’te satılan mücevherlerine, yüzyıllar, serüvenler, iktidar hırsları, tutkunun da ötesinde aşklar,bağlılıklar, ihanetler çok renkli bir geçit törenine çıkıyor.



İstanbul Yıldızı’nı ilk okuyanlardanım. Sevgili arkadaşım Gül’ün Osmanlı saray dünyasını yaşama ve yaşatma konusundaki başarısına yine hayran kaldım.”



- Selim İleri
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2014
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9786050920727
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 5 Alıntı

Metin Özdemir 
17 Mar 12:27, Kitabı okudu, Beğendi, 4/10 puan

"Avrupa fatihi olmaya hazırlanan bir padişahın tacı da Avrupalı fatihinkileriyle yarışmalıdır! Hatta onlardan daha muhteşem olmalıdır. Mukayese edenler onunkinin üstünlüğünde hemfikir olmalıdır. Maruzatım budur devletlim."
Buna katılıyorum İbrahimim,evet. Amma bir başka husu daha vardır. Sen ki sarayda, şehirde esasen devlette olan biten her şeyden haberdarsındır. Dolayısıyla vezirlerle papaların bu nevi harcamalara girişmemizi katiyen arzu etmediği de malumundur muhakkak. Tam hayati bir sefere çıkar iken böylesi tuhaf ve böylesi gösterişli bir başlığa bunca masraf etmek evla mıdır?" diye söylenecek erkanın sesine kulak vermemek nice olur dersin?"

İstanbul Yıldızı, Gül İrepoğlu (Sayfa 29)İstanbul Yıldızı, Gül İrepoğlu (Sayfa 29)
Metin Özdemir 
17 Mar 12:21, Kitabı okudu, Beğendi, 4/10 puan

Elmas sıra dışı rengiyle olduğu kadar, olağanüstü parlaklığıyla da şaşırtıyordu; yıldız misaliydi ışığı. Geceleri gökyüzünün karanlığını delen yıldızların en parlağına öykünen.

İstanbul Yıldızı, Gül İrepoğlu (Sayfa 17)İstanbul Yıldızı, Gül İrepoğlu (Sayfa 17)
Metin Özdemir 
17 Mar 12:29, Kitabı okudu, Beğendi, 4/10 puan

"Buyurduğunuz şüphesiz ki doğrudur devletlim.Ancak ben huzurunuzda güzelliklerden bahsetmeyi tercih ederim ve bu elmas sahici ve biricik güzelliğin ta kendisidir, yüreği andırır şekli onu daha da farklı kılar. İsmi de kendiyle müsemmadır : İstanbul Yıldızı... Şehrimiz yeryüzündeki en güzel yer olduğundan bu ismi vermişler elmasa da.

İstanbul Yıldızı, Gül İrepoğlu (Sayfa 31)İstanbul Yıldızı, Gül İrepoğlu (Sayfa 31)
Metin Özdemir 
17 Mar 23:32, Kitabı okudu, Beğendi, 4/10 puan

Bir kıvılcım, yeniçerileri ateşlemeye yeterdi, alevleri çabucak koca bir ateşe dönüşürdü. Öfkeleri onların gıdasıydı aslında, katı çiğnenmesi zor bir gıda.

İstanbul Yıldızı, Gül İrepoğlu (Sayfa 68)İstanbul Yıldızı, Gül İrepoğlu (Sayfa 68)
Metin Özdemir 
17 Mar 23:36, Kitabı okudu, Beğendi, 4/10 puan

" O elmas garip bir yürek yavrum. Sayısız yıl önce donmuş o. Yerin altından kabaca o şekliyle çıkarmış olmalılar. Ve mükemmelleşmesi için yontarken üzerinde açılan çentikle içinden kırılmış aslında, dışına aksettirmese de."

İstanbul Yıldızı, Gül İrepoğlu (Sayfa 158)İstanbul Yıldızı, Gül İrepoğlu (Sayfa 158)