Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

8 Cilt Takım

Nüzul Sırasına Göre Tebyinü’l Kur’an İşte Kur’an

Hakkı Yılmaz

Nüzul Sırasına Göre Tebyinü’l Kur’an İşte Kur’an Hakkında

Nüzul Sırasına Göre Tebyinü’l Kur’an İşte Kur’an konusu, istatistikler, fiyatları ve daha fazlası burada.
9.2/10
9 Kişi
8
Okunma
11
Beğeni
1.250
Görüntülenme

Hakkında

Kur’an'ı Arapça aslından okuyup anlamak ve anladıklarımı Türkçe anlatmak üzere, şeytan-ıracîm'den, onun telkin ve iğvalarından Allah'a sığınıyorum. Allah'ın izniyle bu kitapta heva, heves ve kuruntudan kaynaklanan ham düşünce üretimine yer verilmemiştir. Açıklamalar Kur’-an'cadır, yani Rabbimizin açıklamalarıdır. Bir ayetteki kısa ve öz ifadeler, daha ilerideki sûrelerde detaylandırılmış olan âyetler ile açıklanmıstır. el-Hamdü lillahi rabbi'l-alemin. Tam olarak yalnız kendisine malum olan özelliklerini bilemediğimiz için Yüce Allah'ı layığı ile övemesek de, bilebildiğimiz ve tahayyül edebildiğimiz tüm övgüleri âlemlerin Rabbi, Rahmân ve Rahîm Allah için özgülüyor, bilhassa bize Kur’ân'ı Türkçe olarak okuyucuya sunma nimetini bahşettiği için O'na sonsuz şükranlarımızı arz ediyoruz. Ve's-Salatü ve's-selamü ‘aleyna Yüce Rabbimizden, peygamberi Muhammed'i, yakınlarını ve arkadaşlarını destekleyip kolladığı gibi, bizlerle birlikte Allah'ın dînine hizmet edenlerin tümünü de korumasını, kollamasını ve desteklemesini niyaz ediyoruz. Bu kitap “tefsir” değil, “tebyin”dir.
Tahmini Okuma Süresi: 157 sa. 49 dk.Sayfa Sayısı: 5570Basım Tarihi: 25 Haziran 2015Yayınevi: İşaret Yayınları
ISBN: 9789753502801Ülke: TürkiyeDil: TürkçeFormat: Ciltli
Reklam

Kitap İstatistikleri

Kitabın okur profili

Kadın% 17.2
Erkek% 82.8
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş

Yazar Hakkında

Hakkı Yılmaz
Hakkı YılmazYazar · 9 kitap
Arapça ve Kuran’ı İlkokula başlamadan önce öğrendi. 1961 yılında ilkokulu bitirdi. 1963 yılında Arapça ve Hafızlık Eğitimi almaya başladı. 1965 yılında Arapça bilenler arasından seçilerek tekâmül eğitimi için Alanya’ya gönderildi. !969 yılında İstanbul’da Arapça Tekâmül Kursunda hocalık yaptı. Bu arada dışarıdan İmam Hatip Lisesini bitirdi. Askerlik dönüşü Ticaretle uğraşmaya başladı. Bu süreçte fahri vaizlik, Arapça Öğretmenliği ve muhtelif araştırmalarla uğraştı. 1987 yılında ticareti tamamen bırakıp Kur’an İlimleriyle uğraşmaya başladı. Kuran ve İlmi çalışmalarla uğraşan Hakkı Yılmaz evli ve çocuk babasıdır. Kur'ân-ı Kerim'i Türkçeye tercüme faaliyeti, ilk defa Cumhuriyet'in ilk yıllarında Elmalılı Hamdi Yazır'ın kaleme aldığı mealle başlamıştır. Böylelikle Yüce Kitabımızı anlamak noktasındaki sıkıntılar hafiflemiş ve 20. asır insanının Kur'an ile arasındaki mesafe biraz daha kısalmıştır. Elmalılı meâli ile başlayan bu süreçte pek çok meâl daha kaleme alınmış, bu da Allah (c.c.) kelâmının, farklı bakış açılarıyla okunmasına katkı sağlamıştır. Fakat bu meâllerin hepsi, ya nüzûl sırasına göre veya bilinen tertîb üzere “sûre”ler esas alınarak hazırlanmıştır. Tebyînü'l-Kur'ân adlı sıra dışı çalışmasıyla Kur'ân'ın anlaşmasına büyük katkılar sunan ve geniş kitleler tarafından beğeni ile takip edilen Hakkı Yılmaz'ın bu eseri ise Kur'ân'ın, iniş sırasına göre necm necm meâlini vermektedir. Necm, “bir kerede inen âyet grubu” demektir. Necm bir âyetten ibaret olabileceği gibi, onlarca, hatta yüzlerce âyetten de oluşmuş olabilir. Kur'ân 23 seneye yakın bir zaman diliminde toplumdaki olaylara, gelişmelere ve problemlere göre necm necm inmiştir. İşte bu meâl, necmlerin bir anlam bütünlüğü içinde bir araya getirilmesi sonucu oluşturulmuştur. Müellif bu çalışması ile Kur'ân-ı Kerim'i, ilk defa konu bütünlüğü içinde ele almış olup, Yüce Kitabımızın daha iyi anlaşılması hususunda farklı bir okuma biçimi sunmuştur. Bu eser, “tefsîr” değil, “tebyîn”dir. Çünkü tefsîr sözcüğü, terim olarak “Kur’ân’ı, Yüce Allah’ın muradına delâlet etmesi yönünden beşerî takat oranında açıklamak” demektir. Tefsîr sözcüğünün kökü “açıklamak, örtülü şeyi açmak” anlamına gelen “fesr” sözcüğüdür. “Fesr” sözcüğünün tef’il babından mastarı olan “tefsîr” sözcüğü de bu anlama paralel olarak “iyice araştırmak, çok açıklamak” anlamında kullanılmaktadır. Bütün bunlar, tefsîr sözcüğünün filolojik olarak şu anlamlara delalet ettiğini göstermektedir: “Anlaşılmamış, kapalı, müşkil, müphem bir sözü, konuyu ya da meseleyi anlaşılır hâle getirmek.” Bu bilgilere göre “Kur’ân tefsiri” diye yazılan eserler, müellifleri böyle düşünmeseler de, Kur’ân’ın kapalı, müphem ve örtülü olduğunu peşinen kabul etmiş olmaktadırlar.