Okulda Öğretilmeyen 50 Kural

0,0/10  (0 Oy) · 
2 okunma  · 
0 beğeni  · 
523 gösterim
Charles J. Skyes, hiçbir okulun müfredatında yer almayan elli yaşam dersi veriyor. Burada, insanların dünyada karşılaşacakları gerçekleri ve ailelerin nasıl kontrolü tekrar ele alacaklarına dair dürüst gerçekleri bulacaksınız. Skyes'ın kuralları içten, komik ve zorlu.

Bunlardan bazıları;

- Hayat adil değildir. Alışın.
- Gerçek dünya, özsaygınızı, okulunuz kadar önemsemeyecek. Siz kendinizi iyi hissetmeden önce, bir şeyler başarmanızı bekleyecek.
- Babacığınız ne derse desin, siz bir prenses değilsiniz...
- Öğretmeninizin katı olduğunu düşünüyorsanız, patronunuzla tanışana dek bekleyin. Kendi işini garantiye alması gerekmeyecek, bu yüzden biraz daha sinirli olacak. Siz işleri batırdığınızda, size kendinizi nasıl hissettiğinizi sormayacak.
- Okulunuz, kazananları ve kaybedenleri mezun etmiş olabilir. Yaşam öyle yapmaz.
- Küçük düşmek, yaşamın bir parçasıdır. Alışın.
- Aileniz ve kardeşiniz, düşündüğünüz kadar utanç verici değiller. Asıl utanç verici olan, nankörlük, kabalık ve somurtkanlıktır.
- Hayat, dönemlere bölünmez. Ve siz, yazları tatilde değilsiniz.
- Televizyon, gerçek hayat değildir. Siyah-beyaz filmlerde gördüğünüz insanlar, gerçek hayatta renkliydiler. Ve dünya dönmeye, siz doğduğunuzda başlamadı.
- Şu yaşadıklarınızı yaşayan ilk ve tek insan siz değilsiniz.
- Meslektaşlarınız arkadaşınız olacak diye bir şey yok ve arkadaşlarınız, aileniz değil.
- Kusursuz değilsiniz, olmak zorunda da değilsiniz.
- Fırsatınız varken, keyfini çıkarın.
(Tanıtım Bülteninden)
damla g. 
05 Ağu 21:29, Kitabı okudu, 4 günde, Puan vermedi

**Aşırı öznel kitap incelemesi**

Kitap evrensel değil öncelikle, bu şekilde başlamasam olmazdı. Amerika'yı ikiye bölen yazar "sert amerika" ve yumuşak amerika" olarak ülkeyi kendi sınıflamasına tabi tutmuş. Sert kısım çocuklarına her türlü yasağı gerekli gören, onlara hayır diyebilen otoriter anne-babalardan, yumuşak kısım çocuklarının üzülmemesi için her istediğini yapan, şımartılmış ve kontrolü elinde tutan anne-babalardan oluşuyor. Kitapta bu yumuşak amerika kesimi için sürekli bir hava baloncuğundan bahsediyor, bu çokça tekrarlandığı için "e tamam anladık" tepkisi yarattı bende. Yazarın söylediklerini en ufak ayrıntısına kadar aktarmış ama karşısındakinin anladığından emin olamamış tavrı hoşuma gitmedi, yine de sonuna kadar okumadan yorum yapmak istemedim. Bahsedilen hava baloncuğu konusuna gelince, klasik iki bebek hikayesinin başka türlü anlatımı diyebilirim. Bir bebeği 10 yaşına kadar en ufak hastalıktan kirden olaydan korursanız ona ileride karşılacağı zorluklarla nasıl baş edeceğini öğretememiş sayılıyorsunuz. Başka bir bebeği 10 yaşına kadar düşüp dizini yaralamasını ya da kirlenip hastalanmasını göze alarak geleceği için ne yaparsa nelerle karşılaşacağını / üstesinden nasıl geleceğini öğretmiş oluyorsunuz. Bir müsibet bin nasihattan iyidir diyen atamıza da bu benzetmeyle bir selam olsun.

Yiğidi öldür hakkını yeme diyen başka bir atamıza da bir selam, kitapta hoşuma giden az -öz- bölümler vardı. Yine de hiçbir katkısı olmadı diyemem. Emek verilmiş, araştırmalardan ve sayısal verilerden yararlanılmış, gerçekler göz önüne serilmiş, sapır saçma yeni jenerasyon aşk kitapları okumaktan misliyle daha yararlı buluyorum. Sözüm meclisten içeri.

Zihinsel gelişim kitaplarını hiç beğenmemekte ısrarcı gibiyim, başlarda önyargı sandığım bu kanının doğruluğundan artık eminim. Zaman kaybı demeyeyim de, şöyle bir düşününce gerçekten yönlendirilmeye ihtiyacı olan zayıf karakterler için gereklidir belki. Bana bu tür fazla bayıcı geliyor çünkü yazar istediği konuya değinebilme özgürlüğünde, ikna edeyim derken kendi görüşlerini yazıya katıyor bu da objektif bir ortamdan tamamen kopuk bir hal alıyor. 'Guru'ları eleştiren yazar bile ne kadar uğraşsa da ironik bir şekilde "bakın, böyle böyle yapmak sizi başarıya ulaştıracak" derken gurulaşıyor. Ki bana en çirkin gelen şey (denemeler ve şiirler hariç) eserlerde yazarın kişiliğini ve görüşlerini -anlayacak bir okur olduğum kanısındayım- üstü şeffaf örtüyle yazdığı şeye örtmesi. Bu kitaptan sonra da (hediye geldi, yine hediye almayacaksam) kişisel gelişim kitaplarını okumayı keseceğim. Daha çok erken ve benim okumam gereken milyon tane değerli kitap var.

Yaptığım en uzun kitap incelemesinin de bu olması kendi hayatımın ironisi.
Kitabı illa okuyacağım diyorsanız, iyi okumalar dilerim.

Kitaptan 1 Alıntı