7,0/10  (2 Oy) · 
5 okunma  · 
2 beğeni  · 
511 gösterim
."İlk başta her şey harikaydı, son durağa geldiğimi sanmıştım. Huzurlu, iyi insanlardan kurulu bir toplum. Kimse kimseyi kırmıyordu, herkes neyi neden yaptığını biliyordu ve hepsinden önemlisi, ölümün bile bir anlamı vardı. İdeallerden, hayallerden konuşabiliyordum, daha güzel bir dünya umudundan. Ama büyünün bozulması uzun sürmedi. Sadece birkaç basit soru, cevap bulmayan ve sorulmasından bile rahatsız olunan. Tüm bu görkemli yapı aslında iskambil kâğıtlarından kurulmuştu. Ancak hiç rüzgâr estirmezsen ayakta durabiliyordu. Beynini kilitlersen, inancın temel dayanaklarını asla sorgulamazsan, düşünmek yerine kabul etmeyi içine sindirebilirsen. Ben sindiremedim. Soruları sordum ve kâğıtlar yıkıldı."

Cemaat şirketlerinin isimleri, ciroları, okullarındaki öğrenci sayısı, Hocaefendi olarak anılan liderlerinin görüşleri: Ülkenin en güçlü İslami cemaati hakkında bugüne kadar çok şey yazıldı, söylendi. Ne var ki bu yapıyı oluşturan insanların yaşamları, oradan yolu geçenlerin duyguları, düşünceleri hep bir sır olarak kaldı.

Üniversite yıllarında Hizmet'i yakından tanıma fırsatı bulan yazar, anılarından hareketle kaleme aldığı bu romanda cemaatten insan manzaralarını paylaşıyor okurlarıyla. Hizmet'e katılmanın ve kopmanın nedenlerini irdelerken hem cemaate hem cemaatin dışındaki dünyaya seslenerek, birbirlerine ve hayata farklı bir pencereden bakmayı öneriyor.

Murat, Elif, Yusufçuk ve Ahmet'le birlikte bir yol öyküsü eşliğinde...
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2005
  • Sayfa Sayısı:
    224
  • ISBN:
    9789753425391
  • Yayınevi:
    Metis Yayınları
  • Kitabın Türü:
Burak Uzun 
27 Şub 2015, Kitabı okudu, 7/10 puan

Genellikle inançsız insanların arayış ve inanış hikayeleriyle karşılaşırız, ama Müstecaplıoğlu bu kitabında inanan insanların, çevrelerindeki inançlı insanlarda gördükleri olumsuz davranışlar ve sorgusuzca bir makinaya dişli olmalarına dayanamayıp arayışa girmeleri ve tanrı kavramını sorgulamalarına dair bir kurmacayla karşımızdaydı. Bir nevi anti-hidayet romanıydı kendisi. Sorgulamalar biraz daha ele avuca gelir olsaydı, üstün körü yapılmasaydı eşsiz bir kitap olabilirdi.

Kitaptan 2 Alıntı

Burak Uzun 
27 Şub 2015, Kitabı okudu, İnceledi, 7/10 puan

"Tüm kuşların özgürlüğü yalandan bir özgürlük. Nereye uçacaklarını kendileri seçiyor belki, ama uçmaktan vazgeçmeleri imkânsız. Hayatlarında köklü değişiklikler yapamazlar, benzerlerinden farklı bir yaşam seçemezler. Hep aynı tür ağaçlara aynı şekilde yerleşirler, göç mevsimini sorgulamak akıllarına bile gelmez. Doğdukları gibi ölmeye mahkûmdurlar. İnsanoğlu ise gerçekten özgür, hayatını kökten değiştirebiliyor, içine doğduğundan bambaşka bir yaşama yönelebiliyor, doğru ya da yanlış. Sanırım ona sorumluluk yükleyen yanı da bu."

Şakird, Barış Müstecaplıoğlu (Sayfa 216)Şakird, Barış Müstecaplıoğlu (Sayfa 216)
ozge 
01 Ağu 21:59, Kitabı okudu, Puan vermedi

üniversitede huzur bulduğum yer bir cemaat oldu. İslami cemaatleri duymuşsundur, her üniversitede olduğu gibi bizimkinde de muthis bir yapilanmalari vardi. Hepsi birbirinden ilginc uc yıl gecirdim orada. İlk basta hersey harikaydı, son durağa geldiğimi sanmistim. Huzurlu,iyi insanlardan kurulu bir toplum. Kimse kimseyi kirmiyordu, herkes neyi neden yaptigini biliyordu ve hepsinden önemlisi olumun bile bir anlamı vardi. Duygularım ciddiye aliniyordu, incitilmiyordum. kendimi eskisi kadar yalniz hissetmiyordum, o insanların arasında. İdeallerden, hayallerden konuşabiliyordum,daha güzel bir dunya umudundan. Ama buyunun bozulması uzun sürmedi. Sadece birkaç basit soru, cevap bulmayan ve sorulmasından bile rahatsız olunan. Tum bu görkemli yapı aslında iskambil kagitlarindan kurulmuştu. Ancak hiç rüzgar estirmezsen ayakta durabiliyordu. Beynini kilitlersen , inancın temel dayanaklarini asla sorgulamazsan, dusunmek yerine kabul etmeyi icine sindirebilirsen. Ben sindiremedim. Soruları sordum ve kagitlar yikildi.

Şakird, Barış Müstecaplıoğlu (Sayfa 27)Şakird, Barış Müstecaplıoğlu (Sayfa 27)