Saklı Gül

9,3/10  (6 Oy) · 
14 okunma  · 
5 beğeni  · 
457 gösterim
Hayatını kaybeden yüz binlerce insan… Ülkelerini terk etmek zorunda kalan 2 milyondan fazla kişi… Kadınlara ve çocuklara uygulanan sistematik tecavüzler, işkenceler ve akıl almayan vahşilikte cinayetler…

Saklı Gül, utancın diğer adı olan Bosna Savaşı’nın 20. yılında, savaş ve etnik temizlik sözcüklerinin ne anlama geldiğini anlatan tüyler ürpertici ve gerçek bir hikâye.

Savaşın 20. yılında, kalbinin bir parçası savaşın ve hüznün simgesi Bosna’da kalanlara…

Saklı Gül, Bosna’da yaşanan savaştan kaçmak için İspanya’ya göç eden Zehra’nın gerçek olaylara dayanan hikâyesi. Şiddet gördüğü korkunç zamanları ve sevdiklerini ondan ayıran zalimliği arkada bırakan Zehra, yeni bir hayat arayışındadır. Sıkıntıların üzerinden gelebilme gücü ırkçılığa, nefrete ve kaderin oyunlarına kafa tutmasına yetmeyen Zehra daha güçlü limanlara sığınır: Kız kardeşi, hayatını kurtaran bir İspanyol ve yeni bir aşk. Saklı Gül aşk ve arkadaşlık ile savaşın ve göç etmenin acı gerçeği üzerine herkesin duyması gereken bir hikâye.

Hayatı öğrenmek, yaşam mücadelesi vermek ve aşka, tutkuya yeni bir şans vermenin önemi üzerine acı ve umut dolu bir roman…
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    421
  • ISBN:
    978-605-5289-42-3
  • Orijinal Adı:
    La Rosa Escondıda
  • Çeviri:
    Pınar Gökbar
  • Yayınevi:
    Pegasus
  • Kitabın Türü:
Hamit Pala 
12 Nis 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bosna katliamıyla ilgili olarak okuduğum en etkileyici kitaplardan biri. Yabancı bir yazarın gözünden de olsa Bosna'da yaşanan vahşeti, özellikle Avrupa'nın göbeğinde yaşanmış olan, katliamı, soykırımı en canlı, dehşet verici şekliyle gözler önüne seren, insanın ruhuna işleten bir anlatıma sahip bu kitapla 1995'te, bu vahşetin yaşandığı o bölgelerin yakınlarından geçişime döndüm. Erkeklerin ıstıraplarından çok kadınların, annelerin ıstırapları daha dikkat çekiciydi kadın bir yazarın kaleminden verilen mesajlarda.

Mahpuker Sönmez 
13 Eki 18:42, Kitabı okudu, 8 günde, Beğendi, 10/10 puan

Normal yaşam da kadın olmanın zorluğunu yaşayan kadınların esas savaşlarını savaşlar da verdiklerini bir kez daha anlayacak ve bu acı gerçeğin tokat gibi suratınıza vurduğunu göreceksiniz... İnsanın içini kanatan bir öykü. Tecavüzler, işkenceler, toplu mezarlar insanlığından utanması gerekenlerin utanmayı bir kenara bırakın her şeyi görmemezlikten gelmesini en iyi şekilde dile getiren kitap…Saklı Gül’ü okuduktan çok kısa bir süre sonra turla Balkan ülkeleri gezisine gitmiştim. Saray Bosna’yı nasıl abluka altına aldıklarını keskin nişancıların insanları nasıl öldürdüklerini, çarşının tam orta yerinde ilk patlayan bomba ve ölenlerin kanının yerde hala işaretli olması ve ablukayı delmek için halka yiyecek içecek ve silah yardımında bulunmak için kazdıkları tüneli gördüm (1500 m lik ti yanılmıyorsam.) Kazıya aynı anda tünelin her iki tarafından başlıyorlar. Ve kazanlar (giriş ve çıkış diyelim) giriş abluka altında (gizli, gizli kazılıyor) çıkış (sözüm ona birleşmiş milletlerin gözetiminde ama Sırplara gizli yardım yapıp o bölgenin denetim altında tutulmasına göz yumuyorlar) ablukanın dışında. Ve elde hiç plan proje yok. Kazanlar hiçbir araya gelmeden tüneli kazdıkları halde ve ortada buluştuklarında tünelin çapın da milim kayma olmadan tek hat üzerinde olduğunu görmek beni çok şaşırtmıştı. Bu gün bir arada yaşar gibi görünseler de her kentin en yüksek tepesin de devasa bir haç dikili. Mahalleleri ayrı. Mahalle de oluşan sorunlar için belediyeye her mahallenin seçtiği (ihtiyar heyeti diyelim) kişiler gidip sorunları çözmek zorunda kişiler kendi başlarına belediyeye ya da devlet dairesine gidemiyor… İçten içe kaynamalarına rağmen yüzyıllardır bir aradayız bir şey olmaz mantığıyla hareket ettiklerinden dolayı savaşın geliyorum seslerine kulaklarını tıkamış ve yaşamlarına devam etmişlerdir. Titonun ölmesi gücü eline geçirmek isteyen Sırpların önce Hırvatlara sonra da Boşnaklara saldırması ve Avrupa ülkelerinin buna göz yumması Balkanlar da onarılamaz olayların yaşanmasına sebep olmuştur. Bu gün savaş bitmiş gibi gözükse de resmi olarak bitmedi, bitmediği için de halk tedirgin…