Yaşam ile Ölümün Akrabalığı Antigone'nin İddiası

8,0/10  (1 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
337 gösterim
Antigone'nin suçu, ağabeyinin cesedini, dayısı Kral Kreon'un yasağına rağmen gömmesidir. Kreon'un huzuruna çıktığında failin kendisi olduğunu inkar etmeyi reddeder, eyleminin arkasında durur. Yasaklanmış bir yası tutar Antigone. Bu nedenle başkaldırısı kendisini ölüme sürükleyen bir karakter olarak her zaman tartışma konusu olmuştur.

Feminizm eksenli tartışmaların en önemli isimlerinden Judith Butler bu kitabında 'Antigone belirli bir feminist siyaset türünün temsilcisi haline getirilebilir mi?' sorusunu irdeler. Butler'a göre Antigone temsil ile temsil edilebilirliğin, aile ile devletin, yaşam ile ölümün eşiğinde bir karakterdir; normlara kafa tutan bir karakter. Bu yönüyle yasaya başkaldırının bir sembolü olmuştur. Risklerle dolu bir karakterdir Antigone; kültürel kavranabilirlik alanının sınırlarını zorlar. Peki bütün bu özellikleriyle Antigone kafa tuttuğu yapıların değişmesinde rol oynayabilir mi? Bunun için Antigone üzerinden aşklarımızın, kayıplarımızın meşru ve tanınabilir olmasını belirleyen kavranabilirlik sınırlarının yeniden düşünülmesi gerekir.

Bu anlamda Antigone'nin İddiası'nda Butlar'in düşünülmesi işaret ettiği can alıcı soru şudur: Eğer psikanaliz Oedipus yerine Antigone'yi başlangıç noktası olarak alsaydı neler farklı olurdu? Meşruluğun sınırlarını belirleyen Yasa'yı yeniden düşünmemiz için...
(Tanıtım Bülteninden)